1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Kim beyaz, hangimiz siyah?
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kim beyaz, hangimiz siyah?

A+A-

Birçok büyük metropolden bu küçük sakin adaya bakıldığında en çok kurulan cümledir, “Kıbrıs’ta yaşamak kolay” ifadesi.

Nitekim Kıbrıs’ta yaşamak kolaydır.

Çoğu hallerde bir o kadar güzel.

Sanırım biz de bu ezberlenen çıkarıma o kadar alıştık ki, Kıbrıs’ta yaşamanın bir o kadar da travmatik olmasına rağmen, gönüllü mutluluğunu öne çıkarıyoruz, burada yaşamanın.

Kıbrıs Türk halkı ilginç bir halktır.

Mutlaka sosyologların üzerinde çalışması halinde, tarihten günümüze özellikle savaşlar ve travmatik dönemeçlerden geçen bu toplumun ruh halinden, yaşam şeklini de analiz etmesiyle ilginç veriler çıkaracaktır karşımıza.

Örneğin dünyaca ünlü psikanalist Vamık Volkan, o çok bilindik kuşlar teorisinde, Kıbrıslı Türkler’in özgürlüğe özlemi olarak yorumluyor, kuş besleme alışkanlıklarını. Volkan’a göre özellikle 64-68 yılları arasında gettolarda yaşayan ve dünyayla neredeyse hiç bağı olmayan Kıbrıslı Türkler o kafeslerdeki, kendi hallerini bir gün kurtarılma umuduyla kendilerine benzetiyor.

Oysa 74 sonrasında da kurtarılmış olsalar bile hala kuş besleme alışkanlıklarında kayda değer bir kültür taşıyan Kıbrıslı Türkler’in bu halleri de özgürleşememiş olmanın bilincine yorulabilir.

Zira Volkan da Kıbrıslı Türkler’in kuşatılmışlık halinin hala devam ettiğini söylüyor.

Kıbrıslı Türkler, ilginçtir, belki de tarihte eşine az rastlanan şekilde uzun bir sömürge dönemi yaşamasına rağmen, sömürge olmaktan utanç duymak bir tarafa sömürgesiyle iftihar etmiş bir yapıya da sahiptir.

Halk arasında İngiliz terbiyesi almakla övünen hala kullandığı İngiliz’in yasaları ve örnek gösterdiği yaşam kalitesini yad eden bir sömürge hayatı vardır tarihimizde.

Aslında her gün, gelecek tarih adına kaydedilen ayrı bir birikimdir.

Ve şüphesiz, bugünkü yaşam biçimlerimiz ve günlük alışkanlıklarımız da bundan on yıllar sonrasının tarihi için bir veri oluşturacaktır.

Özellikle yeni girdiğimiz yüzyılda, Kıbrıslı Türkler olarak farklı bir yaşam alışkanlığı ve sosyal tepkiler geliştirdik.

Küresel iletişim çağında, biz de kendi toplumsal karakterimiz üzerinden ayrı bir küresel karakter biçimi yarattık.

Sosyal paylaşım sitelerini dünyada en çok kullanan toplumuz.

Bu veri, sadece facebook sayfalarındaki paylaşımlarımızdan bile açıklıkla kendini ortaya koyuyor.

Sadece genç kuşağın değil, orta yaş ve üstü kuşağın da özellikle politik tartışmalarında aktif olarak kullandığı bir alan facebook.

Çoğunun profili günlük bir haber portalı gibi.

Köşe yazıları, son dakika gelişmeleri ve yaşananlara dair sınırsız bir tartışma alanı.

Dahası, özellikle politikacıların profili gerçekten incelemeye değer.

Bilhassa Başbakan’ın ve iktidar milletvekillerinin.

Facebook’ta arkadaş listesinde olmaktan duyduğu onuru paylaşan yüzlerce kişi, muhakkak iş istiyor, iletemediği bir sorunu için randevu ve mutlaka bir rica.

Ayrı bir meclis kapısı kimileri için facebook. Belli ki politikacılar için de ayrı bir arzu hal alanı olmuş çoktan.

Belki de kahve kültürünün yerini çoktan facebook almış.

Sosyal paylaşım sitelerinin en dikkat çekici başka profili de sınır tanımaz devrimciler.

15 kelimeyle dünyaları yıkıp baştan kuran bu cesur devrimciler de sanırım genel toplumsal karakterimize dair dikkate değer bir örnek oluşturuyor.

Zira temel yapımızda, kendi alanlarımızda konuşup, kahvede söylenip, gerçekte o sorumluluğu taşımamak var biraz da.

Yoksa bugün mesela Kıbrıs, facebook üzerinden bir çehre yaratsa, kesinlikle baştan yaratılmış olurdu.

Çok başka koşullarda çok başka kişiler tarafından yönetilir, üzerinde çok başka bir toplum yaşardı.

Ne var ki, bu kadar kolay olmuyor devrimler.

Ama bu süreçte tarihten getirdiğimiz, yeni tarihe küresel değerler üzerinden ama yine aynı mantıkla taşıdığımız yapımızı muhakkak gözden geçirebilmeliyiz.

Bugün üzerinde yaşadığımız ve dünyada birçok yerle kıyaslanıp kolayından en kolay yaşanılacak ülke olarak addedilen bu coğrafyada ne yaşıyorsak hepimizin ortak sorumluluğu vardır.         

Gelişmemiş yaşama kalitesinde, merkeze yerleşememiş insan şiarında, bütün o yolsuzluklar ve usulsüzlüklerde, hepimizin payı vardır.

Zira sistemin yozluğundan bahsediyorsak, hepimiz sistemi oluşturan ayrı parçalarız.

Özdemir Asaf, “bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, önceliği beyaza verdiler” diyor.

Biz de önceliği, belki hükümetlere, siyasetçilere, iktidardakilere veriyoruz, ama sadece iktidarlar, sadece siyaset değil, hukuk da medya da toplum da aynı oranda kirli.

Kuşatılmış hissediyorsak, sistemi beğenmiyor, özgürlüğü özlüyor ve şikayet ediyorsak hala, kahvelerde facebook’ta siyaset yaratırken, kendi kirlerimizi de hatırlamamız gerekiyor.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.