1. YAZARLAR

  2. Ali Tekman

  3. “Kör göze parmak” ve bir “kupa töreni”…
Ali Tekman

Ali Tekman

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kör göze parmak” ve bir “kupa töreni”…

A+A-

 

“Kör göze parmak” ve bir “kupa töreni”…


 

Dr. Nazım Beratlı üstadımız “Haberdar”daki köşesinde, tam da “Kör Göze Parmak” sokarcasına bir yazı kaleme aldı dün…

Gerçi okuyanlar okudu ama ben de bu köşeye – yazının tümünü olmasa bile – “sonuç bağlaması” da teşkil eden son birkaç paragrafını almak istedim… Sevgi ve selamlarımla, bakın ne diyor Dr. Beratlı:

Oysa futbol, ruh bakımından, üç korner bir penaltı kuralıyla oynanırken de aynı oyundur; Barnebau, Maracana veya Wembley’de bir sanayi haline getirildiğinde de… Ama aklı ‘oyun çocuğu’ seviyesinde takılıp kalanlardır ki bu işi berbat ediyorlar… Bunlar, yenilen takıma kupa vermek için dolap çevirir, oyunun asıl sermayesi olan seyirciyi kaçırır, şike yapar, hakem satın alır; aslında çocukların oynaması için ortaya çıkmış bir oyunun ırzına geçer; sonra da o sanayi haline gelmiş düşüncenin söylediği lafları terennüm ederek, aslında kendi mahallesinde ‘çuluna’ oyun oynayan çocuğun aklı kadar akıl taşıdığını ilan etmek için, kafayı jöle çanağına sokup, ortalığa atılırlar.

Uzay fiziğidir sanki mübarek! Çocukların da anlayıp oynadığı, lingiriden biraz daha gelişmiş bir oyun… Oyun çocuğu yaşına gelen anlıyor; hep orda kalanlar da adam sırasına girmek için, hakkında menkıbeler yazıyor… Gerçek spor ‘adamlarını’ tenzih ederim tabii…

Neyi anlıyorsunuz yahu? Dünyanın en basit oyunu bu… Mesele niyettir…”

Ben de bu yazıyı, gözlerini güneşin ilk ışıklarına, Dereboyu’nun kuytu barlarında açanlara ve aynı bar masalarındaki alkol eşliğinde “kutsal ittifaklar” kuranlara ithaf ediyorum.

* * *

Sözün özünü söyledi Dr. Beratlı…

Mesele niyettir” dedi.

Lefke-Çetinkaya kupa finalinde “niyetin ne olduğunu” kör gözler bile görmüştür artık… “Kör göze parmak” sokmuştur Dr. Beratlı…

Federasyon cenahından gelen saldırganlık ve “hükmen kupa galibi” sayılan takıma bir an önce kupayı teslim etme telaşı ele veriyor zaten “işin” elebaşlarını…

Ne ki, üzerinde Lefke TSK’nın bir sezonluk teri, 39 sezonluk hasreti ile kazanma sevincinin simgeleştiği o kupayı;

İnatla ve ısrarla, tüm bu değerleri paspas edercesine sahada hak etmeyen bir takıma masa başında kupa verme densizliğinin sözde “törenine” eski-yeni devlet ricalinin de alet edilmesi doğrusu Lefke ve Lefkelileri bir kez daha yaralamıştır.

Hep diyoruz ya… Böyle siyasi rejime böyle futbol rejimi…

Demek boşuna söylemiyormuşuz… İşte bir takımın helal kupasını “hak etmeyen ellere” hükmen(!) takdim eden eller…

O resim karesindeki herkes… Mutlu oldunuz mu şimdi?

Küçükken bazı mahalle maçlarında yaşça bizden büyük kişilerden oluşan diğer mahallenin takımıyla oynadığımız ve üzerine ortaklaşa para vererek küçük bir kupa koyduğumuz maçı kazandığımız zaman;

Bunu içine sindiremeyen büyüklerden kurulu diğer takımın kabadayı kılıklıları hemen olaya müdahale eder, maçın hakemi de olmadığından, “daha maçın bitmesine beş dakika var” türünden dayatmalarla, yorgunluktan helak düşmemizi bekleyerek, kendileri bir gol atana kadar bizi oynatırlardı.

Sonunda da “allem edip kallem edip”, biraz da “seni döverim” misali sertliklerle ya son dakika bir penaltı yaratıp “kazanırlar”, ya da bizi kovaladıkları için kupa ortada kalır, güya o kupayı “güvenilir” bir başka “abi”ye verirler ama sonunda kabadayı büyüklerin evlerine giderdi o kupa…

Lefke-Çetinkaya kupa finali de hemen hemen böyle gerçekleşti.

Maçta hakem var mı, yok mu, belli değil…

Lefke’ye “sizi döverim, nasıl bu maçı kazanırsınız” diyenler ise bu kez siyasi iktidar ve rejimin mekanizmaları…

Kupanın ortada kaldığı noktada sözde emanet edilen “ağa” ise Federasyon… Ve sonunda Lefke’nin kupası Çetinkaya’da…

Rejimin teslim aldığı devlet ve “devlet ricali” kimin arkasındaysa açıkçası… Günahtır, gün gelir kul affeder, Allah affetmez bunu… Aslında Lefkeliler de, Hak yolunda affetmemeli bu büyük komployu…

Aksi takdirde bu ülkedeki siyasi rejimin bekçileriyle futboldaki Lefkoşa Dükalığı, bundan sonra da böyle futbol cinayetlerini işlemeye devam edecekler ve daha fazla insanımızla kulübümüzün canlarını yakacaklardır.

Memleketteki siyasi rejim ve futbol rejiminin karargâhı olan “Lefkoşa Derebeyliği” düşürülmeden, ülke huzur bulmayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum