1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Kırmızı telefon
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kırmızı telefon

A+A-

Engin İşmen, Ortaköy Halk Fırını’nın sahibi…

Baba mesleğini sürdürüyor.

“İşi geliştirdiysem, bunu okumuş olmama borçluyum” diyerek de, okumanın önemine vurgu yapıyor.

Babası yıllar önce öldüğünde, okuma yazması olmayan annesi yıllarca çalışıp tüm aileye bakmış.

Daha sonra Engin Bey bu görevi devralmış ve bugünlere kadar gelmiş…

Başka işlere de girişmiş ama sistem onun da başarılı olmasını engellemiş.

Dün Radyo Mayıs’ta güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yıllar önce Turizm sektörüne atılmak için inşaat başlatmış…

Dönemin tüm bakanları da kendisine “yatırım yap da korkma, zaten yakında kalkınma bankamızda kurulacak, sen bir tuğla korken bizde bir tuğla koycağız” demişler.

“Ben aslında onlara inanmadım, kendim başarabilirim sandım” diyor…

“Ama yol iznini 12 yılda alabildikten sonra bir şey başarabilmeniz pek mümkün değil” diyerek, yatırımcının önüne konan zorlukları da masaya yatırıyor.

“İnşaatın yüzde ellisi bittikten sonra kredi almak için tüm bakanları gezdim” diyen İşmen, “ne yazık ki hiçbiri hak ettiğim katkıyı bana yapmadılar” dedi.

“Artık karar verdim ve herkesin bana işaret ettiği o kişiye, yani Denktaş’a gitme kararı aldım”…

“Durumumu kendisine anlatınca, ‘olur mu öyle şey’ diyerek, herkesin bahsettiği o meşhur kırmızı telefonu yukarıya kaldırdı.”

“Telefonun diğer ucunda dönemin TC’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ertuğrul Apakan vardı. Denktaş Bey kendisine, ‘sayın elçi Engin Bey iyi bir iş adamımızdır, ona lütfen yardımcı olalım ve kredi almasını sağlayalım’ dedi.”

Yani Denktaş, kendi vatandaşının kredi alabilmesi için, yabancı ülke elçisinden izin almaya ya da onu ikna etmeye çalışıyordu.

Devam ediyor Engin Bey…

“Denktaş Bey’in bu konuşmasından sonra şok oldum”…

“Elçi Denktaş Bey’e, ‘Engin Bey’i tanıyoruz, gönderin yardımcı olalım’ dedi.

“Bunun üzerine dosyalarımı koltuğum altına aldım ve oraya gittim”…

“Benim gibi birçok kişide aynı sebeplerden dolayı oradaydı”…

“Apakan beni başkalarına yönlendirdi. Yönlerdirdiği kişiler, ‘seni bize neden yönlendirdiğini anlamıyoruz çünkü senin işin Apakan’ın iki dudağının arasında demişlerdi.”  

“Ve günün sonunda işimi de yapmadılar zaten”…

“Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, Apakan bizleri hiç sevmiyordu”…

“Daha sonra malıma satış emri verildi. Yine kapılarına gittim. Elçi’den Denktaş Bey’e, Denktaş Bey’den de bakanlara kadar hepsi, ‘merak etme satılmayacak’ dediler ama maalesef satıldı.”

“Ben o dönemde UBP’nin Ankara tarafından devrilip, yerine CTP’nin konma planının kurbanı oldum” diyor Engin Bey…

Bir Kıbrıslıtürk esnaf yardım almak için cumhurbaşkanının kapısını çalıyor, cumhurbaşkanı da yetkisi olmadığından dolayı ona yardım etmek elçinin kapısını çalıyor.

Hani bazılarımız var ya, “Denktaş hayatta ve devletin başında olsaydı kimseden talimat almazdı” diyenler…

Daha neler ortaya çıkacak ve siz parmaklarınızı ısıracaksınız…  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.