1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Kıbrıs sorunsalı ve Ortodoks Kilisesi…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs sorunsalı ve Ortodoks Kilisesi…

A+A-

 

  1 Nisan, Kıbrıs’ın tarihsel süreci açısından çok önemliydi ama bizim kamuoyumuzda es geçildi. Güney Kıbrıs’ta yapılan etkinlikler ve kullanılan kışkırtıcı, fanatik söylemler yeterince değerlendirilemedi. 1 Nisan EOKA’nın Kıbrıs’ta faaliyete geçişinin 57’nci yıldönümüydü. Bu yıldönümünü halkımızın hiç bu kadar unuttuğu bir yılı anımsamıyorum. İçsel sorunlarımız bizi tarihsel etkilenişimlerden bu kadar mı kopardı?!..

   Arkasından, Ortodoks Kilisesi’ne mensup papazın Yunanistan dönüşü Güney Kıbrıs’a girişinde üzerinde üç kilo marihuana ile yakalanması kaçınılmaz olarak bazı düşünceleri ve yorumları tetikleyecekti… Bu olay, Rum halkı arasında çeşitli tepkilere neden olurken, bizim tarafta da tarih bilinciyle donanmış çevrelerde ilginç çağrışımlara neden oldu. Kıbrıs’ın siyasal tarihini bilenler “papazlar artık silah yerine uyuşturucu mu taşımaya başladı?” ironisinde bulundular. Yine buna bağlı olarak “Rum kilisesinin başı Başpiskopos İkinci Hrisostomos siyasetle bu kadar ilgileneceğine kilisesindeki bu yozlaşmalara da baksın” yorumunu yapanlarımızın sayısı da az değildir. Nitekim Rum basını, marihuana ile yakalanan papazın koruyucusunun Başpiskopos İkinci Hrisostomos olduğunu eldeki verilere dayanarak açıklamış ve geçmişte bu papazın mezarlık sorumlusuyken çifte mezar satışları konusunda yaptığı suistimallerin hasıraltı edildiğini öne sürmüştür.

   Tabii ki, papazların, kilisenin ve siyasetin bu tür çağrışımlarla gündeme gelmiş olması yersiz ve dayanaksız değildir. Kıbrıs sorununun trajik boyutlar kazanmasında tarih boyunca kilisenin ve papazların etkin ve olumsuz rolü olmuştur. Başta Başpiskopos Makarios olmak üzere, Rum siyasetinin sürükleyici liderleri genellikle papazlardır. Özellikle bizim nesil EOKA terör döneminde papazları ellerinde silah Türklere karşı savaşırken ya da siyasal gösterilerde hep ön saflarda gösteren fotoğraflardan çok etkilenmiş ve “bunlar nasıl din adamları?” sorusuyla hep çalkalanmıştır. 

   Yunanlıların Osmanlıdan ayrılmasının ve bağımsızlıklarının kazanılmasının tetiklendiği ilk günden itibaren Ortodoks Kilisesi ve papazlar siyasetin baş aktörleri oldular. Osmanlı İmparatorluğuna karşı İngiltere, Fransa ve Rusya’nın desteğiyle oluşturulan “Ethniki Eterya” (Milli Şirket) adlı gizli örgütün yürütülmesinde Ortodoks Kilisesi öncülükte bulundu. “Ethniki Eterya”nın 10 maddelik eylem planının 8’nci maddesinin “Kıbrıs’ın, bağımsızlığını kazanacak olan Yunanistan’a ilhakı” şeklinde düzenlenmesi, Kıbrıs’taki Ortodoks Kilisesi’ni de bilfiil siyasal ve terörist eylemlerin içine soktu. Padişah Birinci Sultan Mahmut döneminde, 1880’li yıllarda, Yunanistan’da Osmanlıya karşı başlatılan isyanla eş zamanlı olarak Theofilos Theseus adlı bir Kıbrıslı Rum papaz, Yunanistan’dan bindiği bir ticaret gemisiyle gizlice Larnaka’ya çıkarak Rumları isyana teşvik etti, kilisenin himayesinde bazı örgütlenmeleri gerçekleştirdi. Kıbrıs’taki Başpiskoposluk şemsiyesi altında isyan çalışmalarının tetiklendiğini ve Türklerin kıyımdan geçirileceğini istihbar eden Kıbrıs’ın Osmanlı Valisi Mehmet Paşa (Küçük Mehmet) 1821’de kiliselere baskınlar düzenledi. Baskınlarda silahlar ve isyana dair önemli dokumanlar ele geçirildi. Bu arada, Kıbrıs başpiskoposluğunun girişimiyle 132 Rum’un silahlarla birlikte ve çok miktarda parayla Mora İsyanı’na destek için gönderildiği saptandı. İsyanın önderliğini yaptığı belirlenen 14 papaz yakalandı ve bunlar yargılanarak idam edildi. Kilise bu olayı, Türklere karşı kinin ve intikam duygularının körüklenmesinde hep kışkırtma materyali olarak kullandı.

   1932’de İngiliz yönetimine karşı adayı Yunanistan’a ilhak etme adına çıkarılan ve İngiliz Valisi’nin sarayının da yakıldığı isyanın arkasında yine Rum Ortodoks Kilisesi vardı. Bu isyan Kıbrıs halkının pek çok hakkının ve özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olacaktı. Kilisenin ve papazların ilhakçı serüvenleri dur durak bilmez. 15 Ocak 1950 Enosis plebisitinin düzenlenmesinde kilise ve papazlar yine başrolü oynar. Kiliselerde yapılan bu plebisite katılan Rumlar Enosis için “evet” ve “hayır” oyu kullandılar. Plebisitte oy kullanan Rumların yüzde 96’sı tercihini Enosis’ten, yani Yunanistan’la birleşmekten yana koyar. Derken 1955’in Nisan ayında,  plebisitin sonucunu yaşama geçirmek üzere EOKA faaliyete geçtiğinde, bu terör fırtınasında kilisenin ve papazların üstlendikleri etkin rol yine kısa sürede ortaya çıkar. Plebisit zaten, başlatılacak olan silahlı isyana Rumların ne denli destek vereceğini belirleyebilme adına yapılmıştı. Kiliseler bu dönemde silah deposuna ve EOKA teröristlerinin barınağına dönüştürüldü. İngiliz askerleri kiliselere sık sık baskınlar düzenlemek zorunda bırakıldı. 1959’da Londra ve Zürih Antlaşmalarıyla oluşturulan Kıbrıs ortaklık cumhuriyetinin “Akritas Planı”yla yıkılmasında da yine başrolde kiliseyi görürüz. Zaten Başpiskobos Makarios baskıyla imzaladığı antlaşmalar daha yürürlüğe girer girmez “bu aşama, bizim Enosis’e sıçrama tahtamız olacak” demişti. Bu sıçrama tahtasının nasıl kullanıldığını da çok geçmeden tüm dünya görecekti.

   Son tahlilde net biçimde şunu diyebilirim ki, Kıbrıs sorununun boyuttan boyuta girmesinde ve şimdi bir çözümsüzlük batağına saplanmasında Rum Ortodoks Kilisesi en büyük paya sahiptir. Dinsel kaygıları ve çekinceleri olmaması gereken Rum Komünist AKEL partisinin iktidarında bile kilisenin fanatik dayatmaları aşılamadı. Köhne Enosis hayalini, fanatizmi ve ırkçılığı hâlâ genç Rum beyinlerine aşılamakta berdevam olan bir kilise otoritesi söz konusudur. Komünistler bile bu etkilenişimin dışında kalamıyorlar!..

   Bakınız; Rum Ortodoks Kilisesi’nin çok iyi bilinen gelenekleri ve serüvenleri sürecinde birtakım sosyal yozlaşmaların marihuanacı papaz dolayısıyla yeniden gündeme gelmesi bizi şimdi yine ne tür çağrışımlarla karşı karşıya bıraktı. Tarihi bilmek, unutmamak ve doğru yorumlamak hem içinde bulunduğumuz günler ve hem de gelecek açısında son derece önemlidir, yaşamsaldır.   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.