1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Komşunuz bir vampirse!…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Komşunuz bir vampirse!…

A+A-

İnsanoğlu korkularından hiçbir zaman arınamamıştır. Arınamadığı bu duygunun adrenalini de çoğu zaman insana coşku ve keyif vermektedir. O nedenle korku, sinema endüstrisinin kuruluşundan beri ne film yapımcılarının ve ne de film izleyicilerinin vazgeçemediği türdür. Bu türü en etkin anlamda uygulayabilme adına,  sinema endüstrisi yüz küsur yıllık tarihi boyunca, korkunun kahramanlarını da yarattı, o kahramanları canlandırabilecek oyuncuları da…
  
Sinema tarihinde Boris Karloff, Bela Lagosi, Christopher Lee, Peter Cushing ya da Wincent Price gibi oyuncular vardır ki, onlar sanat yaşamları boyunca korku filmlerinden başkasında hiç denenmediler. Nadiren denenseler bile, bunlar korku türündeki kadar başarılı olamadılar. Bunun çeşitli örnekleri vardır.
  
Kimi zaman da korku türünde hiç deneyimi olmayan oyuncuları oynatarak bu tür sürprizlerle izleyici üzerinde bir başka şok yarattılar. Örneğin usta yönetmen Stanley Kubrick,  Stephen King’ın “Shining” adlı korku romanından aynı adı kullanarak 1980’de çektiği filmde Jack Nichholson gibi bir aktöre başrolü vererek korkunun klasiklerinden birini üretmeyi başardı. Aynı deneyim 1962’de, “Bebek Yüzlü Jane’e Ne Oldu” adlı sinema klasiğinde Bette Davis’le yapıldı. Sinemanın daha yakın tarihine gelirsek, 1994’de İrlandalı ünlü yönetmen  Neil Jordan’ın da yakışıklılar yakışıklısı iki genç aktörü; Brad Pitt’le Tom Cruise’u,“Vampirle Görüşme”de vampir olarak oynattığını hemen anımsarız.
  
Şimdi de yönetmen Craig Gillespie “Fright Night” (Korku Gecesi) filminin ikinci çekiminde Colin Farrell gibi bebek yüzlü bir oyuncuya korkunç bir yaratığın karakterini yükleyerek yeni bir şok yaratıyor. Farrell, bugüne dek hep yakışıklı ve çoğu zaman masum genç adam tiplerini yarattığı sanat yaşamının ilk korku filminde, amansız bir vampiri canlandırıyor. Romanya’nın ürkütücü Transilvanya tepelerinden çıkagelen şu ünlü Kont Drakula efsanesiyle perdede arz-ı endam eden “Vampirler”, tabii ki korkunun sinemadaki en önemli figürlerindendir. İşte o vampir efsanelerinde olduğu gibi hiç yaşlanmayan ve 400 yıllık yaşına karşın dipdiri ve yakışıklı duran ve de Colin Farell tarafından canlandırılan bu çağdaş vampir, kötülüklerini günümüzde saçıyor.
  
Sinema meraklıları çok iyi bilirler. Aynı konu, yine “Fright Night” adı altında 1985’de Tom Holland tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Ne var ki, tüm sinema eleştirmenleri bu yeni versiyonun 25 yıl önce çekilenden çok daha başarılı ve etkili olduğu üzerinde birleşti. Yönetmen Craig Gillespie, filmin çekiminde kullandığı modern teknolojiyi ve anlayışı bir de üçüncü boyut düzeneğiyle destekleyince, izleyici kendini tam anlamıyla korkunun ve dehşetin ortasında buluyor. O kadar ki, vampirlerin kurbanlarının şah damarını dişlerken fışkıran kanlardan, ya da vampirlerin gün ışığına düşünce alev topuna dönüşmelerinden sıçrayan kıvılcımlardan korunabilmek için izleyici ellerini yüzüne kapatmak ve köşesine sinmek refleksine girebiliyor. Üçüncü boyutun sizi içine çeken görsel şöleni, kan sıçramalarından kirlenme, ya da kıvılcım sıçramalarından yanma hissi yaratıyor üzerinizde. Bu, üçüncü boyut teknolojisinin sinema sanatına getirdiği yeniliğin tipik bir göstergesi!.. “Korku Gecesi”, üç boyutlu (3D) tekniğiyle çekilen ilk vampir filmi olma özelliğini de taşıyor.
  
Öykü, kumarhaneler ve eğlenceler kenti Las Vegas’a yakın, çölün ortasında sıkışıp kalmış şirin bir Amerikan kasabasında geçiyor. Mahalleye yeni taşınan, villasının kara camlı pencerelerini sürekli kapalı tutan, sadece geceleri ortalıkta göründüğü için komşularına günün erken saatlerinden itibaren uzaktaki inşaat işlerinde çalıştığını söyleyen genç ve yakışıklı adamın bir vampir olduğunu ilk keşfeden birkaç kolej öğrencisidir ve onun kurbanı olurlar. Filmin açılışında bir evin içinde vampirle yapılan çaresiz ve kanlı mücadeleyi, arkasından da kolejdeki sınıfta yoklamada eksik öğrenci isimlerinin kayıtsızlıkla ve olağan karşılandığını izleriz. Duvar dibi komşusuna ilişkin kuşkularını da birleştirerek bu durumu olağan karşılamayan öğrenci Charley, esrarengiz yabancının üzerine gidince kendini dehşetin içinde bulacaktır. Charley, dul annesine de yaklaşmaya çalışan ve adının “Jerry” olduğunu söyleyen adamın peşine düşünce, filmin sonuna kadar gerilim yüklü bir kovalamaca başlar. Okulun güzel ve popüler kızlarından olan Amy, Charley’nin bu dehşetle mücadelesindeki yol arkadaşıdır. Öykünün sonlarına doğru Amy de vampirin kurbanı olacak ve değişime uğrayacaktır. Gerek Amy’nin, gerekse diğer kurbanların olağan durumlarına dönebilmeleri adına, genç Charley’nin ölüm nedir bilmeyen vampirin kalbine ahşap bir kazığı saplaması gerekmektedir. Bu konuda ona yardım edecek olan da, vampirlerle ilgili gösterişli şovlar yapan ve David Tennant tarafından olağanüstü başarıyla canlandırılan Peter Vincent’tir. Filmde Charley’yi Anton Yelchin, Amy’yi ise Imogen Poots canlandırıyor. Anne rolünde ise Toni Colette’yi izliyoruz. Korkunun adrenalini doyasıya tatmak ve üç boyutlunun görsel şölenine tanık olmak isteyenlere bu filmi öneririm.     

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.