1. YAZARLAR

  2. Halil Sadrazam

  3. Kibris’tan ve Kibrisli’dan vazgeçenlere
Halil Sadrazam

Halil Sadrazam

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kibris’tan ve Kibrisli’dan vazgeçenlere

A+A-

Kıbrıslı Türk ve Rumlar yıllarca bir arada iç içe, yan yana yaşamış, zaman zaman birbirlerine destek olmuş, zaman zaman ise şiddetli çatışmalar yaşamıştır. Bölge üzerinde değişik emelleri olan dış güçlerin menfaatlerini gerçekleştirmek maksadıyla; karşılıklı olarak örgütler kuran Kıbrıslılar, inandıkları veya inandırıldıkları dava uğruna birbirine karşı çok vahşi saldırılarda bulunmuş, gücü eline geçiren diğerinin haklarına tecavüz etmiştir.

Gücü eline geçiren tarafın diğerine karşı yaptığı, toplu cinayetlerin, katliamların ve vahşi saldırıların kanıtları, “Kayıp Şahıslar Komitesi’nin” çalışmalarında ortaya çıkmaktadır. Sadece bunlar dahi Kıbrıslıların yaşadığı zorlukları ve birbirlerine karşı yaptıkları vahşeti ortaya koymakta, her iki tarafta da kaybedilen canların, çekilen acıların büyüklüğünü göstermektedir.

***

Her ne şekilde olursa olsun yaşanan çatışmalarda her iki taraf da yaptığı mücadeleye inandırılmıştı. Bu inanç içinde verilen kavga kutsal sayılmış ve her iki tarafta da kahramanlar ve hainler yaratılmıştır. Geçen zaman içinde olayların değerlendirilmesindeki anlayış değişikliğe uğramış, bu nedenle bazı kahraman olarak bilinenlerle hain olarak damgalananlar yer değiştirmiştir. Zaten tarihin garip bir tekerrürü olarak halkların yarattığı kahramanlar ve hainler hep ince bir bıçak sırtında bulunmuş ve zaman içinde yerleri değişebilmiştir.

Kıbrıslılar yaşanan çatışmalarda elde ettikleri başarı ve başarısızlıklara bağlı olarak masa başında kazanımlarını ortaya koyup görüşmeler yaparak yeni bir zeminde anlaşmaya çalışmıştır. Ne kadar acıdır ki masa başında yapılan görüşmeler de yabancı dış güçlerin menfaatlerini korumak için yürütülmüştür. Dış güçler neyi istiyorsa o konular görüşülmüş ve Kıbrıslıların hakları, huzur ve güvenliği hep göz ardı edilmiştir. Bu konu özellikle Türk tarafında açıkça görülmektedir.

Sayın Talat’ın görüşmelerle ilgili olarak “Bana Türkiye otur derse otururum, kalk derse kalkarım” demesi bunun örneklerinden biridir. Birkaç gün önce Sayın Serdar Denktaş’ın, Türkiye’de Erbakan Vakfınca, Ramada Otel’de gerçekleştirilen “Kıbrıs: Dünü, Bugünü, Yarını” sempozyumunda sarf ettiği sözler de bir başka örnek olarak tarihe geçmiştir.

Sayın Denktaş, “Yarın Türkiye’yi tam üye olarak AB’ye alsınlar Kıbrıs’ta talep ettiğimiz her şeyden vazgeçmeye razıyız” ifadesini kullanmıştır. Çeşitli nedenlerle başlatılan ve devam eden görüşmeler sürecinde sarf edilen bu sözlerin arkasında çok büyük bir anlam gizlidir.

Sayın Denktaş, yıllardır çektiğimiz zorlukları ve verilen mücadeleyi inkâr etmektedir.

Sayın Denktaş, bugüne kadar Kıbrıs’la ilgili bütün söylediklerini yalanlamaktadır.

Sayın Denktaş, yürütülen görüşmelere ve çözüme inanmamaktadır.

Sayın Denktaş, her zaman seçim malzemesi olarak kullandığı şehitleri inkâr etmektedir.

Sayın Denktaş, bir parçası olduğu Kıbrıslı Türkleri ve onların haklarını yok saymaktadır.

Sayın Denktaş, ..!..!..!..!..!

***

KIBRIS’ı ve KIBRISLI’yı yok sayan Sayın Denktaş’ın bu sözlerine daha fazla yorum yapmadan, Cumhurbaşkanı’nın, KKTC Meclisi’nin ve Başbakan’ın neden sessiz kaldığını düşünüyorum!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.