1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Küçük hükümetinin açmazları ve "verilmesi gereken hesap"
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Küçük hükümetinin açmazları ve "verilmesi gereken hesap"

A+A-

Faturanın Hükümete çıkacağı aşikârdı.  Nitekim Havadis gazetesinin yaptırttığı kamuoyu yoklamalarına ilişkin ankette Hükümet’le Bulutoğluları,  sorunun büyük sorumluları olarak işaretlendiler…

Fakat bu sorunu da aşan bir başka sorun daha var.   Sn. Başbakan Küçük gitgide    “sertleşiyor!”  Çünkü Hükümet erkini istediğince sorunların çözümüne yansıtamıyor.  Almaya çalıştığı  kararları sonradan uyduruk kılıflara sokmak zorunda kalıyor,  güven yitiriyor.  Kısaca Başbakan açısından bu nedenlere  bakalım.    

- Mevcut Milletvekilleri sayısının yetersizliği nedeniyle   güçlü bir Hükümet oluşturamadı.

- Sn.  Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun kendine uygun şekilde  oluşturduğu Bakanlar Kurulunu kucağında buldu.

- Değişiklik yapabilmeyi göze alamadı çünkü bünyesindeki milletvekillerinin yapısallığı homojen değildi.

- Dışarıdan Bakan alamazdı,  içeridekiler kabul etmezlerdi.

-Ekonomik tedbirler silsilesindeki  özelleştirmelerden geri dönemezdi,  bu kez  de Ankara’yı karşısına almış olurdu…

- TC kaynaklı yatırımları tıkayamazdı çünkü bu davranışını Ankara’ya anlatamazdı! 

- Erken seçime gidemezdi. Rizokosu büyük olurdu! 

Ve bunlarla ilgili olmadığı halde önümüzdeki günlerde gündemi zorlayacak olan şu  “Başkanlık sistemine”  yönelik görüşüne de bakalım.   Başbakan Küçük geçtiğimiz günlerde  Parlamenter Demokratik sistemi savundu,  Başkanlık sistemine gerek yoktur dedi.

Bir parantez açıp  bu söyleminin nedenlerini de vurgulayalım.  

Böyle bir karar  hem Anayasa’nın hem seçim sisteminin değişmelerini  de gerekecektir.  Bu bir.  İkincisi Başbakan olarak iktidarını sürdürürken Başkanlık sistemini ortalara atıp kendi politik fonksiyonunu rizikoya atmak istemez,  bu da iki. 

Bunlar Başbakan’nın  savunmasına koyacağı mazeretleri olabilir ama itiraf etmeli.  Meclis’in halleri haller değil,  zaten toplandığında da hır gürden öteye gidemiyor!

PEKALA KÜÇÜK VE UBP  DESTEKÇİLERİ KİMLERDİR:  İşte zurnanın son delikteki zırlaması!  Mesela: Özelleştirmeleri en çok hangi kesimlerin  desteklemesi gerekirdi?  Tabi ki  “devlet malı deniz yemeyen domuz”  felsefesini  sosyoekonomik düzen haline getiren  “kamu görevlileri”  yahut  “Devlet sektörleri”  değil…  Ne de sadece bu kesimler sayesinde   “işlevlerini”  sürdüren sendikalar da değil!   Yahut Devlet teşvikleriyle nemalananlar da değil!   

Ya kimler?  Tabi özel sektör sahipleri.  Şirketleri, patronları,  çalışanları,   sanayicileri,  ticaret erbabı…  Müteahhitler,  Esnaf Zanaatkârlar,  özel çalışan doktorlar,  klinikler,  tarım ve hayvancılık kesimleri…

Ooo!  Bakıyorsunuz ki onlar da  şikâyetçi!  Hükümetten,  özelleştirmelerden,  yeni yatırımlardan hatta Türkiye’nin yaptığı yollardan,  aldığı ihalelerden,  turistik otellerden,  bu otellerde kumar oynamaya gelenlerden,  bedava ve kaçak  çalıştırdıkları halde TC’den gelen işçilerden,  falan… 

BÖYLESİ HÜKÜMET,  YALNIZLIĞI OYNAR:  Nitekim öyledir!  Çünkü UBP’nin destekçisi olması gereken memleketin Ticaret Odası bile  artık sorunların sokak çığırtkanlıkları içinde çözülmeye çalışıldığı bu tatsız ortamlarda  modaya uymuş,  muhalefet yapıyor!  Sanayi Odası bastırıyor!  Narenciyeci,  patates üreticisi,  hayvancısı çiftçisi bindiriyor! 

VE İRSEN KÜÇÜK SERTLEŞİYOR.  “Yaparım olur” diyor.  Sıkboğaz edildiği gerçeklerde Ankara’nın desteği ile soluklanmak istiyor ve tabi ki sertleşiyor! Biraz da  “Erdoğanvari”  bir davranş psikolojisinde! 

(Şunu da söylemek gerekir.  Şu anda  CTP iktidara gelse tırnak kadar farklı  icraatı olmayacaktır! Hatta böyle bir iktidar olasılığında şimdilerde aşna fişne olduğu Sendikalar başına beterince çökecekler,  öpüşüp koklaştığı STÖ’leri  ile yine dalaşacaktır. Ne var ki şu anda muhalefettir ve her yol mübahtır diyerek muhalefet yapmaktadır!)

UBP iktidarı ise memleketin özel sektörünün bile desteğini alamadan yalnızlığa itilmektedir!   “Müstahaktır” mı diyelim?  Bir Lefkoşa Belediyesi’ni bile krizden kurtaracak basireti gösteremediği için!

****

BU HESABI KİM SORACAK

Geçen hafta gazetelerde adeta sütunlar arasına saklanılan  bir haber yayımlandıydı.   Mağusa’da bir Okul  Aile Birliği Başkanı bankaya yatırması  gereken parayı cebine atmış,  polis soruşturma yapıyormuş.

Hiç şaşırmadık!  Okullardan başlayarak toplumun en üst kesimlerine  kadar, artık sayılarının iki binleri orsa ettiği   Sivil Toplum Örgütleri olayı hem bu tip  suiistimallere  açıktırlar hem de denetimsizlik sonucu ne yapıp eylediklerinin bilinmezliğinde sorundurlar!

Her aklına gelen üç beş kişiyi yanına alarak  Dernek,  Birlik kurmaktadır.  Eşeklerin haklarından kaplumbağalara,  Medoş lalelerinden  doğayı koruyup yaşatmalara  kadar ve de mesleki çıkarları korumak için yüzlerce Birlik Dernek vardır. Ve bu STÖ’leri furyasına  “demokratik teamül”  denmekte,  toplumun örgütlenmesi, memlekete sahip çıkılması olarak değerlendirilmektedirler..   (Peşinen yazalım. Doğru düzgün çalışan  STÖ’ni tenzih ediyoruz zaten onları zaman  zaman sütunumuza taşıyıp olumlu çalışmalarını   anlatıyoruz.)

ANCAK:   Gitgide bu “örgütler” olayında  kantarın topuzu kaçıyor!  Çünkü bu STÖ’leri tek müracaatla oluşabilmekte ve kendilerini tescil ettirebilecek yasal kolaylıktan yararlanmaktadırlar.  Buna karşın:

BİR:  Genel Kurul toplantısı yapıp yapmadıkları asla bilinmemekte, medyaya çalışmalarıyla ilgili   bilgi vermek gereğini de duymamaktadırlar!                                

İKİ: Parasal kaynakları nedir,  yıllık hesap kitap bilançolarını İçişleri Bakanlığına Bağlı Kaymakamlıklara vermekte midirler? 

ÜÇ: Bazıları AB’den parasal yardım almaktadırlar.  Ne kadar almakta, bu euroları nerede hangi amaçla harcamakta,  denetimleri  kimler tarafından yapılmaktadır,   bilinmemektedir! 

DÖRT:  Özellikle  “AB kaynaklı yuro yardımları”  hangi Dernek ve Birliklere ve hangi amaçla ne miktarda yapılmaktadır?    Bunların dökümlerini kamuya açıklayan olmadığı bir gerçek de Çavuşoğlu’lu İçişleri Bakanlığı ile ona Bağlı Kaymakamların bilgileri var mıdır? 

BEŞ: Bugüne kadar  “Belki bu paralar Türk halkını içeriden vurmak isteyen şer güçlere kanalize edilerek,  Rum çıkarları için kullanılmaktadır”    şüphelerine  cevap verecek olan hangi yetkili makamdır?                 

KISACA:  “Bilmek hakkımızdır”  diye düşünüyoruz:  Çünkü tümü de  ucunda para olan kuruluşlardır. Ve hemen her vesile ile etkinliklerini eylem ve protestolarıyla toplum katlarına sermektedirler.   Dolayısıyle bu STÖ’leri demokratik teamüllerin sonucunda kurulmuş da olsalar,  hesap vermek zorunda  olmalıdırlar. Oysa  kendilerini buna zorunlu görmedikleri bir yana, çoğu “siyasi parti”   gibi çalışırken   kural ve kuramları bozarak tutun ki toplum katlarında huzursuzluğa davetiye çıkartıyorlar!             Oysa  kimseler hesap istemeden ahlâki yükümlülükte bizzat bu STÖ’nin hesap vermeleri beklenirdi! Vermiyorlarsa  İçişlerine bağlı Kaymakamlıklar o hesabı sormalı açıklama yapmalıdırlar!

TABİ HATIRLATALIM:   Devre devre Volkan gazetesi  bu yuroları kimlerin ne miktarlarda hangi amaçlarla aldıklarını ayazlattıydı da o yıllardan bugünlere beterince artışlar gözlemleniyor ki artık her köşe başında ucu AB’nin Yurolarını kapmaya yönelik mantar gibi biten STÖ’leri oluşmaya başladı.  Bir yandan da düşünüyoruz.    “Meğer bu AB’nin Kıbrıs’ta dağıtacak ne çok parası varmış!”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.