1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. "Küçük Erdoğan"
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Küçük Erdoğan"

A+A-

Kin, nefret ve hırs…

İnsanı zamanla zirveye çıkartır ama bir anda da dibe gömer…

Zirveye yaklaştıkça bu duygular seni kör eder, hep daha fazlasını istersin…

Yerini almak istediğin kişi zamanla, en nefret ettiğin insan haline dönüşür…

Bu yolda birlikte mücadele verdiğin kişilere yabancılaşırsın…

Hatta zirveye ulaşmak için, onları gözünü kırpmadan ezip geçebilirsin…

Hem de dönüp arkana bile bakmadan…

Çünkü bu duyguları bir kere içine aldın, kafandan geçirdin ve uyguladın…

İstesen de artık buradan geri dönemezsin…

Diktatörlükse diktatörlük…

Faşizmse faşizm…

Darbeyse darbe…

Savaşsa savaş…

Hiç fark etmez, yeter ki zirve senin olsun…

İşte bunlar İrsen Küçük’ün sonunu hazırladı…

Başbakanlık yetmedi, gözünü “Silihtar’a” dikti…

Eroğlu’nun onursal başkan olarak anılmasını hazmedemedi…

Denktaş soy isminin, Küçük soy isminden daha önde olmasına katlanamadı…

Parti içinde kendisine muhalif olanların “kellesini” istedi…

Eroğlu’nu “Türkiye düşmanı” ilan etti…

Parti içinde ona yakın olan bakanları görevden aldı…

AKP’nin dayatmalarını halkına rağmen uyguladı…

Basının büyük bir bölümünü satın aldı…

Hakkını arayan kişilere “terörist” dedi…

Kısacası Erdoğan’ın küçük bir kopyası haline geldi…

Erdoğan’ı Atatürk takıntısı ne kadar dibe doğru çekmeye başlıyorsa, İrsen Küçük’ü de Eroğlu takıntısı bu hale getirdi…

Erdoğan toplumuna karşı ne kadar acımasız davranıyorsa, İrsen Küçük’te en az onun kadar davrandı…

Görevde olduğu sürece diğer hükümetler gibi sadece Ankara’ya şükran çekmekle kalmadı, Erdoğan’ı da örnek aldı…

Şeriatsa şeriat…

Camiyse cami…

Baskıysa baskı…

Peşkeşse peşkeş…

Hepsini uygulamak ve adanın kuzeyine empoze etmek için elinden geleni yaptı…

Kimisini başardı, kimisini başaramadı…

Ama sonuçta devri kapandı…

Arif Hoca ile bir gün sohbet ederken ona, “hocam burada istedikleri gibi bir dindar toplum yaratabilirler mi” diye sormuştum…

Bana, “bunlara fazla kafa yorma, bizim ne bünyemiz ne de iklimimiz buna izin verir” demişti…

Aramızda birkaç tane çıkarcı olsa da, sanırım Arif Hoca’nın söylemi toplumun genelinde haklı çıktı…

İşin en ilginç olayı ise…

2010 yılında Talat’a “güle güle Talat yolun açık olsun” diye şarkı söyleyen Serdar Denktaş’ın, 2013 yılında İrsen Küçük’e de “güle güle İrsen demesi oldu…

Şimdi gözler “deli Temmuz’da”…

Tüm partiler Ankara’nın yeni acentası olabilmek için yarışacaklar…

Tabi arada işgalin yıldönümünü de kutlayacaklar…

Sonra da halka “irademizi geri alacağız” diye yalan vaatlerde bulunacaklar…

Her seçim dönemi yaptıkları gibi…     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.