1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Krizin iz düşümü!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Krizin iz düşümü!

A+A-

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında yaşanan kriz siyasetçilerin duruşlarını ortaya koyması açısından da önemli bir sınav niteliği taşıyor.

Bu süreçte dikkat çeken hükümet ve UBP, Cumhurbaşkanı Eroğlu ve DP Genel Başkanı Serdar Denktaş oldu.

Önce sürecin UBP açısından nasıl geçirildiğine bakalım;

Kriz ortaya çıktığı ilk günden bu yana Başbakan Erdoğan’ın “besleme” sözlerini haklı bulduğunu açıklayarak, “anavatanımız Türkiyemiz” edebiyatına son derece sinik bir örnek daha ekledi, UBP.

Maaşını söylerken medya karşısındaki hali hala akıllardayken ve bir Başbakan’ın öncelikli görevi kendi halkını anlamak, savunmak ve gözetmekken, yaşanan kriz karşısında acizliğin kötü bir örneğini daha yarattı ne yazık ki, Başbakan.

Bu da yetmedi, Bakanlar Kurulu konuşmama kararı aldı.

Topyekün bir topluma küfredilirken, gerçeklerle uzak yakın ilgisi olmayan türlü rakamlar ortada dolaşırken, örneğin Maliye Bakanı çıkıp, gerçek rakamları açıklamaktan aciz düştü.

UBP kanadı da top yekün bir sessizliğe büründü.

Cumhurbaşkanı Eroğlu ise, bu dönemin en az hükümet ve UBP kanadı kadar silik yüzüydü. Maaşını açıklayan bir demeç dışında, yaşananlara ilişkin hiçbir tavır sergilemedi. Saray’da yapılan toplantılardan da uzlaşıya yakın bir sonuç elde edilememesi, bu yöndeki çabaların da anlayış ve algı konusunda eksik kaldığı izlenimi verdi.

Bu süreçte en ağır hakaret Cumhurbaşkanı Eroğlu’na yapıldı. Hem de muadili bile olmayan Başbakan Erdoğan tarafından.

Eroğlu, Yardım Heyet Teknik Heyet Başkanı Halil İbrahim Akça’nın görevden alınmasını bizzat kendisi talep etti. Bu yöndeki isteği yanıtsız kalırken, tavır şamar niteliğindeydi;

Büyükelçi Kaya Türkmen apar topar görevden alındı, yerine Halil İbrahim Akça getirildi. Agremanı olmadan, diplomatik teamüllere hiç uyulmadan.

Bu yöntem ve örneğin KKTC tarihinde bir ilk olduğu ifade ediliyor.

Peki Eroğlu kendisini çiğneyen ve makamına da en büyük saygısızlığı yapan bu tavır karşısında ne yaptı?

Akça’nın atandığı göreve onay verdi. Şimdi güven mektubunu onaylamaması gerektiği ile ilgili çağrılar da anlamsız kaldı, çünkü Eroğlu güven mektubuna kadar gidecek resmi prosedürü başlatacak onayı zaten verdi.

Oysa siyasette başka beklentisi olmadığını ortaya koyan 73 yaşındaki Cumhurbaşkanı, çok daha cesur davranabilmeliydi.

Cesaretten öte daha onurlu ve halkın duygularına saygılı davranabilirdi.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, 28 Ocak mitingine katılırken kendi ve partisi adına son derece riskli bir karar almıştı. Zira çoğunluğunu sol ideolojiye sahip sendika ve partilerin oluşturduğu yapı içinde böylesi olası provakasyonlar da öngörülüyor ve bunun taban üzerinde rahatsızlık yaratacağı düşünülüyordu.

Serdar Denktaş krizi son derece ustalıkla idare etti.

Hem açılan pankartlar hem de Erdoğan krizi karşısındaki tavrı, kendi açısından cesur ve ustalıklıydı.

Bir sağ partinin, sistemin kendini eleştirmesi, nüfus sorunundan, ekonomiye, kültür endişesinden varoluş tehdidine kadar ortaya koydukları da bu süreç içerisinde varoluşun sadece bir görüşe ait hassasiyet olmadığını, aksine toplumun bütünsel bir tehdit yaşadığına da önemli bir örnektir.

ÖRP ve Tahsin Ertuğruloğlu, mitinge destekleri nedeniyle bütün partilere sitem eden, UBP’ye sinik davrandığı için veryansın eden Erdoğan’ın dümen suyuna gitmeye, aslında tam anlamıyla Türkiye dalkavukluğu ile yeni oluşacak fırsatlardan yararlanma önceliğinde olduklarını ortaya koydular.

CTP ve TDP’yi biraz daha izlemek gerekiyor.

Bu süreç sadece bir demeç krizi ya da varoluş kavgası değil, siyasette de bütün taşların yerinden oynayacağı başka bir dönemin başlangıcı olacak.

Vizyonu olan, yönetişimi beceren ayakta kalacak!

 

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.