Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Koktu burası…

A+A-

Kapı kale kapısı değil.

Önünde hendek yok.

Zaten kale de değil, gazete burası…

Bildiğin apartman dairesi…

Kapısında cam var…

Hendek olsa da pek fark etmeyecek ya.

İçini dolduracak su mevcut değil çünkü memlekette.

Kapıda bekçi bulunmuyor, bulunsa silahsız olmalı.

Bir bakıma huzurlu denilen Kıbrıs’ta insanlar başkasının insafına kalmıştır.

Açılan 1974 öncesi mezarları görüyoruz.

Günlerdir, aylardır işbaşındalar.

Kemikler çıkıyor yerin altından.

Kemikler kavanozlara yerleştiriliyor.

Kim olduğu, ne zaman katledildiği tespit ediliyor.

Sonra yeniden daha düzgün şekilde törenle ait oldukları yere defnediliyorlar.

Dile kolay.

1974 yılında adaya çıkartma yapan TC, “huzur gitti, geldik” dedi…

Sonra “şehit verdik, buraları kanla aldık, buraları bizim hakkımız” diyerek topraklarımıza sahip çıkmaya çalıştı.

Çalışıyor da.

Ve taşıdıkları ile bunu perçinlemeye uğraşıyor.

Oysa şimdiden kanla suladık, şehit verdik dedikleri sayı, kemikleri çıkan Kıbrıslıtürklerden çok daha az.

Olay o değil.

Olay savaştan sonra sakin, sükûnet var, denilen bu yerde korumanın, can güvenliğinin eskisinden beter olması.

Bakmayalım askerin sayısına.

Polisin elinde radarla dolaşmasına…

Ve özel silah taşıyanlara…

Burada can güvenliği sanıldığının aksine yok.

Başkalarının insafındayız.

Kapımıza köpek bıraktılar.

Köpeğin kafasını ezerek hem de.

Kanları aka aka getirip koydular oraya.

Köpek birkaç saat önce yaşıyordu oysa.

Bir ihtar için.

Korkutma adına.

Canı vurdular, kafasını kesitler, kapıya koydular.

Kime hizmet dersiniz?

Açmalı gazetenin yakındaki sayfalarına.

Bakmalı işlenen konulara.

Manşet yapılan haberlere.

Yakınlarda neler yaptı mesela Afrika.

Kıbrıs meselesine dokundurmalarından başka neler dikkat çekiyor bakın…

Ben yazmayayım.

Açın bakın.

Ben de açıp bakacağım.

Merak çünkü.

“Al oğlum git, şunları bir korkut da gel,” dediler, köpeği kesip bırakana.

Sanki haydi oğlum, şu topu kap da gel, der gibi sahibi tarafından ödüllendirilen köpek misali.

Koktu…

Buraları eskiden de kokuyordu ama bu seferki başka koku.

Denizlere lağım akıtıyorlar.

Hem de arıtmadan…

Havaya zehir saçıyorlar.

Bilerek…

Toprağı kirletiyorlar…

Yol diyerek…

Şimdi de kapılara bırakılan kan kokulu tehdit mesajı…

Bu kokudan daha ötesi yok artık…

Çirkinlikler diz boyu giderken…

Hala neyin peşindeyiz?

Hala neyi bekliyoruz?

Kınamaktan başka yapılacaklar varken oysa.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.