1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. KKTC'de kökene dayalı partileşme mi başlıyor?
KKTC'de kökene dayalı partileşme mi başlıyor?

KKTC'de kökene dayalı partileşme mi başlıyor?

Kıbrıs’a 1974 yılından sonra gelen KKTC vatandaşlarının parti kuracağı yönündeki söylentiler siyasiler tarafından doğru bir hareket olarak nitelendirilmedi.

A+A-

Özge Kizir

Kıbrıs’a 1974 yılından sonra gelen KKTC vatandaşlarının parti kuracağı yönündeki söylentiler siyasiler tarafından doğru bir hareket olarak nitelendirilmedi. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne konuşan eski Bakan ve milletvekilleri, kökene dayalı bir partileşmenin, toplumu ayrıştıracağını savundular.

Bağımsız Milletvekili Menteş Gündüz, Türkiye kökenlilerin parti kurma konusunda çıkan açıklamaları değerlendirdi. Köken üzerine parti kurmanın çok denendiğini ve çok yapıldığını kaydeden Gündüz, “Bugün birilerine küserek aman ben olmadım mantığı ile hareket ederek ve bir de burada ayrımcılık yaparak ötekileştirmek bana göre çok yanlış bir şeydir. Burada yaşayan herkes Kıbrıs Türk’üdür. Bunu artık insanların iyi bilmesi gerekiyor. Bu tip şeylerle birileri rant elde etmeye çalışacaksa hiç uğraşmasınlar” şeklinde konuştu.

“İnsanlar istediklerini eğer elde etmiyorlarsa kendi menfaatlerine dokunduğu zaman böyle bir eylem içerisine girebilirler”

Bir kez daha düşünülmesi ve doğru hareket edilmesi gerektiğini belirten Gündüz, “İnsanlar istediklerini eğer elde etmiyorlarsa kendi menfaatlerine dokunduğu zaman veyahut kendilerinin artık daha da güçlü olduklarını hissettikleri zamanböyle bir eylem içerisine girebilirler. Bu şartlarda ve üstelik Kıbrıs konusunun tam kırılma noktası olduğu bir noktada bu şekilde davranmak bazı malzeme yapar diye düşünüyorum. Onun için bir kez daha düşünülmesi gerekir” ifadesini kullandı.

“Siyasi rüzgara göre parti değiştirilmez”

Bugün mevcut partilerde yer bulma sıkıntısının yaşanmadığına dikkat çeken Gündüz, “İnsanların görüşleri belli ve net olmalıdır. Bugün bir rüzgar eser o iktidarsa ondanım, iktidardan giderse ben de bırakıp öbür tarafa giderim düşüncesinde olmamalıdır. Siyasetçilere bakıldığında öyle bir tablonun oluşması konusunda biz öyle yapmadık. Halkımıza vermiş olduğumuz bir takım sözler vardı. Bu sözler tutulmadı dolayısıyla bizim söylediklerimiz yapılmadığı için bir sonraki seçimde halka ne diyeceğiz modundan hareketle bir takım kararlar verdik. Fakat halk içerisinde artık özellikle Kıbrıslı Türkiyeli ayrımının vurgulanması çok yanlış bir olaydır” dedi.

“Bugün dünyada ırkçılık ortadan kalkarken burada ırkçılık yaparak insanları ötekileştirmek çok yanlış bir şey olur”

Gündüz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün dünyada ırkçılık ortadan kalkarken burada ırkçılık yaparak insanları ötekileştirmek çok yanlış bir şey olur. Parti kurmak olabilir ama Türkiyelilerin kuracağı bir parti denmesi beni çok rahatsız ediyor. Çünkü öyle bir ayrım düşünmüyorum. KKTC yaşayıp da vatandaş olan herkes benim için Kıbrıslı Türk’tür. Biz çoğunluktayız ve seçime gidip kazanacağız mantığı ile giderlerse bu hesap dönebilir.”

Çakıcı: “İnsanları kökenine veya ırkına göre farklara ayırmak, kendi vatandaşları arasında ayrımdan başka bir şey değildir”

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Milletvekili Mehmet Çakıcı, parti kurmanın ideolojiler ve görüşler üzerine olması gerektiğine dikkat çekti. Çakıcı, “Köken kurmak vatandaşlar arasında ayrımdır. Kökene dayalı siyasi partiler doğru değildir. Yoksa öyle olduktan sonra insanları kökenine veya ırkına göre farklara ayırmak, kendi vatandaşları arasında ayrımdan başka bir şey değildir. Yani ideolojik değerlendirmelere bakıldığında bir partiyi sosyal, demokrat veya liberal gibi daha siyasi görüşlere bağlı oluşumlarla olur. Diğer türlü yaklaşımlar daha çok vatandaşlar arasında ayrımdan başka hiçbir işe yaramaz” şeklinde konuştu.

“Her partiye herkes üye olabilir”

Çakıcı, sözlerine şöyle tamamladı: “Yanlıştır, bazı insanları istismar etmek istiyorlar. Onların duyarlılıklarını veya bir takım sıkıntılarını kökene dayandırarak veya başka bir bölgeye dayandırarak onların duyarlılıklarını istismar etmektir. Biz bu ülkede birlikten ve beraberlikten yanayız. Din, dil veya ırk ayrımı yapma noktasından tam tersi uzlaşmamız lazımdır. İnsan evrensel bir varlıktır. Bölgesi, yeri veya doğum yerinin değil insanlığı önemlidir. Siyasi görüşleri ve düşünceleri daha önemlidir. Mevcut partilerde yer bulma sorunu yaşanmıyor. Her partinin içerisine nereli olursa olsun üye olabilir. Bence ülkede böyle bir sıkıntı yoktur.”

Tatar: “ Siyaseti hizmet adına yapıyoruz”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Ersin Tatar, Türkiyeli ve Kıbrıslı olarak ayrım yapmanın hiç hoş olmadığını kaydetti. “Kıbrıslı Türkiyeli ayrımının olmaması gerekiyor. Bu memleketin selameti ve daha iyi bir noktaya gelebilmesi için siyaset yapıyoruz. Siyaseti hizmet adına yapıyoruz. Mutlaka şahıslar arasında sıkıntı olabilir. Kıbrıslılar arasında da olur. Karpaz’lıdır ya da Gönyeli’dir.Bu gibi durumları da görüyoruz. Fakat günün sonunda hepimiz siyaset yaparken bir ideolojinin peşindeyiz. O ideolojide aynı partide buluşan insanların Kıbrıslı veya Türkiyeli ayrımı yapması hiç hoş değildir” diyen Tatar parti içerisinde mücadele etmek gerektiğine dikkat çekti.

“Türkiyelilerin partisi gibi bir oluşumu ben desteklemiyorum”

Tatar, sözlerine şöyle devam etti: “UBP’nin içerisine bakıldığında gerçekten hiç ayrım yapmadan 1974’ten sonra buraya gelip yerleşen çok sayıda insanlarımız vardır. Hepsi de bu siyaseti yapma fırsatını yakalamışlardır. Günün sonunda halkın desteği, halkın oyu ve şahıslarında halka kendilerini anlatmamaları ve çalışmamaları gerek basında gerekse televizyonlarda her türlü yapacakları çalışmalarda o fırsatı yakalayacaklarına inanıyorum. Dolayısıyla Türkiyelilerin partisi gibi bir oluşumu ben desteklemiyorum. Bu sözler beni üzmektedir. Özellikle bizim ideolojimize sahip insanların bölünmesi ve bölündükten sonra siyasi arenada bizim bir zafiyetimiz olarak bu ortaya çıkar.

“Adaylar eğer o nitelediklerini taşırlarsa parti içerisinde de yine seçilebilirler diye düşünüyorum”

Ayrımcılık yapmak ve bu şekilde bir oluşuma gitmenin fayda sağlayacağına inanmıyorum. Bunu söylerken bazı sıkıntıların olduğunu da biliyorum. Dolayısıyla bunları daha fazla parti içerisindeki dengelerle halletmekte ve birlik ve beraberliği korumakta büyük bir fayda olduğunu düşünüyorum. Bazı şahıslar istedikleri veya hedeflediklerini yakalayamamış olabilirler. Dolayısıyla böylelikle bunu yapacağız dediklerinde de biraz zordur. Günün sonunda halk ideolojinin yanında adaylara bakacaktır. Adaylar eğer o nitelediklerini taşırlarsa parti içerisinde de yine seçilebilirler diye düşünüyorum.”

“Bunlar kısa vadeli hesaplardır”

Tatar, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu çok hassas bir konudur ama günün sonunda siyasette çok uzun soluklu bir olaydır. Bunlar kısa vadeli hesaplardır. Uzun vadede böyle bir süreç başarılı olamaz. 1974’ten sonra buraya gelip yerleşen çok sayıda insanımız vardır. Dolayısıyla bütün partilerle de onlar söz sahibi olabilirler. Bugün CTP, DP ve TDP’nin içerisinde bile ayrımcılık yoktur. Türkiyelilerin partisi denildiğinde ideolojisi nedir? Bugün Türkiye kökenli insanlar bu memlekette CTP ideolojisini de taşıyabilirler.”

Şahali: “Etnik kökene veyahut başka bir ayrımcı temele dayalı siyasi örgütlenmeleri son derece tehlikeli buluyorum”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, bu ülkede yaşayan ve bu ülkenin kimlik kartını taşıyan herkesin, ülkenin yurttaşı olduğunu ve kökeninin sorgulanmaması gerektiğini belirtti. Şahali, “Siyasi parti ve gelenek olarak da bizim yaklaşımımız budur. Dolayısıyla etnik kökene veyahut başka bir ayrımcı temele dayalı siyasi örgütlenmeleri son derece tehlikeli ve tedirginlik verici buluyorum. Etnik kökenine veyahut doğduğu yere göre insanların bir yerlere gelmesi veya bir yerlere gönderilmesi de benzer tehlikeyi kendi içerisinde barındırır. O nedenle bu ülkede tüm yurttaşlar arasında eşitliğin sağlanacağı ve liyakatin ve hak ediş esasına göre hakların veya yaptırımların uygulanacağı bir düzeni hedeflemek lazımdır. Siyasi partilerde kurulurken son derece büyük bir görev üstlenirler”dedi.

“Salt kimliğinden ve kökeninden kaynaklanan bir talebin gündeme gelmesini çok yadırgarım”

Şahali, sözlerini şöyle tamamladı: “Anayasadaki hükümlere göre kurulurlar, dolayısıyla ilan edilmiş veya edilmemiş bir biçimde kökene ve etnik kimliğe dayalı bir siyasi oluşum bu halkın bölünmesi anlamına gelir ve son derece tedirginlik duyarım. Bu ülkede yaşayan ve yurttaşı olan her birey öncelikle yurttaşlık haklarının sonuna kadar korumalı ve sahip çıkmalıdır. Yurttaşlık haklarından kaynaklanan haklarını ve ödevlerini bilerek yaşamalıdır. Dolayısıyla salt kimliğinden ve kökeninden kaynaklanan bir talebin gündeme gelmesini çok yadırgarım. Bu ülkedeki her yurttaş yasalar önünde eşittir ve yasalar önünde gördüğü muamelede aynıdır.”

Arıklı: “Yeni jenerasyon isyan ediyor”

Yeni Doğuş Hareketi (YDH) Sözcüsü Erhan Arıklı da Kıbrıs’ta Türkiye kökenlilere karşı bir ötekileştirme politikasının yürütüldüğünü savunarak,“Bir Türkiye vatandaşı Savcı veya Savcı Yardımcısı olmaz mı? Bunların bir adım öteye gitmesini engelleyen nedir? Bize ‘aldıkları puan bu, hak etmediler’ deyin. Ama böyle bir şey yoktur. Bunları düşününce yeni jenerasyon isyan ediyor. ‘Bizim hakkımız ne olacak?’ diyor. Yani birileri devleti ele geçirmiş ve ayrımcılık yapıyor” demişti.

“İnsanın inadına kurası geliyor”

Arıklı son köşe yazısında, YDH’nın partileşmesine karşı duruş sergileyen Türkiye kökenlilere şu sözlerle verdi veriştirdi: “YDH’nin son istişare toplantısında  1 Ağustosa kadar partileşme konusunda karar üretme düşüncesi, belli kesimlerde telaş uyandırdı.

Bu konuda henüz karar verilmedi. Belki de taban desteği bulunmayıp iklim müsait değil denilecek, belki de siyasi partiler kanunu yeniden ele alınacak ve böyle bir partiye gerek kalmayacak. Belki de bir siyasi partinin kurulabilmesi için şartların oluşmadığı tespit edilecek... Böylece bu işten vazgeçilecek. ..

Ama YDH ya karşı o kadar çirkin saldırılar yapılıyor ki.  İnsanin inadına bu partiyi kurası geliyor.

Hele geçen gün bir televizyon  programında, sevip saydığımız bir Milletvekilinin YDH’yi PKK ile ayni kefeye koyması bardağı taşıran son damla oldu. Aslında ona söylenecek çok söz var da geçmişimizin hatırı büyük.  Susmak bazen en iyi cevaptır.

Sokaktaki iyi niyetli Kıbrıs kökenli kardeşlerimizin ‘Bu parti Turkiyeli-Kıbrıslı ayrımını körükler. Bizi derinden yaralar’ seklindeki endişesini anlarım. Hatta onlara  hak bile veririm. Neticede muhtemel bir referandum öncesi  toplum içinde kimlik kavgası görüntüsü hoş bir şey değil.

Anavatan-Yavruvatan edebiyatı yaparak Turkiye’ye ‘Şükran’ çeken, bu sayede Türkiye kökenli vatandaşların oylarını tepe tepe kullanıp Milletvekili seçilen arkadaşları da anlarım. Neticede bu kesimin oyları ile seçilmişlerdi.  Şimdi bu seçmen kitlesini kaybetme tehlikesini yaşıyorlar. Tepki göstermeleri son derece normal.

Her seçimde bir kaç Türkiyeli aday gösterip Türkiye kökenlilerin oylarını devşiren mevcut partilerin kaygısını da anlarım. Neticede şimdiye kadar ahmak yerine koydukları, rahatlıkla kandırdıkları, alternatifleri olmadığı için kızıp bağırsalar da günün sonunda gidip onlardan birine oy veren uysal bir seçmen kitlesi ellerinden kaymak üzere.

“Türkiye kökenlilerin yaygarasını ve YDH’ya saldırmalarını anlamam”

Ama yıllardan beri Türkiye kökenli oyların simsarlığını yaparak düzenden ve mevcut partilerden beslenen, Türkiye kökenli dangalakların yaygarasını ve YDH’ya saldırmalarını anlamam ve asla onları bağışlamam. 

Gelelim YDH’nin veya onun öncülüğünde kurulacak olan Partinin ayrımcılığı körükleyeceği fikrine.

Samimi olarak bu endişeyi dile getirenlere diyoruz ki; " Merak etmeyin. Bizim halkla bir problem imiz yok. Bizim Problemimiz, bu düzenle ve bu düzenin kaymağını yiyen düzenbazlarla.  Yıllardan beri halk arasında ayrımcılık yapan bunlardır. İnsanların doğum yerlerine veya kökenlerine bakarak muamele yapan bunlardır. Türkiye kökenli vatandaşların sadece oyuna talip olan ve fakat onların bu oy karşılığında bir talepte bulunmasını istemeyen bunlardır. Türkiye kökenli vatandaşlara seçme hakkı veren ama seçilme hakkı vermek istemeyen bunlardır. Onun için bırakın bunlarla mücadelemizi yapalım.
“Bu halkı isteseniz de Türkiyeli-Kıbrıslı diye ikiye bölemezsiniz”

Bu halkı isteseniz de Türkiyeli-Kıbrıslı diye ikiye bölemezsiniz. 40 yıldır iç içe yaşayan binlerce evlilik yapan, kaynaşmış bir kitle var karşımızda. Bu evliliklerden doğan on binlerce çocuğu kim, hangi hakla ve nasıl kimlik krizine sokabilir ki?

Diğerlerine yani, Türkiye kökenli vatandaşların bir araya gelip siyasi mücadele yapmasını ayrımcılık olarak gören ve ‘Türkiyelilerin partisi olmaz, olamaz’ diyen düzenbazlara gelince;

Bakın kardeşim;  Tane tane söylüyor ve soruyoruz.  Biz 1974’ten sonra bu ülkeye geldik. Vatandaş olduk. Bu devlete en az sizin kadar bağlıyız. Bu toprakların kimliğini aldık, gururla taşıyoruz. Bu topraklarda doğduk.  Bu topraklarda öleceğiz.  Siz kabul etseniz de etmeseniz de biz artık Kıbrıslıyız. Kıbrıs Türküyüz. Bizler, Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olarak bir araya gelip siyasi parti kurarak ülke yönetimine talip olmak istiyoruz. Bunun neresi tehlike lütfen anlatır mısınız?”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.