1. HABERLER

  2. RUM BASINI

  3. Kiprianu:“Türkiye taviz vermede, Rumlar olarak tatmin olacağımız noktaya varmaya hazır mı?”
Kiprianu:“Türkiye taviz vermede, Rumlar olarak tatmin olacağımız noktaya varmaya hazır mı?”

Kiprianu:“Türkiye taviz vermede, Rumlar olarak tatmin olacağımız noktaya varmaya hazır mı?”

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu “Son 41 yıldır iki bölgeli iki toplumlu federasyonu başarmak için tutarlılıkla çalıştığımızı söyleyemem” dedi

A+A-

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu “Son 41 yıldır iki bölgeli iki toplumlu federasyonu başarmak için tutarlılıkla çalıştığımızı söyleyemem” dedi ve bazı Rum yönetimi başkanlarının “iki bölgeli iki toplumlu federasyondan söz ederken aslında farklı istikametler hedeflediği dönemler olduğunu” vurguladı.

Alithia Kiprianu’yla yaptığı söyleşiyi manşetten “AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu Alithia’ya Konuştu... Kıbrıs Sorununu Muhalefet Uğruna Feda Etmeyeceğiz” başlığıyla aktardı.

Rum tarafında kimilerinin, “sorunu iki bölgeli iki toplumlu federasyon zemininde çözmeyi 41 yıldır başaramadık,  değiştirip farklı bir şey istemeliyiz” dediklerini hatırlatan Kiprianu “İki bölgeli iki toplumlu federasyona yaklaşımımızı değiştirirsek neyi seçeceğiz?” diye sordu, özetle şunlara işaret etti:

“Öncelikle, 41 yıldır iki bölgeli iki toplumlu federasyonu başarmak için tutarlılıkla çalıştığımıza katılmıyorum. Bir yandan iki bölgeli iki toplumlu federasyondan söz ederken aslında farklı istikametler hedefleyen başkanların olduğu dönemler oldu.

Bu zemini, ancak çok daha iyisini talep etmek için terk edebiliriz. Hangi dayanak, hangi perspektif, hangi başarı olanaklarıyla? Bu hedefi teslimiyetçi ve tavizci görüp daha iyisini başaracağımızı düşünenler, nasıl olacağını söylesin. Aksi istikamete; iki devlet çözümüne veya en azından gevşek bir konfederasyona doğru gideceksek biz AKEL olarak itiraz ediyoruz.  Bir kurtulmayı ve yeniden birleşmeyi savunuyoruz.”

“KEDİNİN KUYRUĞUNA ZİLİ KİM TAKACAK...”

Rum tarafında, üniter devlete dönülmesini savunanlar da olduğu hatırlatıldığında Kiprianu kediden kurtulmak isteyen farelerin toplantısını anlatan bir şarkıyı özetle şöyle hatırlattı:

“Genç bir fare kedinin kuyruğuna zil takılmasını önerdi, hepsi bu fikri çok beğenerek kutladı. Kutlama yapmayan tek fare akıllı olandı. Nedenini sorduklarında,  kedinin kuyruğuna zili kimin takacağını bulduğunuzda ben de sizinle birlikte kutlayacağım dedi.

Dolayısıyla, iki bölgeli iki toplumlu federasyonu başaramıyorken üniter devlete nasıl gideceğimizi söylediklerinde ben de onlarla birlikte sevineceğim. Yeter ki beni bu hedefe nasıl gideceğimiz konusunda ikna etsinler.”

Kiprianu’ya Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis’in garantilerle ilgili “Kıbrıs’ın AB’ye ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’na katılımı Kıbrıs sorununun, kutsal ineklerinden biri olan askersizleştirmeyi revizyona sürükledi” sözü hatırlatılarak Rum tarafının bugünkü tezinin bu mu olduğu soruldu.

“VARDIKLARI ANLAŞMAYI DESTEKLEMEMİZİ İSTİYORLARSA...”

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in tutumunun bu olup olmadığını bilmediğini ancak Anastasiadis’in, AKEL’in böyle bir yaklaşıma karşı çıkacağını çok iyi bildiğini söyleyen Kiprianu “AKEL’in vardıkları anlaşmayı desteklemesini istiyorlarsa bu tür yaklaşımları terk etmeleri şart” dedi, özetle şunları ekledi:

“Bunu Başkan Anastasiadis’e birkaç kez söyledim. Kendisi de bana, endişelenme dedi, dolayısıyla Mavroyannis’in ne dediğini bilmiyorum. Söylemek istediklerimden birincisi bu. İkincisi ise bizim tutumumuz nettir. Kıbrıs sorununun, daha çok dayatma 1960 Anayasası’nın içerdiği sorunlardan ve o zamanlar, kimi Enosis’e gitmemiz gerektiğini kimi de taksime gitmemiz gerektiğini düşünenlerin faaliyetlerinden ve iki toplum arasında oluşan güven eksikliğinden kaynaklanan iç yönü vardır. Bunları çözmeyi başarırsak,  Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin, garantör güçlerin, Kıbrıs Cumhuriyeti ve iki toplumun katılacağı bir uluslararası konferansa gitmemiz gerektiği görüşündeyiz.  Bu konferansta sorunun; askersizleştirme, garantiler, toprak gibi uluslararası yönler ve böyle bir toplantıyla ilgili başka başlıklar tartışılacak.”

Kıbrıs sorununun çözülmemesinin, kalkınma olanaklarını kısıtlayacağını; çok büyük tehlikelere gebe olacağını vurgulayan Kiprianu 1996’da Rum motosikletlilerin sınır delme eyleminde yaşananları buna örnek gösterdi. Kiprianu AKEL’in Kıbrıs sorununu çözmek istediğini, bu istikamette elinden geleni yapacağını belirterek “yeter ki bazı meselelerdeki hassasiyetleri ve bazı ana tezleri dikkate alınsın” dedi, şöyle devam etti:

“MUHALEFET YAPMAK VEYA RÖVANŞ ALMAK İÇİN KIRBIS SORUNUNU FEDA ETMEYİZ”

“Kıbrıs sorununu çözmek istiyoruz. Herhangi bir çözüm temelinde değil.  BM’nin ilgili kararları, Doruk Anlaşmaları, uluslararası ve Avrupa hukuku ve ezelden beridir Ulusal Konsey’de açıkça ortaya koyduğumuz tezlere dayalı bir çözüm. AKEL, bu çerçeve içerisinde çözüm çabalarına destek verecek. Kıbrıs Cumhuriyeti başkanlığında kimin olacağı umurumuzda değil. Kıbrıs sorununun nasıl yönetildiğiyle ilgileniyoruz. Çözümün ana ilkelerine dayanırsa, tutarlı ve ciddiyetle çalışırsa ve kolektif çalışırsa. Bu çerçeve içerisinde çalışırsa, prosedürü destekleyeceğiz. AKEL vatansever bir partidir. Ne muhalefet uğruna ne de rövanş almak için Kıbrıs sorununu ikinci plana itmesi söz konusu değildir. Hristofyas hükümeti zamanında bize etik dışı davrandılar. Biz bunun için Kıbrıs sorununu feda etmeyeceğiz. Doğru, adil, işleyebilir ve sürdürülebilir çözümü her şeyin üzerinde tutacağız.”

“ANASTASİADİS VE EKİBİ MÜZAKERE MASASINDA BAŞKA BİR ŞEY HEDEFLEYEREK MANEVRA YAPMAMALI”

Kiprianu Haravgi’ye verdiği röportajda ise, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’i ve Kıbrıs sorunundaki çalışma arkadaşlarını, Kıbrıs sorunun –AKEL’in Rum Ulusal Konseyi’nde açıkça ortaya koyduğu-ana ilkelerine bağlılıkla, ciddiyetle ve kolektif çalışma çağrısında bulundu “taktikçilikten, gerilemelerden ve çelişkili davranmaktan vazgeçsinler” dedi.

“Taktikçilikten söz ederken aslında endişesinin ne olduğu” sorulduğunda ise Kiprianu “Başkan Anastasiadis’in müzakere masasında Kıbrıs sorununu yönetme şeklinden söz ediyorum. Masaya berraklıkla ve açık görüşlü gitmeli ve tezlerimizi cesaretle müzakere masasına koymalıyız. Başka bir şey hedefleyerek manevra yapmamalıyız” ifadesini kullandı.

“KRİTİK SORU, TÜRKİYE’NİN HANGİ NOKTAYA KADAR TAVİZ VERMEYE HAZIR OLDUĞUDUR. RUMLAR OLARAK TATMİN OLACAĞIMIZ NOKTAYA VARMAYA HAZIR MI?”

Kiprianu’ya, bu korkuların yeni çabayı alaşağı etme ihtimalinin ne olduğu soruldu. AKEL Genel Sekreteri bunun her iki tarafın da müzakere masasında göstereceği kararlılığa bağlı olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin bölgede enerji konularında rol sahibi olmak istediğini ancak Kıbrıs sorununun bunu engellediğini, bu nedenle Kıbrıs sorunundan kurtulmak istediğini savundu, şunları ekledi:

“Cevabı müzakere masasında verilecek kritik soru, Türkiye’nin hangi noktaya kadar taviz vermeye hazır olduğudur. Kıbrıslı Rumlar olarak tatmin olacağımız noktaya kadar varmaya hazır mı?”

Endişe veya korkuların dağıtılmasının bir yolunun da Rum tarafının kırmızıçizgilerini şimdiden ortaya koyması mı olduğu yoksa geçmişteki Rum Ulusal Konseyi deneyiminin bunu imkansız mı kıldığı sorusuna karşılık Kiprianu “az-çok kırmızıçizgiler var diye düşünüyorum. Bunlar bizim açımızdan diğer siyasi partilerinkilerden farklı olabilir. Örneğin bazı siyasi partiler iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümünü reddediyor” dedi.

İki bölgeliliğe Türk yorumu getirilmesinin Rum halkıyla biraz dalga geçmek olduğunu da söyleyen Kiprianu “bunu biz nasıl yorumluyoruz? Buna cevap vermelidirler, Türkiye’nin yorumunu getirmemeliler” ifadesini kullandı.

“ULUSAL KONSEY SINIRLARIMIZI BELİRLEDİ, MÜZAKERE MASASINA BUNLAR KONULMALIDIR”

Kiprianu “şu anda garantilerle ilgili bazı aleni tartışmalar yapılıyor. Sorunun uluslararası yönleriyle ilgili belirlenmiş bir çerçeve var mı?” sorusuna karşılık şunları söyledi:

“Ulusal Konsey bu konudaki sınırlarımızı belirledi ve muhataplarımıza bunları anlatıyor, izah ediyoruz. Müzakere zamanı geldiğinde bu sınırlarımız müzakere masasına konulmalı. Garantiler konusunda AKEL olarak pozisyonumuz nettir: AB üyesi bir ülkenin garantilere, AB üyesi olmayan bir ülkenin garantörlüğüne ihtiyacı yoktur. Birkaç yıldan beridir - önce Karamanlis’in ardından da Çipras’ın ağzından- bu tezi savunan Yunan hükümetini kutluyoruz.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.