1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Kooperatifçilik bir büyük olaydı ve Koop-Süt sorunu
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kooperatifçilik bir büyük olaydı ve Koop-Süt sorunu

A+A-

Bu ülkede hiçbir ekonomik olay  “Kooperatifçilik hareketi”  kadar heyecan  yaratmadıydı.  Çünkü: 

BİR: İngiliz sömürge döneminde oluşturulan Kooperatifçilik  bizzat üretici halkın sahibi olduğu bir ekonomik sistemdi.
İKİ:  Büyük sermayelerin olmadığı ülkede,  küçük sermaye sahiplerinin büyük ekonomik olaylar yaratabileceğinin somut ispatı olduydu.

ÜÇ:  “Koop.  İktisat Bankaları” ile üyelerinin  “tasarruf ve kredilendirilmelerini”  üstelik  “köyler”  bazında bile anında gerçekleştiren bir sistem haline geldiydi.  Hemen her köyde bir Koop.  İktisat Bankası başında da görevlendirilen bir  “şirket kâtibi”  bulunurdu. 
DÖRT:  Yönetim ise    bizzat üyelerin kendi aralarında seçtiği  üreticilerden, köylülerden  ve çiftçilerden oluşturuluyorlardı.   

Kısaca bu ülkede İngiliz’in devreye soktuğu Kooperatifçilik Rum’unun Türk’ünün sahibi olduğu tek ekonomik sistemdi… 
Ne var ki 1960’lar Kıbrıs Cumhuriyeti  dönemi  sonrasında vakta ki İngiliz çeker gider ve sistemin gerçek sahipleri durumuna geçeriz,  hadi hatırlatalım,  1974 sonrasında nasıl ki Rum’dan kalan mülkle  ihya olacağımıza,  rezili oluruz,  aynen ayni olayı yaşarız! Kısaca Koop. Bankalarından Kooperatifçiliğe kadar ne varsa  hepsini de batağa saplarız!  
İSMET KOTAK DÖNEMİ.  1970’de  “Geçici Türk Yönetimi Yürütme Kurulu” oluşur,  Rahmetlik İsmet Kotak da Çalışma ve Kooperatif İşleri Üyesi olarak Kurulda görev yüklenir…

İşte tüm toplum katlarını büyük bir heyecan dalgası ile saran Koop. Hareketi de öyle başlar.  Önce yolsuzlukların pislikleri temizlenir sonra sistem ayağa kaldırılır.  Ve Kıbrıs Türk halkı ilk kez kurduğu Koop. Tesisleri ile  kendi  ulusal ekonomisine sahiplik koyar.  Merkez bankası ile köylerdeki  Kredi şirketleri aklanır yeniden devreye girer. 

HATILATALIM:  Fakat bu hareket ayni zamanda Kıbrıs Türk halkının adadaki var oluş savaşımının bir parçası olur.  Ekonomik yönden Rum’un işçisi,  komisyoncusu,  kulu kölesi olmak yerine  “kendi ekonomimizin patronu oluş”  yeğlenir… 
NEREYE KADAR.  Ta ki  “Kooperatifçiği”   de siyasi iktidarların emirlerine amade araçları haline getirene kadar!  Sonuçta gün gelir “Kooperatıf işleri”  mesela Başbakan’ın iki dudağı arasından çıkacak kararlara kadar düşürülüverir! 

(BURAYA KADAR GELMİŞKEN ŞUNU DA  YAZALIM:    1978’lerde Koop. hareketi yeniden diriltilir.  Rahmetlik Taşkent Atasayan’ın da girişimleri ile bir ayı aşkın süre tüm Koop. Tesislerini   Zeyko’dan Yem fabrikasına,  Harup’tan Sütçülüğe kadar tüm Tesislerini gezer,  röportajlar yaparım. O günlerde o tesislerin başında  yürekleri ile çalışan müdürler vardır..  İsmet Kotak Siyasal Bilgilerden,  Hukuk’tan kısaca TC üniversitelerinden arka arkaya gelen o yılların pırıl pırıl başarılı genç mezunları ile adeta memleketi sırtlayıp taşıyan bir kadro hareketi oluşturur,  sonrası Yetkililer bir süre  “hareketi”  ayni ciddiyetle ileriye taşırlar…     O günleri en iyi bilenlerden birisi de bugünün Başbakanı İrsen Küçük’tür...   1974 sonrasında yine gazeteci  olarak bu kez    Oğuz Korhan’la yollara düşerim.  Mağusa’da yeniden devreye sokulan Kooperatiflerin kuruluşlarına tanık olur,  haberlerini günü gününe Bozkurt Gazetesinde veririm.  Kısaca  Kooperatifçiliğe, sistemine ben de gönül koyarım  ne zaman ekonomi dense  “Kooperatifçilik” çağrışımında heyecanlanırım…)              

 ****

İŞTE ŞİMDİLERDE BU KOOPERATİFÇİLİĞİ TARTIŞIYORLAR

Gelişmeler biliniyor.   Liberalizme kapı açma operasyonu “Ekonomik tedbirler”  paketi ile gerçekleştirilmeye çalışılıyor.  Devletçiliği çakan  ne kadar Devlet sektörü varsa hepsi de  “özelleştirme” kapsamına alınıyor.  Ve bir devrelerde Koop. sisteminde  “üreticinin”  malı olması gerekirken,  sonradan  “Başbakanlıklara”  bağlatılarak siyasi kurum haline getirilen “Koop. Tesisleri” de bu kapsamın içine sokuluyorlar!   Oysa  “üreticinin”  malı olması gereken bu müesseseler zaten Hükümetler eline düştüğü,  partizanca çıkarlar içinde mal gibi  kullanıldıkları  için zarar etmekte,  rekabet güçlerini kaybetmektedirler!

Sorun  “batma ve devlete kambur haline gelme”  aşamasına vardıkta da  bu  Koop. Tesislerini yeterince sırtlayamayan Hükümet silkeleyip kamburundan atmayı en kolay  “iş”  olarak görmekte!        OYSA önce şu soruya hem cevap hem de   hesap vermeleri gerekir:  Neden Koop.  sistemi içinde üreticinin malı olması gereken tesisleri Hükümetler olarak kendi siyasi iradeleri  içine alarak,  tepe tepe kullanarak,   istihdamlarla şişirip patlamalarına neden oldular?

KOOP-SÜT:  Yıllar önce şu 1978’ler döneminde heyecanla gezip röportajını yaptıydım. Soyer’in Başbakanlığı döneminde Güney’de bile eşi olmayan bir yenileştirme ile  yeniden  doğduydu.   Raşit Pertev’in sütte “zincir”  sistemini getirmesinin  ardından Koop-Süt hellimi ile  en büyük ihracat kalemleri arasına girdiydi…

Şimdilerde  “özelleştireceğiz”  daha doğrusu  “satacağız”  gitsin diyorlar!  Çünkü diğer Koop. tesisleri gibi Sütçülük de   gelip giden hükümetlerin sayesinde zarar etmekte!

(Oysa  Rum tarafında bizden çok önceleri Bankası ile Tesisleri birbirinden ayrılarak çalışmaları daha rasyonel hale getirildilerdi ki    çatır çatır yürütüldükleri halde  bizde nedense  tekleyip iflas borusu çalıyorlar!)  Çünkü iki karpuzu bir koltuğa sığdıramayan baceriksiz tutumlar bir de ekonomik sistemlere yabancı oldukta, liberal ekonominin emniyet süpabı olması gereken Kooperatifleri yaşatmak yerine gözden çıkarmayı yeğlediler,  sistemi bozdular.   Kaldı ki özelleşitirme dedikçe  sara nöbetine tutulmuş gibi elde ne var ne yoksa hepsini  de  “batan geminin malları”  gibi pazara çıkartıyorlar,  Koop. tesislerini de bu kapsam içine koyuyorlar!       

****

ANCAK AKILLAR  BAŞLARA

Yarın  “Sütçülüğün” özelleştirilmesine “hayır”  demek için tüm Koop. Müesseselerinde eyleme gidiliyor.   Sorduk soruşturduk bu Koop. Tesisleri artık kendi kahırlarını çekemiyorlar. Mesela   Sütçülük’de   ayda on bin lira maaş çeken işçiler varmış!  Üstelik haddinden fazla oluşları da ayrı sorun.  Öte yandan rekabet gücünü kaybetmiş!  İhaleye giriyor, sistemin gereği en düşük teklifi vermesi beklenirken,  tüm öteki özele ait sütçülük sektörleri karşısında en yükseğini verip peşi peşine ihale kaybediyor!   Üstelik  piyasa gitgide  özele ait daha kaliteli hellim peynir  ile dolarken,  Koop.  ürünleri yerinde sayıyor,  atılım yok!  

Eğer fedakârlık yapılmaz,  tasarruf tedbirleri alınmaz, tesise çalışanlar olarak yürek konulmaz ve  aynen Devlet malı deniz yemeyen domuz zihniyeti ile öyle geldi böyle gidecek denirse kimseler Sütçülüğü özelleştirmeden kurtaramaz.  Ayni olay öteki sektörler için de geçerlidir!  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.