1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. KKTC nedir ve Türkiye ile AB faktörleri
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC nedir ve Türkiye ile AB faktörleri

A+A-

KKTC Türkiye için, “öküzün boynuzundaki sinek” midir yoksa siyasi misyonu ciddiyetle değerlendirilen devlet mi?

Yahut “anasının laf dinlemez haşarı çocuğu mu” yoksa rüştünü ispat etmişliğinin itibarında mı?

Veya: “Ekmek elden su gölden Cumhuriyeti” mi yoksa tanınmamış da olsa bağımsız bağlantısız devlet mi?

Kısaca, deve kuşu mu yoksa kuş mu?

Tabi ekleyelim: KKTC aynalarda nasıl yansırsa sureti de odur. Dolayısıyle beklediği muamele de yansıması kadar olur! İşte örneği:

GENE AYNİ SORUN: Tabi ki şu “kurultay” olayını görmezden gelemiyoruz! Çünkü “görelim, işitelim, karışalım” diye elden ne geliyorsa yapıyorlar…

Öyle olması da bir bakıma iyi oluyor. Şöyle ki:

BİR: Kurultay sebebi ile KKTC’yi yönetenlerin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Bakanların ve Milletvekilleri ile üst kademe bürokratlarının evvel emirde “ne olup ne olmadıklarını” daha iyi anladık!

İKİ: Mesela anladık ki adına “demokrasi” dedikleri “seçme seçilme hakları” gerçekte taraflar arasında olagelen sen-ben kavgalarıdır!

ÜÇ: Egemen devlet iddiasına karşın kurultay nedeniyle öğrendik ki bu egemenlik kerhen olmakta, kim sıkışık duruma düşse Türkiye’den medet ummakta, dolayısıyle siyasi iradenin gücü halktan değil, Ankara’dan alınmakta!

DÖRT: Ve kurultay propagandaları sürerken, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar birbirlerini “kötü yöneten yöneticiler” olarak suçlarlarken; öğrendik ki meğer memleketi yönetenler aslında kötü yöneten yöneticilerdirler!

Tabi sonunda şu sonunca vardık: “Bu “baş”larla KKTC’den ne köy olur kasaba!”

Ve o zaman itiraf ettik: “İyi ki varsın Ankara, yoksa boruydu işimiz!”

**********

TÜRKİYE CEPHESİNE GELİNCE

Biz, “şükran sana Anavatan” demeyi zül sayanlardan değiliz. Bu nedenle de “eleştiri ve sual hakkımızın” olduğuna inanırız.

Ve sürekli sorarız: Ankara Kıbrıs siyasi sorununu nasıl çözecek? 38 yıldır zamana havale edilen “çözüm” Annan planlarına karşın gerçekleşmezken, KKTC’nin geleceğiyle ilgili tüm detayları belirlenmiş bir çözüm stratejisi var mıdır?

VE EVET DİYORUZ: Evet, Türkiye sayesinde KKTC ekonomisi ile turizmi her gün biraz daha gelişmektedir. Evet, alt yapı yatırımları devam etmektedir. Evet, Türkiye’nin üzerimize serdiği güvenlik şemsiyesi altında her gün biraz daha palazlanmaktayız, falan…

Ancak tüm bunları perçinleyecek olan “çözüm” nasıl sağlanacaktır! Hele barış!

VE EKLİYORUZ: Bugünkü dış politikası ile Türkiye sadece kendi komşuları ile netameli durumlara düşmekle kalmadı. Kıbrıs’ta da (çözümden uzaklaştı) demeyelim, “uzaklaştırıldı!” Nasıl mı?

BİR: Rum tarafının Annan planı ve ötesi tüm çözüm önerilerine hayır demesi ile…

İKİ: AKP hükümetinin nihai çözüm yollarını açmak yerine, Kuzey’e yönelik TC’den kaydırma nüfus politikası ile…

ÜÇ: Erdoğan’lı hükümetin gitgide AB’den uzaklaşması ile…

DÖRT: Mal Tazmin Komisyonunun oluşturulmasının, çözüm yollarını açacağının tasavvur edilmesi ile…

BEŞ: KKTC’nin siyasi iradesine zaman zaman direkt müdahale politikası ile…

Bu “etkenler” Rum liderliğine siyasi kozlar vermiş, AB ve BM’ler üzerinden Türkiye’ye yönelik siyasi saldırılarının kozları haline gelirken, “zamana” oynamasına da fırsat ortamı yaratmıştır. Fakat ayni etkenler Türk tarafının hem cesaretini kırmış hem de boşa geçirilen zamanlar nedeniyle hüsran yaratmıştır!

NİTEKİM: Artık Erdoğan’ın da çözüm üretemeyen BM’lerden yakındığı gerçeklerde, “Kıbrıs siyasal sorununun gün gele AB’nin inisiyatifi içinde çözüme ulaştırılması beklenirken, tam aksine o dağlara da kar yağmıştır!”

Türkiye Kıbrıs siyasi sorununun çözümünde rol oynayacak AB ile ile de köprüleri atmış, özellikle AB’nin son Türkiye raporu bu gerçeğin somut ispatı olmuştur!

BUNDAN SONRA NE OLACAKTIR: Tekrar ediyoruz: Türkiye açmazlara toslayan böylesi dış politika ile Kıbrıs sorununu kısa vadede ve Rum’a rağmen çözemez…

Fakat eğer Türkiye AB kapılarını açmayı başarırsa Rum’a rağmen Kıbrıs sorununu da çözer, Ortadoğu ile Avrupa arasında çok önemli köprü durumuna da gelir.

Tabi çizmeden yukarı çıkıp ukalâlık yapacak değiliz ama “her halde” diyoruz eğer Türkiye Kıbrıs sorunu tek başına çözmeye muktedir olmayacaksa, bu çözümü Mısır, Libya yahut Tunus’un himmetleri ile hiç çözemeyecektir. BM’lerden ise zaten hayır yoktur!

SONUÇ: Türkiye kendi içinde çok köklü yeni dış politika stratejilerinin rotalarını belirlemezse işimiz iş, kuyruğumuz kiriştir! Sittin sene daha bu çözüm olmaz. Bugünkü Türkiye koşullarında olursa Rum’un istediğince olur! Tek korkumuz da budur!  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.