1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Kültür Ateşeliği ve Darbukatör Baryam...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kültür Ateşeliği ve Darbukatör Baryam...

A+A-

Hasbel kader benim de bulunduğum bir toplantıda, Frankfurt Belediye Başkanı şöyle demişti:

“Dünya yazarları, Goethe’nin, Grimm Kardeşler’in, Jurgen Habermass’ın kentine, hoş geldiniz!” Ondan sonra çıkan İç İşleri

Bakanı da “ Holzheimer’i de unutmayalım” diye sözü bağladıydı…

Gelişmiş insan, kendi toplumunun yarattığı yazarlar, sanatçılar, düşünürlerle övünür! Gelişmiş politikacı ve devlet adamı da onlara hak ettikleri saygıyı gösterir! Örneğin Mustafa Kemal zamanında, Türkiye’nin İspanya Büyükelçisi, Yahya Kemal Beyatlı idi… Yakup Kadri Karaosmanoğlu da ayni görevi yapmış mıydı, şimdi kesin aklımda değil. Ama Allende döneminde Şili’nin de İspanya Büyükelçisi, büyük ozan Pablo Neruda idi…

Bu dünya örneklerine bakarak, bizde de bu türden onurlu işler yapmış sanatçılar, düşünce adamları ve bilim insanlarının toplum gözünde de yüceltilmesinin, dünyadaki saygınlığımıza büyük katkı sağlayacağını düşünürüm. Şimdi artık aramızda olmayan büyük ozan Osman Türkây’ın  (2 defa Nobel adayı), Dr. Necdet Sezer’in ( Tıp bilimindeki tek Türkçe isim taşıyan Sezer Virüsü’nü bulan hekim), Prof. Niyazi Berkes’in (20.yy’ın en önemli sosyologlarından biri) isimlerinin, bu adada adım attıkları her noktada hatırlatılmasını savunurum. Hatta bu büyük insanların isimlerinin, havaalanlarına, limanlara verilmesi gerektiğini düşünürüm! Ancak o zaman aramıza gelen yabancılara, bizim kim olduğumuzla ilgili olumlu bir fikir verebiliriz! “Bunlar sadece Rumlar ile kavga edip, dizliklerle orağı ele alıp, arkaik oyunlar oynayan Orta Doğulu bir halk değiller! Dünya uygarlığına katkıları da var.” Dedirtebiliriz…

Şu anda hayatta olan değerlerimiz de var! Adam olsak, onlara da sahip çıkabilirdik! Taner Baybars örneğin… Türk sinemasının yaşayan en büyük üç yönetmeninden biri olan Derviş Zaim, meselâ! Türkiye’de “Yılın Aktörü” de seçilen Hüseyin Köroğlu, faraza… Nobel Barış Ödülü adayı, Prof. Vamık Volkan, “farzı mahal”!

Bu gibi sanat ve düşünce insanlarına verilen değer, o toplumun değer yargılarının düzeyi hakkında bir fikir verir…
 Ama siz tutar da gecekondu tipi bir televizyon dizisinin aktörüne, “kültür ateşesi” ünvanı verirseniz, bakın sinema sanatı açısından söyleyeyim, rezil, kepaze olursunuz! Çünkü bir defa, televizyon dizileri, “sanat” değildir… Film sanayisinin yan ürünüdür, o kadar… Öte yandan, sanatla ilgisi tartışmalı bu adamın, Kıbrıs’la ilişkisinin ne olduğu da yanıtı bulunamayacak bir sorudur.

Kültür Ateşesi mi istiyorsunuz? Verin Derviş Zaim’e… Köroğlu’na… Baybars’a… Londra’da ortalığı dağıtan o kızcağıza… Hiç değilse, sanatı da bilir, Kıbrıs’ı da… Dünya da kendilerini sanatçı diye bilir… “Kim bu?” diye sormaz… “Kültürle sanatla ne alâkası var?” demez…

Dingili çıkmış bu arabesk memlekette, kültürü beş yıldızlı otelde gazino şarkıcıları dinlemeye eğlence denmesine cevaz veren  bir hükümetin üyeleri, kendini her şeyin hâkimi sanırsa, olacak olan budur…

Yazıklar olsun…

Darbukatör Baryam’ı  da New York Büyükelçisi atayın bari… Bu düzeye, yakışır… Hem bey beğensin, hem de el… Ne mal olduğumuz, ortaya tam çıksın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.