1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ata Atun

  3. Klerides'in itirafları
Prof. Dr. Ata Atun

Prof. Dr. Ata Atun

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Klerides'in itirafları

A+A-

 

Dünya güzeli bu küçücük ülkemin tarihi her zaman çok ilgimi çeker.

Özellikle de 1955-1974 yılları arasında yaşadığımız “Ulusal Direniş Tarihi” benim favorimdir.

En ince detayına kadar öğrenmek ve bilmek isterim.

Her anı bir fedakârlık, her adımı eşsiz vatanseverliklerle doludur.

Birçok gizli kahramanlar vardır bu tarihin içinde.

Mütevazi ve alçak gönüllü.

Ülkesi için gözlerini kırpmadan canlarını tehlikeye atmışlar ama bundan da hiç söz etmiyorlar, gereğini bile duymuyorlar.

Ne isimleri bilinmekte ne de yüzleri tanınmakta ama hepsi de gerçek birer vatansever, geçek birer kahramandırlar.

Bu yılların büyük bir kısmını ben de yaşadığımdan, okuduğum kitaplarda nelerin anlatılmak istendiğini çok iyi anlarım.

Anlatılanları da çok gerçekçi bir şekilde hayal gücümün içinde canlandırırım çoğu zaman.

Dönemin giysileri ile, olayın geçtiği yerin doğal hali ile, ağaçları ile ve de her tür detay ile.

Kıbrıs’ta gitmediğim köy veya kasaba yoktur neredeyse.

Zaten çocukluğumda adanın üç büyük şehrinde yaşamış, okullarında da okumuştum.

1970 yılında Mücahitliğimi de yaparken, RMMO mevzilerinin ve kamplarının haritalara işlenebilmesi için tüm adayı en küçük köyüne kadar dolaşmış, mevcut her yoldan da geçerek tespitlerimi de haritalara tek tek işlemiştim.

Klerides’in son aylar içinde yaptığı açıklamalar, ki buna itiraflar da diyebiliriz, benim için ve Ulusal Direniş Tarih’imize ilgi duyan kişiler için, bu güne değin açıklanmamış, bilinmeyen ve kapalı kapıların ardında kalmış bir çok önemli bilgileri içeriyor.

Özellikle de 1968 yılında,  dönemin Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf R. Denktaş ve Rum Cemaat meclisi Başkanı Glafkos Klerides arasında Lübnan’ın Başkenti Beyrut’daki Phonecia Otelde başlayan ve günümüzde de Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Hristofyas arasında yapılan görüşmelerle halen devam ettirilmekte olan “Kıbrıs sorununa Çözüm Bulmak” müzakerelerinde, birçok takıntılı noktanın perde gerisini gözler önüne seriyor Klerides’in bu açıklamaları, veya da itirafları.

Benim açımdan Klerides’in en samimi itirafı,  iki toplumlu çatışmaların yaşandığı 1963-1968 yılları arasında adanın tanınmış hükümeti olarak barışa yönelik hiçbir şey yapmadıklarını ve Kıbrıslı Türkleri kantonlarda sıkıştırarak, dünyadan izole etmekle boyun eğeceklerine inanmalarının çok büyük hata olduğunu söylemesi.

Zaten bu uygulama zaman içinde ters tepmiş ve Kıbrıs Türk halkının teslim olmak yerine birbiri ile kenetlenmesini ve tek vücut olmasını sağlayarak müthiş bir direnç gücü oluşturmasına yol açmıştı.

Bir başkası ise çok daha önemli, benim değerlendirmelerime göre.

Rum siyasilerin kişisel menfaatlerini nasıl “Kıbrıs Sorununa Çözüm Bulmak” çabalarının üstünde tuttuklarını ortaya koyuyor. Kişisel menfaatler uğruna belli ki adaya barışın gelmesini önlemişler. Açıkçası kendi çıkarları uğruna “Barış”ı satmışlar.

Klerides’in açıklamalarına göre 1972 yılında, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları dört yıl süren görüşmelerden sonra ortak bir noktada buluşmuş ve aralarında belli bir mutabakat sağlanmış.

Mutabakata göre Zürih ve Londra Anlaşmalarında taraflarca değişiklikler yapılacak, bu değişiklikler Kıbrıs Türk, Kıbrıs Rum, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından imzalanacak ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası da bu değişikliklere göre tekrardan düzenlenecek ve adadaki anlaşmazlık da ebediyen son bulacak.

Taraflar son hazırlıklarını da yaptıktan sonra iş uygulamaya gelince adadaki bu tarihi gelişmeye takozu koyan Makarios olmuş.

O günkü unvanları ile hem Başpiskopos ve hem de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olan III. Makarios, ki gerçek adı Mihail Muskos’dur, Kıbrıs Hellenizmi’nin hedefinden ödün verdiği gerekçesiyle gelecekte yargılanmamak ve Helen tarihine “Adanın Yunanistan’a bağlanmasına engel olan kişi” tanımı ile geçmemek için Bizanslılara yakışır bir tezgah kurmuş ve anlaşmayı “Enosisi ve taksimi engelleyecekleri taahhüdüyle” Yunanistan ile Türkiye’nin imzalamaları gerektiğini talep ederek, son anda bozmuş.

Ve Klerides samimi olarak itirafında “1960 Anayasasını kendi lehlerine olacak şekilde düzeltecek ilk istikrarlı adımları atma fırsatını Makarios’un kişisel çıkarları nedeni ile kaybettiklerini” dile getiriyor.

Doğruya ne denmez ki.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.