1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Kıbrıs’a “Ülkem” Diyenler…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs’a “Ülkem” Diyenler…

A+A-

Sırtını Girne Limanı’na vermiş TC’li, yüzünü limana çevirmiş TC’li sunucuya konuşuyor; “Ülkemiz gerçekten çok güzel.”

TC’li sunucu devam ediyor,”Güneşin en güzel doğduğu yerdi, şimdi en güzel battığı yer de diyebiliriz.Keyfimiz yerinde. Anavatanımız sayesinde hem dünyanın en borçlu ülkesiyiz, hem de  anavatanımızın borçlarımızı silmesi nedeniyle çok rahatız.”

Konuyu beyaz kimlikle yeşil kimliğe getirip muhalefeti epeyce eleştiriyorlar.

Verilmesi düşünülen kimliklerin hak olduğundan bahsedip nüfusun en fazla üç yüz bin olduğundan söz ediyorlar. 

Sonra insan haklarına dokunup, çaktırmadan, yerleşiklerin ülkelerine dönmeleri gerektiğini söyleyenlere, “faşist” damgasını vuruyorlar…

Bir , gecenin ilerleyen saatlerinde yenilen yağlı yemeklerin hazmedilmemesi  var bir de mecazi anlamdaki hazmedememek.

İzmir veya başka bir şehirden kalk,  hükümetin kontrolünde olamayan bir bölgesine gel, iş bul, iş yap, kazan, ülkende yatırım yap…

O ülkenin birleşmesinde en büyük engel sen ol…

Sonra da o ülkenin sahibiymişsin gibi ülkelerine sahip çıkmaya çalışanlara “faşist” de.

Hazmedilebilir mi?

Oysa ki insan hakları başka, hakların gasp edilmesi başkadır.

Muhtemelen 1974’e gidilen süreçte de 1974 parçala-paylaş savaşında da dünyada yoktu bu çakmalar.

Bombaların patladığı, kurşunların duvarları deldiği günlerde korku yaşamadılar.

Ve en önemlisi kısa yaşamlarında üç dört kere göçmen olup öleceği yeri hala bilemeyenlerin insan haklarının olduğundan da haberleri yoktur.

Yemedi, içmedi, çalıştı bugüne kadar.

Bir oğlu bir kızı var, tanıdığımın.

İyi kazanıyordu son dönemlerinde.

Ve hem kurduğu firmanın “güçlü” olmasına, hem de yaşının ilerlemesine bakarak oğluna, “Gel sen idareyi al ben dinleneyim” deme gafletinde bulundu.

Birkaç kere o ve oğlu ile aynı mekanda (meyhanede) bulundum..

-Oğlun biraz züppe,dedim.

-Nereden vardın bu kanıya? diye sordu.

-Garsonlara hitap şeklini beğenmedim.Onların da bir ailesi olduğunu,gecenin ilerleyen saatlerine kadar emek harcadıklarını, bu şekilde hakaret eder gibi bir davranışı hak etmediklerini, söyleyip oğlunu iyi yetiştiremediğini belirttim.

-Haklısın, deyip durumun farkında olduğunu söyledi..

İş yerini oğluna devrettikten yaklaşık bir yıl sonra bir gece aradı…

-Perişanım..

Meğer oğlu işi batırmış ve adama kabarık bir borç bırakıp kaçmış.

İnce bir çizgi var anlattığım bu hadisede..

Sırtını duvara dayayıp, “nasılsa benim yerime halleder” düşüncesinde olanlar, duvarın yıkılıp yere yığıldıklarında anlarlar, yaptıkları hataları…

Biz hata yaptık güvenmekle.

Şimdi ne yapabiliriz?

Sırtını denize dönen adama, “Kardeşim siz hiçbir zaman Kıbrıslı olamazsınız, bu ülkede olağanüstü durum var, ateşkes nedeniyle siz ellerinizi kollarınızı sallayarak burada bulunuyorsunuz ” deyip, “sonuçta ülkenize geri döneceksiniz fazla laga luga etmeyin” demesini bilmeliyiz.

Ki onlar bu ülkede kalıcı olmadıklarını ufak ufak kafalarına yerleştirsinler

Aksi taktirde onları daha çok dinler ve yüzümüze baka baka Kıbrıs için,” ülkemiz” demelerine çok canımız sıkılır …                   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.