1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu Atun

  3. KKTC’li özelleştirme istiyor, ama...
Yurdagül Beyoğlu Atun

Yurdagül Beyoğlu Atun

Haberal Kıbrıslı Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC’li özelleştirme istiyor, ama...

A+A-

KKTC çok bunalımlı bir dönemden geçiyor.

74 sonrası gelen şok zenginliği içselleştiren ve bununla ilintili yaşam modeli oluşturan ülkemiz insanı, dünyanın içinde bulunduğu ekonomik krizi anlamamakta ısrarlı.

Dolayısıyla ekonomik krize karşı hazırlanan reçeteler bazı kesimler tarafından kabul görmüyor.

Cepten çıkacak her fazladan kuruş, akıl- mantık ve bilimsel yöntemi bir kenara ötelerken düşmanlık duygularını ön plana çıkarıyor.

Ekonomik krizin müsebbibi Türkiye’ymişçesine yükleniyorlar Anavatana.

Oysaki bilim sebep sonuç ilişkileri üzerinde durur.

Bilimsel veya mantıklı düşünen kişi, kendisine telkin edilen düşünceler yerine olaylar arasındaki sebep- sonuç ilişkisini kurarak gerçeği öğrenmeye çalışır.

Ve fen bilimlerinde genellikle olayların bir tek sebebi olabilirken sosyal olayların birden fazla sebepleri bulunabilir. 

O yüzden içinde bulunduğumuz durumu herkesin farklı okuması normaldir; Ama…

***

Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ülkemize geldi.

Üç gün süren ziyarette devlet yetkilileriyle, muhalefetle, sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, odalarla, halkla bir araya gelen Atalay önemli mesajlar verdi.

Görüşmelerde ekonomik programın iyi yürütüldüğüne dair görüş belirtti, memnuniyetlerini sundu.

Bu görüşmelerde muhalefetin de olumsuz bir tavrıyla karşılaşmadı Atalay.

Ekonomik paketin kabülü için sosyal kesimlerinde ikna edilmesi gerektiğini bilen Atalay, bu işi sendikalarla diyalog kurarak çözme yoluna gitti.

Sendikaların taleplerini dinleyen Atalay, “ben onların taleplerini de önemli görüyorum” diyerek, konuların akıl, mantık, empati yoluyla çözülebileceğini gösterdi.

İlk bölümdeki “ama”nın yanıtı aklın yolunun bir olduğu.

Görüşler farklı olsa da amaç gerçekten üzüm yemekse taraflar asgari müşterekte buluşabiliyor.

Sorunu bağcıyla olana söylenecek bir şey yok zaten…

***

Bu aralar ekonomi röportajlarına ağırlık verdik.

Ülkemizin değerli ekonomistleri bilgi ve birikimlerini bize aktarıyorlar.

Ekonomistlerin ortak görüşü, özelleştirmenin gerekirliği. Yukarıdaki “ama”nın burada da devamı var.

Özelleştirme şart diyen ekonomistlerimiz, özelleştirmenin haksızlığa yol açabileceği konusunda endişelerini saklayamıyorlar.

Endişenin büyük kısmı, Kıbrıslı işadamının özelleştirmenin içinde yer alıp almayacağı.

Kıbrıslı, kendi işletmelerini kendileri işletmek, en kötü ihtimalle de büyük ortak olmak istiyor.

Bu doğal temkinlilik içinde yaklaşıyorlar özelleştirme olayına.

O yüzden de, devletlerin üzerindeki yükü atıp, enerjisini ve ekonomik gücünü eğitim, kültür, sağlık alanlarına kanalize etmek adına gerekirliği yadsınamaz olan özelleştirmenin KKTC’ye uyarlaması biraz sancılı geçeceğe benziyor.

Yasası, kuralı olmayan özelleştirmenin birilerine peşkeş olacağı düşüncesi yüzünden “kalsın” diyor birçokları.

Adam Smith, halkın kendi zenginliğinden daha çok, başkalarının zenginliği konusunda daha müsrif olduğu biçimindeki tespitiyle özelleştirmenin neden gerektiğini anlatıyor.

Basit ve hepimizin bildiği bir mantık Smith’in ki.

Kamu personelinin, ticari kazancın sonucunda doğrudan hiçbir çıkarı ve kaybı olmadığı için, ihmalkar ve müsrif olduğu gerçeği önümüzde dururken “özelleştirmeye hayır” demek çokta mantıklı değil.

Naçizane görüşümdür ki, özelleştirme olmalı, ancak gerekli yasa ve düzenlemeleri yaparak, halka çekincelerinin anlamsız olduğu teminatını vererek…

Türkiye’den ve üçüncü ülkelerden ortak gelecekse dahi büyük hissedar Kıbrıslı olmalı.

Dahası şeffaflık ilkesine uyulmalı.

Bu şekilde yapılacak özelleştirmeye de kimsenin itirazı yok zaten.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.