1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Kime inanalım ki? Başbakana mı, Özel Temsilciye mi?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kime inanalım ki? Başbakana mı, Özel Temsilciye mi?

A+A-

 

Bu günlerde resmi ağızların tutumlarını ve açıklamalarını dinledikçe daha da çok hayrete düşüyorum. 

Memleketin içinde bulunduğu durumun üstüne yetkili ağızların yaptığı açıklamaları da ekleyince, durumun vahameti açık seçik ortada… 

Ne derin politik bir bilgiye, ne de görüşe ihtiyaç var gidişatı anlamak için. Zaten yetkili ağızlar da olaylara teknik ya da teorik bakmıyorlar. Hoş bakanları da takmıyorlar bile ya… 

Haliyle medya da son derece yalın ve halk dili ile anlatabiliyor olup bitenleri. Bu iyi bir şey mi, yoksa kötü mü diye sorguladığımda ne yazık ki olumlu bir cevap gelmiyor aklıma. Halk dili ile konuşmak iyidir. Halk ile iletişim kurabilmek, derdinizi onlara anlatmak ve destek bulmak için kullanılabilecek bir yöntemdir. Eğer halk ile iletişim kurmak ve destek bulmak isteniyorsa tabii… 

Zaten dünyadan dışlanmış bir kara parçasında olmanın sıkıntısı ve yokluklarını, işkencelerin ve cezaların en büyüğü olarak yaşayan Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türkler, ne yazık aralarından bazılarının bu durumdan çıkar sağladıklarını gördükçe daha da kahroluyorlar. 

Açıkçası kral çıplak diye hep bir ağızdan bağıran halka rağmen kral çırılçıplak gezinmeye devam ediyor! 


 

Mesela petrol dolum tesisi doğaya zarar verecek diyen çevre halkı ve sivil toplum örgütlerine rağmen Başbakan, doğaya verilecek zararın yalnızca kesilen birkaç ağaç olduğunu açıklayabiliyor rahatlıkla. 

Olay sadece birkaç ağaç mı gerçekten de? O halde niye tepki koyuyor bu halk. Niye hiç kimse kendi bölgesine istemiyor şu dolum tesisini? Eğer başbakan haklı ise hiç tereddüt etmeyin lütfen! Koskoca başbakan yalan söylemiyor ya canım! 

Söylemiyordur yani… 

Ya Cumhurbaşkanı özel temsilcisinin sık sık twitter olarak bilinen sosyal paylaşım sitesinden yaptığı ilginç ve devlet işlerinin yürütülmesini eleştiren ya da devlet işleyişi hakkında mesajlar veren iletilere ne demeli? Cumhurbaşkanlığı özel temsilciliği gibi önemli ve saygın bir göreve atanmış bir kişinin, bu derece şikâyetçi, öfkeli ve ümitsiz yayınlar yapması ne kadar doğru acaba? 

Üstelik bütün bu olan bitenler karşısında devlet ve tüm en yetkililer de sessiz kalabiliyorlar… 

Ne hayret verici bir memleket oldu bizimkisi. Olanlara akıl sır ermiyor. 


 

En yetkili ve en bilgili olanların yorum ve mesajları ümitsizliği pekiştiriyorsa; 

İlk ağızlar olan bitenleri bu kadar hafife alıyorsa; 

Halkın serzenişleri yönetenler için hiçbir anlam ifade etmiyorsa; 

İçinde olduğumuz bu karmaşık ve hiçbir teori ile açıklanamaz, dünyada eşi benzeri olmadığına iddiaya bile girebileceğim duruma sıradan vatandaş nasıl tepki göstersin? 

İnanabiliyor musunuz ki bir memleketteki ilk ağızlar devletin ve yurdumun geleceğinin yok olmasından korkanlara kulak asmıyor? 


 

Bu durumda olan bitenlerden en son devleti yönetenlerin haberdar olduğu günlerden geçer gibi hissetmemiz çok da yadırganacak bir durum sayılmaz. 

Hani bolluk vaat edilmişti? Sefalete sürükleniyoruz. Açlık sınırının altında gelir ile yaşam sürdürmeye çalışan insanların sayısı her geçen gün artıyor. 

Hani çağdaşlık vaat edilmişti? Yaşam standartlarımız da, sosyal yaşamı düzenleyen yasalarımız ve uygulamalarımız da geriletiliyor. 

Hani eşitlik vaat edilmişti? Eşitsizlik mağduru olan farklı cinsiyet ve cinsel yönelimleri olan insanların sıkıntıları ve mağduriyetleri her geçen gün artıyor. 

Hani güzel bir doğa vaat edilmişti? Doğa katlediliyor. Devlet arazileri peynir ekmek gibi hayrına dağıtılıyor. Vakıf arazileri sorgusuz sualsiz peşkeş çekiliyor. 

Üstelik yönetenler olan bitenleri savunuyor. Şikâyet etmiyor. 

Oysa bu halka parlak günleri getirecek sihirli formüller vaat edilmişti. 

Bu halka kamuda reform vaat edilmişti. 

Bu halka mucize yerel yönetim vaat edilmişti. 

Bu halka sendika ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği ve uzlaşım vaat edilmişti. 

Vaat edilenlerin hiç biri gerçek olmadı. 

Üstelik kulakları tıkanmış bir yönetici sınıfın halkın içine sürüklendiği sefaletine rağmen bolluk ve lüks içinde yüzen, gayrimenkulüne gayrimenkul, lüksüne lüks katan yönetici sınıfın artık paçalarından taşan mal ve paraları ile sistemsizlikten sağladıkları çıkar gizlenemez bir hal almış durumda. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.