1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Kimdir bu politikacı dediğiniz
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kimdir bu politikacı dediğiniz

A+A-

“Politikacı” kavramı, anlam ve işlevi ile her halde 1974 sonrasında kullanılmaya başlandıydı. Öncesinde mesela 1964’lerde “Genel Komite” yahut “Koordinasyon Komitesi” denilen o günlerin seferberliğine uygun bir “yöneticiler takımı” vardı.

1967’de “Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi” oluşturulduydu. Bu Yönetim 1970’lerde “Temsilciler ve Cemaat Meclisi Seçimlerini” yaptıydı ki ilk kez “muvafıklarla muhalifler” kendi saflarında yerlerini aldılardı. Buna karşın hâlâ meydana düşenlere “politikacı” denemiyordu. Tutun ki hâlâ Toplum Lideri olarak kabul edilen bir Dr.Fazıl Küçük vardı bir de Denktaş ve arkadaşları…

Biz bunlara “liderlik” derdik. Karşı cephede mesela CTP’nin kurucusu ve muhalif kanadın başını çeken Berberoğlu vardı…

Asıl “çok partililikle” adına “demokratik” dediğimiz siyasallaşma 1974’den sonra başladıydı. “Politikacı” kavramı da yaygınlığınca o yılların eseri olmalıdır…

BUNLARI NİÇİN HATIRLATTIK. Şu nedenlerden dolayı.

BİR: Kıbrıs Türk halkının gerçek siyasi iradesi 1974’den sonra peşi peşine oluşturulan hatta bir devrelerde enflasyonu yaşanan çok partililikle başladı.

İKİ: Dolayısıyle “İktidar ve Muhalefetle” tanışmamız da o yıllara denk geldi!

ÜÇ: “Liderlik” dönemini kadük hale getiren ve halkın siyasi iradesini yansıtan Meclis gerçeğidir ki seçilmişlere “politikacı” denmeye işte o 1974’ler sonrasında başladıktı…

DÖRT: “Dikkat” diyeceğiz. “Adım adım hatta gıdım gıdım” ilerlenen bu siyasi yapılaşma sürecinde, siz de farkındasınız Kıbrıs Türk halkı “Liderliklerden Yönetimlere, Temsilciler ve Cemaat Meclisleri oluşumlarından Otonom Yönetimlere, Federal Sistemlerden KKTC gibi “Devlet” oluşa kadar varan bir seyir izledi.”

VE İTİRAF EDELİM. Bu “var oluş” süreci ister muvafık ister muhalif olsunlar, halkın önüne geçen politikacılar sayesinde gerçekleşti.

Beğeniriz beğenmeyiz, olumlu olumsuz, basiret sahibi yahut şaibeli… Ne olurlarsa olsunlar “Politikacılarımız” halk tarafından seçilmişlikleri ile hep kaderimizi tayin eden insanlar olarak yerlerini aldılar…

Dolayısıyle şimdilerdeki sorgulamamız da şudur:

**********

NASIL POLİTİKACI TİPİ

“İnsanlarla uğraşan politikacı” diyeceğiz! Dedikten sonra da “ya öteki” diye sorup cevap arayacağız. Ona da “devleti için uğraşan” politikacı dememiz gerekecek ama o kadar değil işte! Çünkü “politikacı” kimliğini devlet kademelerine büyük başarıları ile yansıtanlar tutun ki bir elin beş parmağı kadar bile değillerdir! Üstelik onlar bazen kaderimizin Melekleri, bazen Azrailleri olmuşlardır ki karakterize edilip anlaşılmaları o kadar da kolay değildir!

AANCAK BİLİRSİNİZ: Seçim sistemlerinin de getirdiği ahkâmlarda “seçilmişliğinin” devamını sürdürmek için seçmeninden istediği oyun karşılığını vermek zorunda kalan politikacının her zaman devletten önce “insana” yatırım yapması gerekiyor!

Ne diyorduk bu kaçınılmaz olaya? “Popülizm, kişisel çıkarlar ve nihayet geçen gün Küçük’ün de vurguladığınca partilerini de devleti sömüren “asalaklar!”

Fakat ille de “insanlarla uğraşa uğraşa memleket yönetenler!” Mustrası da şimdilerin UBP Kurultayında yansıyor!

Ve geriye dönüp yıllarca yazdığımızı yeniden tekrarlıyoruz: “Devleti yücelteceğim diyerek iktidara gelenler kendilerini yüceltmekten başka bir şey yapmadılar…”

Kimin için söylemişsek ne kadar doğru söyledik bilmiyoruz… Çünkü onları seçmenleri yarattı! Zaten “memleketin ahvalinden belli değil midir?”

**********

HANGİ YÖNETİM İKTİDAR OLABİLDİ Kİ

Çok kısaca “üç tane oy uğruna hukuğun üstünlüğünün tepelendiği düzenler de yaratıldı, Ankara’ya şantaj yaparak sürekli kapılan parası ile bu ülkede karşılığı olmayan, vergisi ödenmeyen, katkısı ile terinin bereketi görülmeyen “mütegallibe” de yaratıldı!

Bakın bu “mütegallibe” lafını rast gele kullanmadık. 1974’lerden hemen sonra bu “kelime” yıllarca sürecek telafuzu ile hep “köşemizin” müdavimi olduydu. Anlamı da “memleketi devleti gasp edenlerdi!” Bazen onlara Peringa balıkları bazen da her gelen iktidara ağam paşam dedikleri için “bukalemunlar” dedikti!

“Onların” çıkarı söz konusu oldukta izin vermedikleri sürece bu memlekette hiçbir devrede ciddi iş yapılmadı! Tutun ki “politikacıya” seçim kazandıran en ciddi icraat Rumların mallarının alınıp satılması, satılıp alınmasının önündeki engelleri kaldıran kararı oldu! Hangi iktidar bu rantın KKTC’nin ekonomisi olarak sürdürülmesine gözlerini kapatıp kulaklarını tıkamışsa, bir kez daha iktidar oldu!

Vatka ki bu rant ekonomisi TC’den kaydırılan nüfusun yanı sıra TC’li yatırımcıları, yatırımları için büyük arazileri kapatan sermayedarları ile turizmcileri ve kumarhanecilerini de kapsamına aldı, işte UBP o zaman ilk kez seçim kaybetti! Nedeni de sadece statükocu oluşunun ahkâmlarında Annan planı ile AB üyeliğine karşı çıkışı değildi. Asıl neden İçimizdeki TC’lilerle sermayesine savaş açtıkları için CTP’nin alternatif iktidar haline gelmesiydi! Ki iktidar oldukta Kuzey’in bütün olanakları “Kıbrıslıların” olacaktı!

KISACA: İktidar olmak kolay değildir. Olanların erken seçime gidip kaybetmeden ayakta durması hiç kolay değildir! Bu vartayı atlatsalar bile gelip giden hükümetlerin “asalakları” beslemeden bir gün bile iktidarlarını sürdürmeleri hiç ama hiç mümkün değildir!

Haa! Bu nedenle memleketin reformlarla birlikte yeniden yapılanmasına mı gerek vardır? Ee yapın!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.