1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Kıbrıs’ın ölümcül yaz sıcakları…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs’ın ölümcül yaz sıcakları…

A+A-

   Geride bıraktığımız temmuz ayı, aşırı sıcaklardan kaynaklanan ölümler, hastalıklar ve tedirginliklerle doluydu. Güney Kıbrıs’ta aşırı sıcaklardan kaynaklanan ölümler ve ölümcül hastalıklar açıklandı. Bizim tarafta ise resmi bağlamda öylesi bir duyarlılık gösterilmediği halde, temmuz ayının girişiyle birlikte çeşitli yaştaki ölüm olaylarının arttığı gazetelerdeki ölüm duyurularından da gözlemlenebildi.  

   Her yıl dayanılmaz yaz sıcaklarının yaşandığı Kıbrıs’ta temmuz, bu sıcakların tavan yaptığı aydır. İzin ve tatil hakkı olanlar, bu haklarını özellikle temmuzda kullanmaya ve serin yerlere kaçmaya çalışırlar. Kaçamayanlar ve hele güneşin altında çalışmak zorunda kalanlar ise yanıp kavrulurlar.  

   Küresel ısınma nedeniyle ünlü ada sıcaklarının her yıl biraz daha şiddetlendiği Kıbrıs’ta başkent Lefkoşa bu sıcakların rekor kırdığı bölgedir. Meteoroloji raporlarına bakıldığında Lefkoşa’daki ısının diğer bölgelere oranla birkaç derece daha yüksek olduğu yaz mevsimi boyunca görülür. 

   Oysa on bin yıl öncesinin Kıbrıslılarının bu bölgeyi başkent olarak seçme tercihlerinden biri de, coğrafyasının serin olmasıydı. Sık ormanlarla kaplı dağların eteğindeki püfür püfür esintili bu bölge, yerleşim için cezp ediciydi. Yerleşim hareketiyle birlikte Lefkoşa’nın içi ve çevresi de bolca ağaçlandırıldı. Bahçesiz tek bir ev yoktu… Gezgin yazarların eski Lefkoşa gözlemlerinde, yüksek hurmalıklardan, geniş bahçeli evlerden bolca söz edilmektedir. Bu bahçeli evlerdeki konukseverlikler ve geleneksel ağırlamalar anlatılmaktadır. 

   Hani nerede şimdi o güzelim bahçeli evler? Eski Lefkoşa’nın karakteristiği olan hurmalıklar? Bir zamanlar ortasından nehir geçen yemyeşil Lefkoşa baştanbaşa beton cehennemine dönüşmüş durumda. 

   Çevresel duyarsızlık zaman içinde Lefkoşa’yı ağaçlarından ve yeşilliklerinden arındırdı. Baltanın ve yangınların yok ettiği serinletici ormanların yerini, alev kusan kayalar ve bozkırlar aldı. 1995’deki unutulmaz Beşparmaklar yangını ise her şeyin üstüne tuz biber ekti, Lefkoşa’yi klimatik özelliğinden tümüyle arındırdı.

   Yok başka çaresi; ölümcül yaz sıcakları rekora vuran Lefkoşa’nın havasını yumuşatabilmek için birkaç neslin bıkmadan ve usanmadan ağaçlandırma ve yeşillendirme kampanyasına soyunması gerekir. Ama hani nerede o heves? Tam tersine ayakta kalabilen ağaçları ve yeşillikleri de yok etme yönünde bir devinim söz konusu… Bu bağlamda her gün yeni bir barbarlığa tanık olmakta ve içimiz cız etmektedir.

   Yazda korkunç sıcaklarla başa çıkabilme adına kimisi radikal sayılacak önlemlerin alınması gerekir. Örneğin çalışma saatleri değiştirilebilir. Bazı Arap ve Afrika ülkesinde olduğu gibi gündüz mesailerinin geceye kaydırılmasını önerenler bile var ki, bu önerilerinde hiç de haksız değiller.

   Koloni yönetiminde İngilizler, sıcağa alışkın olmayan kendi yöneticilerini de koruyabilme adına,  kavurucu yaz sıcaklarında yaşamı gevşeten önlemlere başvururlardı. Resmi ve özel mesaiyi günün serin saatlerine kaydırır, öğle sonrasının birkaç saatini mutlaka siesta tatili yaparlardı. O kadar ki, kurala uymayıp iş yerini açan özel sektör mensuplarını cezaya bile çarptırırlardı. Dükkânlar yaz çalışma programında tam saatinde kapanacak, tam saatinde açılacaktı… Denizi olmayan Lefkoşalıları serinletebilme adına birkaç yere yüzme havuzu inşa etmişlerdi.

   Yaz aylarında resmi giyim tarzlarının da göze batan bir özelliği vardı. Hükümet görevlileri diz üstü kısa haki pantolonlar, onun üstüne de kısa kollu gömlekler giyerlerdi. Ayaklarda sandaletler... Güneşli ortama çıkanların başında ise mutlaka hasır ya da mantar koloniyal şapkalar vardı… Trodos ve Kantara’daki mesire yerleri, hükümet görevlilerinin dönüşümlü yaz tatillerine tahsis edilmişti. 

   Gelin görün ki, kolonicilerin ölümcül yaz sıcaklarına karşı bu ülkede aldıkları akılcı önlemlerin urubunu bile biz bugün alamıyor ve boyuna dayanılmaz sıcaklardan yakınmakla yetiniyoruz. Oysa bu sıcakları dayanılmaz yapan biraz da bizim duyarsızlıklarımız ve tedbirsizliklerimizdir.            

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.