1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Kıbrıs Türk halkı siyaset dolaplarında döndürülürken aldatılıyor
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs Türk halkı siyaset dolaplarında döndürülürken aldatılıyor

A+A-

Ata Atun  iyi bir araştırmacı.  Ayrıca İnterneti de iyi kullanıyor.  Bir süre önce  “eğer Annan Planı kabul edilseydi ne olacaktı”  diyerek aradan geçecek yıllar itibarı ile planın uygulanması sonucunda nasıl bir siyasi felâkete düçar olacağımızın  bircik bircik somut maddelerini  serdiydi önümüze…

Ve bir kez daha anladıydık:  “Rum sadece egemenimiz olmakla kalmayacak,  Kuzey’in de mutlak sahibi olacaktı.”

Ata Atun dün Kıbrıs gazetesindeki Köşesinde bir başka olaydan söz ettiydi.  Konu  “2.  Cumhurbaşkanı Talat’ın müzakereler süresince kendisine bir Amerikalı diplomatın danışmanlık yaptığıydı…”

O dönemlerde böyle bir kişinin olduğunu duymuş sırrını çözememiştik.  Atun da olayı yeni çözdüğünü söylüyor.  Kısaca  Söz konusu olan Talat’ın bir danışmanı.  Bu danışman ABD’nin Dışişleri Bakanlığında görev yapmış, Balkanlarda,  Afrika’da, Güney Doğu Asya ve Akdeniz bölgesinde çalışmış,  Yunanistan ve Bosna Hersek de ABD Elçisi olarak bulunmuş  Thomas J.  Miller…

1997-99 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığında Kıbrıs Özel Koordinatörü olarak görev yapmış… 2010 yılında emekli olmuş.  Ve Washington’da  “İndependent Diplomat”  adlı örgütte göreve başlamış.

Kısaca bu Miller adlı  bölgeyi ve Kıbrıs’ı iyi bilen  diplomat  2.  Cumhurbaşkanı Talat’a da danışmanlık yapmış… Asıl ilginç olanı ise hem Kuzey Kıbrıs hem de Talat’la sözleşme yapmış olması. 

Atun diyor ki bu Thormas Miller dönemi ile ilgili açıklamalarda bulunmuş.  Bu arada anti parantez yazalım:  Çalışmaları sırasında asla Turkish Republic Of Northern Cyprus gibi tanıtıcı ifadeler kullanmamış en kabadayından  “Kıbrıs’ın Kuzeyi”  demiş.  Dolayısıyle peşin peşin Güney’deki Rum Yönetimini tüm adanın tek devleti olarak kabul etmiş. Dolayısıyle de   “Birleşik Kıbrıs’ı” oluşturmak hedefinde çalışmış.  Adada  “tek Devlet,  tek vatandaşlık tek egemenliği”  tesis etmek  için uğraşmış. 

Atun’un araştırmasına göre 2002-2004 arasında benzer bir örgüte  “Building Puplic Perception”  Yani  “bir fikri bir halka kabul ettirmek” örgütüne Annan  Planına referandumda evet dedirtmek için  fiyatı neyse parası ödenmiş,  sonucunda da zaten  Plana yüzde 65  “evet”  oyu çıkartılmıştı!   (Tabi Miller’in danışmanlığı gizli tutulmuş ama anlaşılıyor ki Rum liderliği bu danışmanı zaten biliyordu!)                                                  *****

BU ADADA NE DOLAPLAR ÇEVRİLMEDİ Kİ

Ata Atun’un yukarıda özetle aktardığım  “araştırmasını”  es geçemedim.  Talat’ın  danışmanı Miller’e ait bu bilgileri  topladım ve şu sonuca vardım.

BİR:  Efkâr’ı Umumiye dediğimiz  “halk”  her şeyi bildiğini zanneder fakat hiçbir şey bilmez!  Kaldı ki halk ne söylerse söylesin,  hangi etki tepkilerde hareketlenirse hareketlensin son söz her zaman kendisini yöneten yönetici kadrolarınındır.

İKİ:  Nitekim Talat döneminde Miller’i ne bilen vardı ne tanıyan.  Fakat bilmesi gerekenler arasında  Ankara da vardı Lefkoşa’daki   “yetkililer”  de.   

ÜÇ:  Halk  “referandumda”  Annan planına evet denmesi için paralar saçıldığını biliyordu ama bunun Amerikalı Miller’in ve yine Amerikalı örgütlerin işi olduğunu bilmiyordu!

DÖRT:  Halk  Amerikalı Miller’in dolayısıyle Amerika’nın da   “Tek devlet,  tek yurttaşlık,  tek egemenliği”  savunduğunu da  bilmiyordu!  Dolayısıyle Annan planını desteklediği ve  “evet”  dedirttiği için  Erdoğan’ın da sonuçta bu Amerikan destekli   “Birleşik Kıbrıs”a destek verdiğini de hiç öğrenemediydi!   

BEŞ:  Halk, Sol cenah’ın ve Globalizmin Kuzey’deki öncüsü olan Talat’ın demek ki günü geldiğinde Amerikan planları ile danışmalarına fırsat verecek kadar da  Sağ cephede yer alabileceğini hiç tahmin etmediydi!

ALTI:  Kısaca halk 2004 referandumunda kandırıldıydı!

İBRETLİK OLAYLAR                       

Gelelim bugünlere.  Kıbrıs sorunu bitmedi. Hem Talat  hem Eroğlu ile çalışan  Kudret Özersay’ın istifa ederek  Twitter’den   “Toplarlanıyoruz Hareketi”  başlığı altında yeni bir siyasi girişimi başlatması Kıbrıs sorununun müzakereler safhasının bitmediğinin ispatıdır…

Buna karşın artık kendimizi,  gelecekte  nasıl bir statünün  içinde görmek istediğimizin kararına varmalıyız.  Nedeni şudur:

Bugün istesek de  “Kıbrıs Türk halkının kırmızı çizgileri bunlardır”  diyemiyoruz.  Çünkü yokturlar!

İşte yukarıda özetlediğimizce  Talat’ın da savunduğu  Amerikan malı   “Birleşik Kıbrıs”  olayı,  işte  şimdilerde Pasaportlara  Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  olarak kazınan bir başka siyasi iddia.  Yahut sorup da hâla cevabını veremediğimiz   “iki Devlet mi,  konfederal sistem mi yoksa federal Kıbrıs mı”   alternatifleri! 

Müzakere olacaksa halk neyin müzakere edileceğini bilmelidir.

SERDAR DENKTAŞI DİNLEYİN:  DP’nin Başkanı Serdar Denktaş ısrar ediyor.  “Halka gidelim, nasıl bir çözüm istediğini  soralım.”  Yani referandum teklifinde bulunuyor.

Gerçekleştirilmesi gerekmektedir çünkü artık  “aleveresi  ile daleverisinden”  başka özelliği kalmayan siyaset dolaplarında döndürülmekten,  yabancıların oyuncakları olmaktan  usandık.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.