1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Kısaca dünya ahvali ve biz
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kısaca dünya ahvali ve biz

A+A-

Yunanistan’da seçimler oldu.  Koalisyon hükümetini kuramıyorlar.

Fransa’da seçimler oldu Sarkozi gitti Hollande geldi. Önümüzdeki dönemlerde nasıl bir dış politika izleyeceği merak ediliyor.

Rusya’da Putin üçüncü kez Devlet Başkanı oldu. Bundan sonra Rusya’nın nasıl bir rota takip edeceğinin açıklamalarını yapıyor…

ÖTE YANDAN: Dünya hâlâ ekonomik krizi atlatamadı. Yunanistan  AB’nin sistemini sarsarken iflasının malüllüğünü yaşıyor!

İspanya,  Portekiz, İtalya’nın ekonomik ve mali durumlarının iyi olmadığına yönelik haberlerin ardı arkası kesilmiyor. 

Genelde tüm dünya ülkeleri müthiş bir tasarrufa giderken kalkınma hızlarını düşürüyorlar.  

Türkiye yavaştan yavaştan enflasyonist baskı altına giriyor. 

Suriye,  İsrail,  İran ve İrak’tan dolayı Ortadoğu her an ateşlenmeye  hazır barut fıçısı gibi duruyor.  Uzakdoğu’da Kore kaynaklı  siyasi sorunlar çatışmayı haber veriyor.    Bosna,  bünyesindeki Hırvat ve Sırplar nedeniyle her an patlamaya hazır duruma geliyor…

Kısaca dünya hem siyasi hem  mali ve ekonomik yönlerden beşik gibi sallanıyor!

****

YA GÜNEY’DE  NELER OLUYOR 

Tutun ki Güney Kıbrıs dünyada olanların farkındadır  nitekim ikinci kezdir yeni tasarruf tedbirleri alarak gitgide kötüleşen ekonomisinin krize sürüklenmesini önlemeye çalışıyor. 

Tabi  bir yandan ekonomideki düşüşü  öte yandan siyasi sorundaki başarısızlığını kamufle etmek için Hristofyaslı Rum Yönetimi o müthiş propaganda silahını çalıştırıyor,  Güney Yunan bayraklarından geçilmezken her gün Türkiye’ye tos atmak geleneği özenle devam ettiriliyor! 

Tabi bu yetmiyor yanına İngiltere’nin adadaki üsleri konuyor,  ikide birde  “gidecekler”  tehdidi  savruluyor..        Öte yandan  sonuçta nasıl yararlanacağı henüz belli olmayan denizden çıkartılacak doğal gaz   olayı sakız gibi çiğneniyor. Fakat  daha şimdiden bu gazı İsrail’in yutacağı olasılıkları güçleniyor,  merak artıyor!

****

VE KKTC CEPHESİ:

İlk defa seviniyoruz:  İyi ki tanınmış Devlet değiliz.  Yoksa hallerimiz Afrika’nın Baluba kabilesinden beter olacaktı! 

Oysa mazlum ve mağlup rollerinde grak dedikçe su içmekte,  gruk dedikçe et yemekteyiz…

Ne dünyadaki ekonomik kriz ilgilendirmekte bizi ne de siyasi gelişmeler.  Yeter ki  cebimize giren tek kuruşumuza bile halel gelmeye!  Yeter ki işlerimiz tıkırında giderken kimseler keyiflerimize dokunmaya! 

Tek derdimiz vardı onu da hallettik. Şimdi ilaç için arasınız bir tekini bulamayacağınız şu  TC’den ithal işçiler vardı ya,  bir bir çekip gerisin geri gitmekteler.  Okullardaki öğrenci sayılarında alabildiğine düşüş var.

Öte yandan işverenler çalıştıracak ucuz işçi de bulamıyorlar, yerlisi ise günde 120 liradan aşağı çalışmıyor! 

GİTGİDE KAPALI TOPLUM OLDUK.  Bir yandan ambargolar kalksın falan diyorduk ya.  Siyasi şovdu!  Bayılıyorduk bu ambargolu yaşama.  Çünkü kendi içimize kıvrık al gülüm ver gülüm sisteminde bir de mesleki Birlikler Dernekler kuruldu muydu yaratılan  rekabetsiz  piyasada voliyi vurmak kolay oluyordu! 

Allah ne verdiyse! Yeter ki mevcutların yanına bir teki daha eklenmeye,  dıştan tek yatırımcı gelmeye.

ÖTESİ MALUM:  Anlı şanlı özel sektörün  Vergi vermediğinin  ibretli tefrikaları çoktan gazete sayfalarında yayımlanıyordu!  Ve vergi vermeden dünya kadar destek teşviklerle beslendikleri çoktan biliniyordu!

Biliniyordu ki bu ülkede serbest piyasa ekonomisi adıyla rekabetsiz  bilumum emtiyanın,  fiks menü gibi ayarlanmış fiyatları vardı!  Ki ne bir kuruş aşağısı olurdu  ne bir kuruş yukarısı! 

Biliniyordu ki danası da anasına göre oluyordu.   Gelip giden  hükümetler iş yapmak yerine memlekette ne kadar iş yapan sektör varsa hepsini de  alavuna alatire satarak dertlerini çekmekten kurtuluyorlardı! 

Sıkıştıkça Ankara’dan para kopartıyor, sonra tasarruf tedbirleri niyetine zam üstüne zam basarak dolaylı vergileri artırırken,   kendileri de har vurup harman savuruyorlardı!  Bu konudaki şanları zaten biliniyordu,  sonuncusuna  “ceviz macunları”  oturduydu! 

Kısaca Kıbrıs Türk insanına dünya vız gelip tırıs gidiyordu!

****

VE NEOBARIŞÇILAR CEPHESİ

Kendilerine  özgü bir KKTC yarattılar.  İcat ettikleri   “Kıbrıslılık kabuğu” içine kıvrılıp önce kendilerini Türkiye’den tecrit etmeye çalıştılar.  Sonra ayni  Kıbrıslılığa sardıkları  yeni siyaset fantaziyasında da bu kez  Rum’a yaltaklanmaya başladılar. 

Ne Kuzey’e davet etmedikleri kaldı ne de  “zaten sizindir buyurun alın demedikleri”  yer kaldı. 

Sonunda Lordos gibi adamı getirip konuşturacaklarmış!  Kimin için,   neden?  Kaldı ki kimdir Lordos?   Maraş’taki mülküne kurulsun diye güzel hatırına  on binlerce Türk aileyi evinden yurdundan mı kovacaklar?  

HER NEYSE.  Bir gün  bu tezgâhların foyası da çıkar meydana.  Çıkar da şimdilerde yarattıkları  can sıkıntıları çekilmiyor!  Yoksa bilmez miyiz?  Bu adada  Kuzey Güney gerçeğinin çoktan çözüm haline geldiğini.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.