1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KKTC'de geçirilmeye çalışılan bu yasalar paranoyak edecek!
KKTC'de geçirilmeye çalışılan bu yasalar paranoyak edecek!

KKTC'de geçirilmeye çalışılan bu yasalar paranoyak edecek!

Mamalı, amaçlananın bir süre önce bizzat Polis Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 7 adet “Yasa Tasarısı”nın farklı amaçlara hizmet eden görüntüsü ile parça parça hayata sokulması olduğunu iddia etti.

A+A-

Özlem Çimendal

Avukat Barış Mamalı, Denetimli Serbestlik Yasası’ndan sonra uyuşturucu ile daha etkin mücadele kapsamında hazırlanması planlanan ve düğmeye basılan Teknik Takip Yasası, Muhbir Yasası ve Kontrollü Teslimat Yasası hakkında Yeni Bakış’a önemli açıklamalarda bulundu.

Mamalı, amaçlananın bir süre önce bizzat Polis Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 7 adet “Yasa Tasarısı”nın farklı amaçlara hizmet eden görüntüsü ile parça parça hayata sokulması olduğunu iddia etti.

Mamalı, benzer yasaların (dinleme, takip, muhbirlik, vs.) başka ülkelerde olduğunu ancak bu tür düzenlemelerin hangi ülkelerde insana veya topluma zarar vermeden ve keyfilik içermeden uygulandığına bakıldığında net olarak bu ülkelerin, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve tarafsız yönetim açısından yüksek seviyeye ve kültüre ulaşmış ülkeler olduğunu görüldüğünü ifade ederek, bu vasıfların zayıf olduğu devletlerde söz konusu kanunların verdiği yetkilerin insanları ezercesine ve keyfilik içerisinde kullanıldığını söyledi.

“Güvenlik’ kamuflesi altında sunulan torba kanunlar”

Mamalı, uyuşturucu ile etkin mücadele için çalışmalarına başlanan özellikle Teknik Takip Yasası ve Muhbir Yasası’nın KKTC için şu aşamada birçok sorunu da beraberinde getireceğini ifade etti. Mamalı, bir süre önce bizzat Polis Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 7 adet “Yasa Tasarısı”nın “Güvenlik” kamuflesi altında sunulan torba kanunların içeriklerine bakıldığında insan hak ve özgürlükleri açısından endişe verici birçok düzenlemenin olduğunun görüldüğünü ve kamuoyunda itirazları da beraberinde getirdiğini söyleyen Mamalı, bu tarz yasaların tüm gelişmiş ülkelerde olduğunu ancak gelişmemiş ve insan hak ve hukukun üstünlüğünün ve tarafsızlığının yeterli seviyeye ulaşmamış ülkeler için sorun teşkil edeceğini savundu.

“Belli mecraların parça parça yürürlüğe sokma gayretidir”

Hiçbir demokratik kurumla paylaşılmadan ve hangi ekiple yapıldığı dahi bilinmeyen yasa tasarılarını belli mecraların yürürlüğe sokma gayreti içerisinde olduklarına dikkat çeken Mamalı, “Daha önce topluca bu yasalar meclisten geçirilmek istendiğinde kamuoyunda ciddi bir direnişle karşılaşılmıştı. Şimdi bakıyorum ki, parça parça bunları önümüze koymaya çalışmaktadırlar” ifadelerini kullandı.

“İnsanları ezercesine ve keyfilik içerisinde kullanıldığını görmekteyiz”

Uyuşturucu ile mücadele kapsamında çalışmalarına başlanacak olan Muhbirlik, Teknik Takip ve Kontrollü Teslimat Yasalarının iyi okunması ve hayat bulacak coğrafyanın tablosuna iyi bakılması gerektiğine vurgu yapan Mamalı, “Bir defa şunu söylemek isterim ki benzeri bu tür yasalar (dinleme, takip, muhbirlik, vs.) başka ülkelerde vardır. Ancak bu tür düzenlemelerin hangi ülkelerde insana veya topluma zarar vermeden ve keyfilik içermeden uygulandığına baktığımızda net olarak bu ülkelerin, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve tarafsız yönetim açısından yüksek seviyeye ve kültüre ulaşmış ülkeler olduğunu görürüz. Çünkü bu vasıfların zayıf olduğu devletlerde söz konusu kanunların verdiği yetkilerin insanları ezercesine ve keyfilik içerisinde kullanıldığını görmekteyiz” şeklinde konuştu.

“Polis Örgütü’ne yeni devasa yetkiler verilecek”

Polisin uyuşturucu ile etkin mücadele için beklediği 3 yasa ile ilgili Mamalı, yasalar ile insan karşısında devlete ve özel olarak da polis örgütüne yeni devasa yetkiler verileceğini savundu.  KKTC’de makamlara oturan birçok kişinin kendisini hukukun üzerinde görüp “padişah - sultan” gibi hareket ettiğini söyleyen Mamalı, “Burada adamcılığın içimize işlediği, hukukun değil güçlülerin düdüğünün öttüğü, keyfiliğin top olduğu ve insana değer vermeyen bir anlayışın sisteme hakim olduğu bir demokrasi anlayışı vardır. Kısacası ülkemizde demokrasi sadece bir ortaokulun adı olarak geçen ve gerçekte olmayan bir olgudur” ifadelerini kullandı.

“Polis Örgütü en anti-demokratik yöntemle idare ediliyor”

En önemli husus ise bu yasalarla yetkileri artırılacak olan Polis Örgütü’nün yapısı ve niteliğinin olduğuna değinen Mamalı, “Anayasa’daki garabet Geçici 10. Maddenin varlığı devam etmektedir. Bu ülkedeki polis örgütünün sahibi biz değiliz ve bu örgüt şu anda dünyadaki en anti-demokratik yöntemle, yani militarist bir üst yapıyla idare edilmektedir” açıklamasında bulundu.  

“Polisin eli daha da güçlendirilmek isteniyor”

Demokratik ve anayasal hiçbir sivil kurumun veya halk tarafından seçilmiş hiçbir erkin (yasama-yürütme) polis üzerinde en ufak bir söz söyleme, denetim ve kontrol yetkisi olmadığının da altını çizen Mamalı, “Bugün eline daha da güç vermek istediğiniz polis örgütü, bir başka devletin genel kurmay başkanlığının atadığı yabancı bir general tarafından yönetilmektedir. Emir-komuta zincirine tabi olan bu örgütün en üst komuta merkezi askerdir ve bir başka devletçe oraya atanmaktadır” diye konuştu.

“İnsanlar tamiri imkansız zararlar görecek”

Polis Örgütü, demokratik yapıya kavuşturulmadan halk adına sakıncaları olabilecek hassas yetkilere sahip olmamaları gerektiğini savunan Mamalı, “Aksi taktirde kötü niyetli ellerde veya amaçlar doğrultusunda insanlar tamiri imkansız zararlar görecektir. Türkiye’de yaşanan gelişmeleri iyi inceleyiniz. Asker ve polis içerisindeki kötü ellerde bu yetkiler keyfice kullanılmış, binlerce kişi gizlice dinlenip, teknik takibe uğramıştı. Ardından bu yapılanlar kullanılıp masum bir sürü insan hapse atılmıştı. Kısacası ülkemizdeki düşük seviyedeki demokrasi ve hukuk kültürü bu tür kanunlara uygun değildir” şeklinde konuştu.

“Canlı ortam dinlemeleri de yapılacak”

Gündeme getirilmeye çalışılan yasa tasarıları hakkında özellikle “Teknik Araçlarla İzleme Yasa Tasarısı”na bakıldığında “Konut” hariç her yerde yapılan her türlü görüşme veya konuşmanın yine her türlü araçla izlenebileceğini (görüntülü), dinlenebileceğini ve kaydının tutulabileceğini söyleyen Mamalı,  “Bu tasarı ile canlı ortam dinlemeleri de yapılacaktır” dedi.  

“Polisin seçeceği sivil kişiler tarafından da yapılabilecektir”

Teknik Takip Yasası ile elinde bir cihazla herhangi bir kişinin içten veya dıştan istediği kişiyi ve bulunduğu ortamı gizlice dinleyebileceğini, görüntü alabileceğini söyleyen Mamalı, “Yine ortada işlenmiş hiçbir suç olmadan varsayımlardan kanaat getirilerek mahkemeden bu yönde izin alınabilecektir. Hatta bu tür gizli izleme ve dinlemeler polisin seçeceği sivil kişiler tarafından da yapılabilecektir” ifadelerini kullandı.  

“Gazeteciler izinli olsa bile fotoğraf çekemeyecek”

Tasarıda anomaliler olduğunu vurgulayan Mamalı, “Bunu örnekle açıklayayım. Biri evimi yakarken görüntüsünü alırsam suç olacak. Evlerdeki güvenlik kameralarını da elektrikten çekmeniz gerekecek. Ta ki bu konuda Tüzük yapsınlar gazeteciler izinli olsa bile fotoğraf çekemeyecek. İşte bu kadar acemice veya art niyetle hazırlanmış tasarıdır” dedi.

“Özgürlüğe engel koymak istiyorlar, insanlar paranoyak olacak”

Teknik Takip Yasa Tasarısı’nda kapsamın çok geniş tutulduğuna da işaret eden Mamalı, “Evrensel düşünce özgürlüğü ilkesini derinden sarsan bir düzenlemedir. Herkes her daim ‘biri bizi dinliyor, gözetliyor’ şeklinde endişe içerisine rahatlıkla girebilecektir. İnsanların özgürce ve rahat konuşmalarına, davranış içerisinde bulunmalarına zihnen engel koymak istiyorlar” açıklamasında bulunarak insanların her daim izlenip, dinlendiği düşüncesiyle paranoyakça rahatsızlıklar duyabileceğine işaret etti.

Muhbirler de fişlenecek

Muhbirlik Yasa Tasarısı (Polis Tarafından Kullanılan Muhbirin Ödüllendirilmesi Yasa Tasarısı)’nda insanlara “gelin muhbir olun” size ödül verilecektir mesajı verilmeye çalışılacağını söyleyen Mamalı, tasarıya bakıldığında “muhbir olacak kişi”nin, polisin işi olana kadar kullanılacağını sonra da bir kenara atılarak “ne halin varsa gör” denileceğini açıkladı.  Muhbirin korunmasına ve gizli tutulmasına yönelik hiçbir yasal önlem olmadığına da değinen Mamalı, “Hatta yasa gereği her muhbir ‘poliste kayıt altına da alınacaktır’” diyerek, muhbirlerin de fişleneceğine işaret etti.

“İhbar edilen kişiler beraat ederse ödül de olmayacaktır”

Muhbirlere verilecek ödüllerin de çok komik rakamlar olacağını söyleyen Mamalı, “Maksimum bedeller var. Onun üstüne çıkılamayacaktır. Kime ne kadar ödül verileceğine bir kurul karar verecektir. Eğer günün sonunda ihbar edilen kişiler beraat ederse ödül de olmayacaktır. İstinaf olursa onun da sonucu beklenecektir. Yani yıllarca muhbir ödül almak için bekleyecektir” yorumunda bulundu.

“Muhbir yasal tehlike altına girecek”

Bir muhbirin  “5 milyon sterlin değerinde 3 ton kokaini” yakalatsa bile alabileceği azami ödülün 9.000 Stg. (asgari ücretin 20 katı) olacağını söyleyen Mamalı, “Yine 360 tane  insanın yer aldığı büyük bir insan kaçakçılığı olayını ortaya çıkarttığınız da alacağınız ödül maksimum 9.250 TL. (asgari ücretin 5 katı) olacaktır. Görüleceği üzere tasarlanan ödüllerin hiçbir özendirici yanı yoktur. Kaldı ki muhbir yasal herhangi bir koruma veya gizlilik altında tutulmayacağı için ileride ciddi tehlike altına girebilecektir. Örneğin ispiyonculuk yaptınız ve birilerini yakalattınız. Bu kişiler 3 sene sonra hapisten çıkıp bir şekilde adınızı öğrendiklerinde sizi kim koruyacaktır?” diye sordu.

“Muhbirliklerinin saklı kalma garantisi olmayacak”

Yasa kapsamında muhbirlerin poliste kayıtlarının da bulunacağı ve muhbirlikte bulunan kişilerin muhbirliklerinin de saklı kalma garantisi olmayacağını iddia eden Mamalı, “Bir şey kayıtlandı mı, bir gün o kayıt görülür. Hele bizim gibi küçük ve herkesin bir birini tanıdığı bir ülkede muhbirlerin öğrenilmesi hiç de zor değildir” dedi.

“Adil yargılanma ilkeleri, savunma zayıflayacak ve polis olağanüstü güçlenecek”

Özellikle Teknik Takip Yasası ve Muhbir Yasası ile içine serpiştirilen maddelerle adil yargılanma ilkelerini ve özellikle savunmayı zayıflatacak ve polisi olağanüstü güçlendirecek yeni metotların peşinden koşulduğunun görüldüğünü savunan Mamalı, “Şöyle ki, muhbir tarafından sağlanan bilgi, belge ve emareleri mahkeme delil olarak kabul etmek zorunda kalacaktır. Ceza hukuk sistemimize aykırı ve her türlü suistimale açık bir kanuni güç veriliyor. Her türlü meta ‘muhbir buldu, muhbir aldı, muhbir verdi’ denerek mahkemeye delil olarak verilebilecektir. Keza muhbir mahkemeye çıkarılmayabilecektir de” şeklinde konuştu.

“İstintak-karşı tanıkları veya delili sunan şahitleri sorgulama bertaraf edilecek”

 Savunmanın ana aracı olan “istintak-karşı tanıkları veya delili sunan şahitleri sorgulama” hakkının da bertaraf edileceğini açıklayan Mamalı, “Deliller kayda girecek, emare olacaktır. Polis, elindeki her türlü şeyi ‘bunu muhbirden tedarik ettik’ diyerek mahkemeye dilediği her şeyi emare olarak sunabilmenin yolunu açmaya çalışmaktadır. Art niyetli ellerde bunun nasıl vahim sonuçlar doğuracağını idrak etmek bile istemem. Bir çuval belge -şimdiki emare ile ilgili hukuki kaideler hiçe sayılarak- mahkemeye verilecek ve bu tür emare yığına altında insanlar mahkum olabilecektir” şeklinde sözlerini tamamladı.   

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum