1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Kiriniz yoksa, bırakın da fotoğrafımızı çekelim!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kiriniz yoksa, bırakın da fotoğrafımızı çekelim!

A+A-

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde lağım sularının dereye akıtıldığı yönünde bir ihbar aldık.

Hemen muhabirimizi gönderdik.

Bizi arayan ve “ihbarı yapan” kişi sayısı en az 10’du…

10 kişinin de temel derdi; “şifa bulmaya gidiyoruz, hastalık kapacağız” şeklindeydi. Hastane, hastalık saçıyordu yani.

Hastanede çalışanların, hastaneyi yönetenlerin, sağlık bakanlığı yetkililerinin, müsteşarın veya bakanın suçu mu bu lağım suları?

Hayır değil…

Doktorların hiç değil…

Bu utanç, hepimizindir…

Şunu özellikle ve öncelikle belirtmek isterim; hiç bir doktorumuz öyle bir hastanede çalışmayı hak etmiyor… Bu hastane; bizim doktorlarımızın kalitesine hitap etmiyor demek istiyorum…

Gazeteler bu lağım işini haber yapmasın mı?

Mevcut zihniyete göre; “hayır yapmayacak.”

Yasak!

Muhabirimiz, güvenlik görevlisi veya görevlileri tarafından uyarılmış.

“Baş hekimlikten izin alınacak!”…

Baş hekim deyince, Dr. Zeka Mahirel’i arada saygı ve rahmetle analım… Sevgimizi de Fatiha’mızla birlikte buradan gönderelim… Dün toprağa verdik…

Ne demek baş hekimlik? Bir hastaneyi doktor mu yönetmeli? Olmaz böyle şey… Doktorlar yöneticilik yapamaz diye bir kural yoktur elbette ama yönetici olan doktor, doktorluk yapamaz… Bu da mutlak bir gerçektir. Hastaneyi, profesyonel sağlık idarecileri yönetmelidir…

Hastanede hijyen kuralları kesinlikle çağdaş bir Avrupa hastanesinin çok gerisindedir.

Geçmişte öyle değildi… Ama şimdi öyledir…

Bir İngiliz dostumuz hastalandı. Doktorlardan son derece memnun. Ama kaldığı serviste tuvalete giremedi. Çünkü, hastaneye yattığı hastalıktan değil, tuvalete girmesi halinde kapacağı her türlü hastalıktan kesinlikle öleceğine inandı!

İngiliz dostumun, “İngilizce” olarak tuvaleti tarif ettiği kelimeleri, Türkçe’ye şu şekilde çevirebilirim:

“Leş, lera, abana leşi, kolera, multi lera ve iyyyaki yakki!

Başka bir konuya geçelim… Bir kaza oluyor; bir olay var…  Hastaneye telefon açıyoruz; bilgi istiyoruz; “yok veremeyiz, bakanlıktan isteyin” diyorlar… Bunu derken de kullanılan ses tonu, 1967’de beni doğurtan Rum ebeme küfür dozunda…

Koskoca hastane, kesinlikle şeffaf değil… İçini göremiyoruz. İçini göremediğimiz için de doktor kalitesine rağmen, güvenemiyoruz…

Fotoğraf çekeceğiz; “başhekimlikten izin almanız gerekir” diye, okulunu birincilikle bitirmiş, çalışkan, gencecik bir muhabirimizin karşısına, saygı kuralları öğretilmemiş, aslında hiç bir eğitim verilmemiş, sadece üniforma giydirilmiş adamları çıkarıyorlar…

Sağlık sistemi bu ülkede koma halindedir… Bitkisel hayattadır.

Yaşatılması ancak Türk filmlerindeki Türkan Şoray’ın körlükten kurtulma sahneleri olasılığı kadardır.

Elbette teknik ekipman konusunda bilgim yoktur. Belki de “ameliyat kabiliyeti” çok yüksek olabilir; eminim öyledir de… Röntgen cihazları, tomografisi, EKG’sı (bildiklerim bu kadar) muhteşem ötesidir… Ama üzgünüm be refikler; hijyende sınıfta kalınmıştır. Su baskınları sonrası kokmuştur. Kanalizasyonda çökmüştür. Koku iğrençtir.

Bunu, “fotoğraf çekmek yasak kardeşim” diyen adamlarınızla mı örtüyorsunuz?

Örtün!

Hastanede fotoğraf çekmek yasak mı?

Öyle bir uyarı levhası görmedim… Kim, ne zaman, nasıl almış bu kararı? “Ben bakanım, vatandaşın fotoğraf çekmesini istersem yasaklarım” diyen biri varsa; ya da “ben müdürüm, dilediğimde dilediğim yasağı koyarım” diyen biri varsa; şaşarım. Enginlere sığmam taşarım… Yok öyle bir şey… İnsanların haber alma özgürlüğü, Kenan Evren’in, Adolf Hitler’in, Benitto Mussolini’nin, Kim İl Sun’un, Brejnev’in, Todor Jivkov’un işiydi… 

Haaaa, gizleyecek kiriniz, özrünüz çok fazla…  O ayrı mesele… Kiri, pası, çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu, çirkefi, pisliği ortadan kaldıramıyorsunuz; fotoğrafını çekmekten vazgeçiyorsunuz!

Biz kimsenin işini engellemiyoruz; kimseyi rahatsız etmiyoruz…

Hastanemiz, sağlık sistemimiz, basına anında bilgi verecek ve her şeyinin görüntülenmesini bizzat kendisi isteyecek bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.