1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. KKTC son kalemizdir…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC son kalemizdir…

A+A-

Eğer bir nesil kendinden önceki neslin toplumun devamı ve güvenliği için yaptıklarını ret ederse ve o yapılanlara sahip çıkmazsa, o toplumun yapısında ciddi hastalıklar var demektir. Çünkü bir toplum ya da ulus, ancak nesilden nesle yapılanlar ve başarılanlarla var olabilir. Toplumsal ve ulusal yaşam bir süreçtir. O süreci yürüten de birbirine eklenen nesillerdir. Birbirinden kopuk nesilleri olan ve bir önceki neslin yarattığı değerleri hiçe sayan bir kültüre sahip toplumlarda öylesi bir kültürün geleceği yoktur. Çünkü o kültürü kendi içinde doğuran toplumlar, zaten kendi kendini yok etme sürecine girmiş demektirler.
  
KKTC’nin 28’inci kuruluş yıldönümünde tanık olduğum kimi konuşmalar ve değerlendirmeler beni bu vurgulamayı yapmak durumunda bıraktı. 28 yıl önce KKTC’nin ilan edilmesinin yanlış olduğunu söyleyenleri özellikle incelemeye aldığımda, bunların KKTC sayesinde elde ettikleri siyasal ve bireysel nimetleri net biçimde gördüm ve samimiyetsizliklerinden dolayı üzüldüm. Hele politika sahnesinde hala etkin olanların bu tavrını anlamakta zorlandım. İçinde bulunduğun devleti benimsemek ya da benimsememek demokratik bir haktır. Ama benimsemediğin ve karşı olduğun bir devletin siyasal organlarında görev almak ilkesizliğin ta kendisidir. Varlığına tahammül edemediğin ve yerden yere vurduğun KKTC’nin organlarında belli çıkarlar karşılığında neden görev alıyorsun kardeşim? Bunun, nimetlerinden yararlandığın devleti içinden sabote etmekten başka ne anlamı vardır?
  
28 yıl önce çözümsüzlüğün girdaplarında çalkalanan halkımız, Birleşmiş Milletler ilkelerinin en temel öğelerinden biri olan kendi kaderini tayin hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmişse bunun çağdaş değerlere ters gelen yanı nedir? O günden bu yana 20’den fazla etnik halk aynı hakkı kullanarak bağımsız devletini ilan etmiş ve Hıristiyan dünyasından da kabul görmüştür. Kendi bağımsız devletimizi ilan ederken bizim tek suçumuz Müslüman Türk halkı olmamız ve ırkçı Rum otoritesine yamalanmayı reddetmemizdir.. Bakınız Rum tarafı bizi ortağı olduğumuz devletten Akritas Planı denen komployla ve silah zoruyla kovduğu ve kurucusu olduğumuz o devletteki haklarımızı asla vermeyeceğini ısrarla yinelediği halde, yarattığı gayri meşru düzeni uluslararası topluma kabul ettirebilmiştir. Çünkü onlar Hıristiyan kulübünün üyesidirler.
  
Devletini kurmayıp kabile gibi yaşamak Kıbrıs Türk halkına daha mı çok yakışırdı? 1968’den 1974’e kadar süren toplumlararası görüşmelerde Rum’un bize zırnık hak vermeyeceği belli olmuştu. Kıbrıs’taki Helenik hakimiyeti pekiştirmek için 1974 Temmuz’undaki macerasına girişmekten çekinmeyen Rum halkı, Türk askeri müdahalesiyle adanın iki ayrı coğrafyaya bölünmesine neden olmuştu. Buna rağmen yine de federasyon çatısı altında bir birleşik Kıbrıs yaratma adına 1983’e kadar görüşmeler sürdürüldü. 9 yıl boyunca havanda su dövüldü. Çözüm umudunun çok uzakta olduğunun anlaşıldığı anda da, halkımız devletsiz kalmama adına KKTC’yi ilan etti.
  
O günlerin ortamını inceleyenler görürler ki, halkımız bu adımı tek yumruk halinde coşkuyla atmıştı. Tek tük muhalif sesler demokrasinin gereğiydi. Asıl olan halkın ezici, demokratik iradesiydi. Bu ezici irade Kurucu Meclis’in önüne çıkardığı KKTC Anayasasına da düzenlenen referandumda yine ezici oyla onay verdi. Yapılan seçimlerde bu ezici irade KKTC olgusunu yaratanları hep iktidara getirdi. Öyleyse bu KKTC’nin halkın iradesine karşın kurulduğu nasıl iddia edilir? Tarihi belgeler çürütülmez kanıtlar olarak ortadadır.
  
Bir iddia var ki, KKTC’nin ilanı Türkiye’ye rağmen yapıldı. Laf!.. Türkiye’nin onayı olmayan bir oluşuma hiç kimse cesaret edemez. O günlerde oyun, oyunun kurallarına göre oynanmıştı. Bir gün bunun belgeleri de ortaya çıkacaktır.
  
Bir başka iddia da, görev süresi dolan Rauf Denktaş’ın önünün açılması için KKTC’nin ilan edildiğine dair. O günlerin ortamında eğer Denktaş’ın liderliğine ihtiyaç varsaydı, neden bu yöntem denenmesin? Denktaş eğer çözümü engelleyen kişiyse ondan sonra gelen cumhurbaşkanı o kadar iddialı olmasına karşın neden siyasal çözümü sağlayamadı da en sonunda “Rumlar ellerinden gelse bizim nefes almamızı da engelleyecekler” demek zorunda kaldı?.. Kaldı ki Denktaş o makama atanmayla değil, her zaman seçimle geldi.
  
Bir başka iddia KKTC yüzünden ambargo edildiğimize dair. Biz zaten 1964’ten beri ambargolar altında değil miydik? Kaldı ki ABAD kararları KKTC’nin ilanından çok sonra ve kendimizi ABAD’da savunma basiretsizliğini göstermemizden dolayı alındı.
  
Kıbrıs Türk halkı olarak eğer bugün nefes alabiliyorsak KKTC’nin sağladığı özgür ve demokratik ortam sayesindedir. KKTC Kıbrıslı Türk’ün sığınabileceği son kaledir.
  
Doğrudur; pek çok sorunlar ve zaaflar da yaşanıyor KKTC’de. Bunun sorumlusu da KKTC değil, KKTC’yi yönetenlerdir. KKTC’ye bilinç ve güvenle sahip çıkmayı becerir ve yönetimi her zaman basiretli ellere teslim edersek o sorunları ve zaafları da aşacağız.       

Kaynak: Kıbrıs

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.