1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. KKTC'yi masaya yatırıp neşterledik. İşte “hastalık” nedenleri!
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

KKTC'yi masaya yatırıp neşterledik. İşte “hastalık” nedenleri!

A+A-

Tabi ki  öncelik içimizdeki sorunları çözmektir.  Her gün o kadar çok  “tatsız”  olay işitiyor,  o kadar çok kanunsuz olması gereken   “işlere”  tosluyoruz ki  bu ülkede kanun nizam  kalmadı mı diyerek şaşırıyoruz!    

Çünkü KKTC dediğinizin  nüfusu,  coğrafyası   ve içinde bulunduğu siyasi açmazı, bu sorunları ne kaldıracak kadar büyüktür ne de taşıyacak kadar güçlüdür! 

Nitekim istenmeyen en basit olay bile  anında  “halkı”  kırmaktadır!  İspatı  da ortadadır.                       Bakın gazetelerin manşetlerine.  Gitgide haberlerin nasıl seviye kaybettiğini görün.  Fakat bu olgu bizatihi  “gazetelerin”  benimsediği yayım politikalarından dolayı değil,  okuyucuların ilgi ve tercihlerinden kaynaklanmaktadır.  Kısaca “okuyucu” o manşetlerde ayazlanan illegal olaylarla sosyo ekonomik zafiyetlerden kaynaklanan haberleri  televizyonların pembe dizileri gibi büyük keyifle okumaktadır!

O kadar ki mesela  bir gün   bir gazetenin manşetinde mertek kadar harflerle,   “Bisikletinden düşen adama hiçbir şey olmadı” yollarında bir haber görebilirsiniz! Yani diyoruz,  artık bu haberlerin enflasyonu yaşanmaktadır!

GERÇEKTEN HALK  BU OLAYLARLA MI  YAŞIYOR:  Yaşatırsanız yaşar!  Nitekim gün geldi o seferberlik günlerinde,  memleketin tüm kamu görevlileri  fiks menü gibi  sunulmuş 30 Kıbrıs liralık maaşlara   da çalıştı,  çalışırken yediden yetmişe  mevzilerdeki nöbetlerine de gitti.  O dönemlerde iki üç  bin memur vardı.  İşçisinden doktoruna bir tekinin bile gıkı çıkmadı ama!

Ne diyorduk?  Yaşatırsanız yaşar!  1974’den sonra da bu halka  Rum’un malını mülkünü sundulardı,  halk da “yok” demediydi!  Nitekim bu yağmanın ilk adı ganimetti! Sonra kulpuna uygun olsun diye  “buluntu”  dedilerdi!

KISACA:  Halk farkında değildir  ama tutun ki 1960’lardan beridir çok ciddi şekilde yönetilmektedir! Zaten olanca sorunlar da halkın bu  çok ciddi tutumlarda yönetilmesinden kaynaklanmıştır.  “İyi mi yönetilmiştir,  kötü mü?  İşte mesele budur” gerçeğinde sorgulanarak! 

Mesela İnsanları,  yolda arabanın çarpıp öldürdüğü kırlangıcın ardından hep birlikte  “vah vah”  çektirtecek kadar psikolojik travmaya sokan da   içki sofralarında hab’ı iştaha ile patlayıp tıksırıncaya kadar yiyip içerken  “battık”  diye feryat ettirten de  bu “yönetimlerin yöneticileridir!”   

Kısaca eğer en basit sorunların altında bile  canhıraş çığlık atan bir halk varsa,  sorunlarının sürekli  çözüme ulaşmadığını  gördüğündendir!  Oysa nedir istenen?   Umudunu yitirmeden işine gücüne sarılan iç barışı yakalamış  bir halk.  Madalyonu çeviriyor ve olayın bir de öteki yüzüne bakıyoruz:                                                                      *****

ÇÖZÜM OLMASA DA

Şimdilerde bu halka  “iktidar ve muhalefet”  olarak biri birine  zıt iki ayrı olayı yaşatıyorlar. Dedik ya  “yaşattıkları için halk da yaşamak zorunda kalmaktadır!”

MESELA.  Memleketin Hükümetini  izlersiniz:  Rakamlarla konuşurlar, KKTC’yi nereden alıp,  neleri başarıp,  nereye taşıdıklarını açıklarlar.   “İyiyiz, iyi”   dersiniz…

Muhalefete kulak verirsiniz,  “iktidarın açıklama ve icraatlarının külliyen yalan dolan olduğunu,  memleketin battığını,  insanların kanunsuzluklar karşısında korku içinde yaşadıklarını söylerler! 

Tutun ki biri “iktidardır”  başarısını,  öteki  “muhalefettir”  iktidarın başarısızlığını söyleyecektir. Buna karşılık   Allah size akıl verdi görüp düşünüp,  işitip değerlendirip kendi aidiyetinizi oluşturan iradenizle değerlendirme yapabilmeniz için… Tabi önce kendinizi  kişisel dertlerinizle mağduriyetlerinizden,  acılarınızla kayıplarınızın azaplarından arındıracaksınız ki  “doğruya”  varabilesiniz.  Yoksa siz de iflâh olmaz o şikâyetler furyasında gün gelir niçin güneş battı diye yakınır neden doğdu diye soru sual edersiniz! 

İŞTE MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ:   Bizimkisi gibi siyasi soruna sahip Devlet olgusunda,   çok partili ve demokratik teamüle karşın böylesi sosyal ve ekonomik  zıtlıkların  yaşanmasının kaldırılması mümkün değildir.    Devlet gücünün bunları kaldırmadığı da   “batmış bir memleket sendromu”  içinde yaşatılan halkın  artık bu yaşamından  büyük bir keyif alması ile ispatlıdır!” 

BU ŞU DEMEKTİR:   “İnsanlar gitgide çözüm umudunu  yitirmişlerdir ya.    Kendilerine enjekte edilen “nasılsa bu adada çözüm olmayacaktır” şartlanmasına girmişler.   Dolayısıyle kendi yarattıkları dünyalarına bir gün koskoca bir gök taşının çarpıp tümden  yok olacaklarına saplanan inanançlarının  o ruh hali nasıl tezahür ederse öylesine tepkilerde bağırıp çağırıp ağlaşmaktadırlar!  

Şimdi desek ki  “aslında bir  kesimin halktan asıl beklediği zaten budur”  çok mu abartmış olacağız!”              Çünkü bu umutsuzluğu bir yandan da yukarıda işaretlediğimiz o gazete manşetlerine düşen  “istenmeyen olaylar”  beslerken,  parsayı  “birleşik Kıbrıs”ı oluşturmak”  efkârında uğraşan kesimler  toplamaktadırlar! 

OYSA NEDİR GERÇEK:  BM’ler çevreleri bile Rum liderliğini uyarıyorlar.  Bu adada  tek bir Devlet yani  “üniter”  bir  Kıbrıs çözümü olamaz,  Artık Rum liderliği bunu anlamalıdır diyorlar!  Bu adada Türk halkı da vardır,  Yönetimi de vardır,  çözüm de  bu gerçekler  gözetilerek sağlanacaktır”  diyorlar.

Pekala ama BM’lerin hatta AB’nin bile kabul ettiği bu gerçeği eğer siz Kıbrıs Türk halkı saflarında  “üniter  Kıbrıs”  ve  “Kıbrıslılık”  gibi savunup sürekli Rum liderliğinin ekmeğine bal kaymak sürerseniz bu Rum’u  çözüme yaklaştırmak nasıl  mümkün olacaktır ki? 

Çünkü yaptığınız ve başardığınız tek iş,  üniter Kıbrıs çözümü için Türk halkını kendi Devletinden soğutmak olmaktadır. Tabi söylemeye hiç gerek yoktur. Yanlış yapılmaktadır!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.