1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. KKTC'ye dayatılan çözüm Rum çoğunluk egemenliğidir
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC'ye dayatılan çözüm Rum çoğunluk egemenliğidir

A+A-

1 Temmuz’da Hristofyas’lı Güney Rum Yönetimi AB’nin dönem başkanlığına kurulacak.  Büyük olay.  800 bin nüfuslu bir halk topluluğu sırf  Devlet olduğu için AB üyesi olmakta,  AB üyesi olduğu için  de  650 milyonu aşkın nüfusu ile periyodik sırası geldiği için  “dönem Başkanı” olmakta.

Demokrasiye bakın ve hizaya gelin!  Çünkü o   “Birlik”  azınlık-çoğunluk üzerine kurulmadı.   “Siyasi eşitlik”  esasında kuruldu.  Öyle de olunca 27 üye ülke  ayrı ayrı devletler topluluğu oluşları gerçeklerinde fakat uygulamaları zorunlu   ortak  “muktesebat”  koşullarında birleşti. Nasıl  “Birlik”  ama?   Dilleri,  dinleri,  sınırları belirli Devletleri,  her devletin kendi içindeki  seçimleri,  ulusal bayrakları hatta ulusal marşları ile.

Ne güzel!  Her Devlet temsilcilerini kendisi seçerek AB’nin Parlamentosuna,  Konseylerine,  çalışma organlarına gönderiyor…  Anayasa hükmündeki Muktesebat çerçevesinde kararlar alınıyor,  her devletin nüfusuna,  ekonomisine,  Sol yahut Sağ iktidarlarla yönetildiğine bakılmaksızın,  “tek ve eşit  oyları” haklarında”  kararlar alınıyor…  

PEKALA YA BİZ?  AB’nin kendi bünyesinde yarattığı   “Devletler Birlikteliğine”  bakın bir de  Kıbrıs’ta dayatılmak istenen  çözüm alternatiflerine bakın! 

Nitekim çözüm için Federal sistem dendi ve eklendi:  “Fakat birleşik Kıbrıs şartında!”  Nasıl olacak bu?  Siyasi eşitlikle mi?  Hayır! “Azınlık çoğunluğa dayanmayan, iki ayrı halk topluluğu,  iki ayrı bölge”   esasında bir çözüm mü?  Hayır!

Merkezi Hükümette  iki ayrı Devlet katılımında  eşit oy hakkı ile mi?  Hayır!

Türk halkının kendi içinde siyasi iradesini kendisinin kullanacağı sistemle mi?  Hayır!  (Çünkü çapraz oylamadan söz ediyorlar!)

VESSELAM:  650 milyonluk Avrupa’da bile ulusların kendi kaderlerini tayin haklarında kendi Devlet sınırları içinde özgür ve egemen oldukları gerçekleri yaşanır,  “Parlamentosunda sekiz yüz bin kişilik nüfusa sahip Devletle seksen milyonluk devletler bile siyasi eşitlik ilkesinde bire bir oy haklarına sahip olurlarken…

Bir daha bakın bakalım Kıbrıs’ta Türk halkını  Güney’in Rum’una hangi uydurma çözüm alternatifleri ile bağlayıp esiri yapmaya çalışıyorlar!  Bakın bakalım müzakerelerde tartışılan Türk’ün Kuzey’deki hakları mıdır yoksa Rum’un Kuzey’e nasıl egemenliğini sereceğinin arayışlarındaki formüller midir?   En azından o Annan planını bir daha okuyun! 

***

70 YILLIK HALKIN SESİ GAZETESİ

Dün Halkın Sesi Gazetesi’nin 14 Mart 1942’de yayım hayatına başladığının 70. yıl dönümüydü. 

Gazetenin yanı sıra  önce rahmetlik Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük’ü düşündüm.  Sonra  klasik ifadesiyle  “nereden nereye geldik”  dedim. Cemaattık, toplum olduk,  halk olduk,  Devlet olduk… 

Fakat mücadelesi uğruna yurt bilinen bu topraklara akıtılan tek ter damlasının bile bedelini, akıtılan kanla ödededik…  Bir vatan sahibi olabilmek için Güney’de  bir vatan kaybettik!  Bir Devlet olabilmek için binlerce şehit verdik! 

Bu söylemler   bugünkü jenerasyon için  “hamasettir!   “ırkçılık,  faşizmdir.  Halkların kardeşliğine indirilen darbe,  şövenizmdir!”

Amenna,  kabul ettik!  Yeter ki siz de yarım asrı aşkın süredir bu adada en az Rum kadar özgür ve egemen olmak için Türk halkının devre devre kendi bünyesinden çıkartıp yarattığı liderleri ile mücadele etmekte olduğunu kabul edin! 

VE HALKIN SESİ.  Söylemenin sırası ve yeri mi bilmem.  Mesela bir başka gazetede de  yazabilirdim.  “Halkın Sesi”  dedim çünkü kendimi bu gazetede çok özgür gördüm.. Nitekim  daha önce de yazdıydım:  Halkın Sesi gazetesinden çok “yazarlar”  “köşeciler”  gelip geçtiler.   Solcusu,  Sağcısı,  liberali,   kapitalisti,  kompradoru,   milliyetçisi ,  globalisti ile…  “Halkın Sesi” her  “sese”  her  “görüşe”  yıllardır sayfalarını açan gazete oldu.  Bir tek  “Atatürkçülükten,  laiklikten”  vermediği ödünle. Ötesinde bu gazetenin sütunlarında her türlü  fikir  sahipleri köşe tuttular,  yorumlarını yazdılar…  

Tabi ki artık Halkın Sesi’nin  tirajı,  tarihi geçmişine,  tarafsızlığına orantılı değildir.  Tabi ki yeni atılımlara  ihtiyacı vardır.  Ve tabi ki eksik aksak yanları da vardır… Ama Halkın Sesi o büyük hoşgörüsüyle mayaladığı tarafsızlığını tutun ki bugün de Medya’da sürdüren tek gazetedir.  Daha nice yıllara diyelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.