Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kim dur diyecek?

A+A-

Gece yağan yağmurdan sonra sabahın nemli seriniyle uyanmak…

Gelecek çöl sıcakları öncesinde yaşanan keyifli uyanış…

Ve bahçede alabildiğince öten kumru kuşları…

Duymadım ama bu sıralarda çılgın gibi koşuşturan kırlangıçlar olmalı…

Doğa uyanmıştı…

Hem de çoktan.

Bu mevsimde miydi kadife çiçekleri?

Ama bahçenin birinde her yer onlardan doluydu.

Yüzlercesi bir aradaydı.

Kıyamadım.

Yine de bir tanesini kopartıp gömleğimin cebine koydum.

Yürürken burnuma yakın olacak, kokusunu, anılarımı birlikte yaşayacaktım.

Ne de güzeldi rüzgârın uçuşturduğu yaprakların çıkarttığı ses.

Bahçeye o serinde çıktım.

Ekşi ağacı uyuyordu.

Zeytinler ise çiçek açtı açacaklardı.

Ve onların hemen arkasındaki erikten birkaç tane eriği dallarından kopartıp yemek istedim.

Ekşi, ekşi…

Ağzımın suları şimdiden aktı.

Güneşe bakanlardan iki tanesi hafif mor olmuşlardı.

Pişmiş miydi?

Uzandım…

Birini kestim, ısırdım.

Ekşiydi ama kokusu tamdı.

Diğerine uzandım.

O daha iriceydi.

Daha mordu.

Tam elim değecekti ki fark ettim.

Üstüne kuş pislemişti.

Kızmam mı lazımdı?

Kuşlara baktım.

Üstümde dolanıyorlardı.

Bahçe onların göz bebeği olmalı.

Gidecek başka nereleri kaldı ki?

Diğer bahçelere baktım, hepsi de neredeyse aynıydı.

Ancak…

Bu bahçeli evler eskiden kalmaydı.

Şimdikileri merak ettim.

Birden uyandım.

Şimdi seçimler var.

Belediye başkanlığına adaylar ve şu anda başkan olanlar yollardaydılar.

Yaptıklarını, yapacaklarını anlatacaklardı.

Oy isteyeceklerdi.

İstemeye başladılar da.

Nedir belediyecilik?

Sadece çöp olmamalıydı.

Asfalt ve ortalara yapılan gösterişli fıskiyeler.

Görevleri aslında daha iyi bir yaşamdı insan için.

Ve imkânları yaratmak…

Erikten sonra, “yürü” dedim.

Attım kendimi arka sokaklara.

Ve ilk karşıma çıkan, yazları haliyle akmayan bir dereydi.

Derenin tam dibine kocaman bina diktiler…

Bitmişti.

Yanında bir de havuzu vardı…

Sonra bir başka bina daha gördüm.

Bu en az dört katlı olacak apartmandı.

Karkas haliyle duruyordu orada, betonuna bağlanmış bir de köpek vardı.

Derenin etrafına beton döktüler.

Betonun altına incecik bir delik açtılar.

Ki dere oradan akıp gitsin.

Diğer yapıları şöyle gezdim.

İnşaat devam ediyordu, Kıbrıs’ın her yerinde olduğu gibi Girne’de de…

Ama Girne’de gördüklerimde ne yeşil alana saygı, ne de arabalara park düşünülmüştü.

Birileri dur demeliydi…

Ama kim?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.