1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Kum fırtınası
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kum fırtınası

A+A-

İlk Türkçe gazetenin Mısır’da yayınlandığını biliyor muydunuz? “Vakayi-i Mısrıye”! Yıl 1828… Istanbul’da Türkçe ilk gazete, 1831’de yayınlandı…

Türk ulusçuluğu fikrini savunan ilk Türkçe dersi de Mısır’da yayınlandı… Adı: Türk… Bu fikir akımının babası sayılan Yusuf Akçura’nın, “Türçülüğün Manifestosu” sayılan makalesi Üç Tarz-ı Siyaset de bu dergide yayınlanmıştır. Yazı kurulu üyelerinden biri de Lefkoşa’lı idi: Ahmet Raik Efendi…

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı esnasındaki sadrazamı da Mısırlı idi: Sait Halim Paşa… Yanılmıyorsam, İlber Ortaylı’dan okuduydum: Mısır’dan hidiv ailesi mensupları gelip de İstanbul’da saraylar, konaklar yaptırana kadar, şehirde konut anlamında böyle gösterişli yapılar, bulunmamaktaydı. Sultan Abdülmecit’in, Mısırlı Prenseslere özenerek, süse püse merak salan kendi saray kadınları hakkında endişelere kapıldığı, bilinmeyen bir tarihsel gerçek değil…

Mısır Sarayı’nda, ta Kral Faruk’a kadar, egemen dilin Türkçe olduğu da bir sır değil… Düşürüldükten sonra Roma’da kralın en yakın dostu olan rahmetli futbolcu Şükrü Gülesin, kralın ahbaplığının, “enseye tokat……..” derecesinde oldğunu anlatırdı. Tabii, çünkü Mısır kraliyet ailesi, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunları… Kimine göre Türk, kimine göre Arnavut ama Osmanlı paşası…

Aslında Türkler ile Mısır’ın ilgisi, çok daha eski çağlara dayanır… Ta Memlükler zamanına… O dönemde ülkede egemenliği elinde tutan paralı askerler grubunun, çoğunluğu evet Çerkez idi ama çok önemli bir de Türkmen grubu vardır o yönetici sınıfın içinde… Örneğin 1425’te Kıbrıs’a çıkan Mısır ordusunun komutanı bir Türk’tür… Yöneticileri bir tarafa bırakın, birkaç bin kişilik bir de Türkmen Tümeni diyebileceğimiz bir güç vardır o ordunun içinde… Lüzinyanlar’da da paralı Türkmen askerler vardır o esnada ama konumuz o değil…

İstiklal Marşı şairi M. Akif Ersoy, Ankara ile uyuşmazlığı düşünce, hatta Neyzen Tevfik kafası bozulunca, neden bula bula Mısır’ı bulmuşlardır, göç edecek? Mekke’de Surre Alayı’nı basan İttihat ve Terakki fedaisi Kuşçubaşı Eşref, saklanmak için neden Mısır üzerinden Kıbrıs’a gelmiştir, dersiniz? Kavalalı Kahire’ye vali olarak gönderilmiş ve sonra Istanbul onun eline düşmekten, Rus ve İngiliz donanmaları sayesinde kurtulmuştur. 1845’de artık, padişah olamayacağını anlaması ve Suriye’den Sudan’a kadar olan bölgenin egemeni olmasının garantilenmesi üzerine Istanbul’a gelerek, padişaha bağlılığını bildiren Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da kurduğu düzen, bugünkü Türk Modernleşmesi’nin temellerini de atmıştır, aynı zamanda… Teşkilat-ı Mahsusa’nın en önemli fedailerinden biri, Aziz Ali el Mısrî, adı üstünde Mısırlı’dır… Ulusçuluk çağında ülkesinde Savunma Bakanlığ yapmış bir Harbiye mezunu…

Önce cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan Arap olan herşeye sırt dönme, ardından da Kahire’deki BAAS’çı hareketin, Arap milliyetçiliğinin bayraktarı olma politikası; son elli yılda, giderek bütün bunları unutulmasına neden oldu, Nasır’ın Rumlara silah vermesi de üstüne tüy dikti ama tarih orda duruyor…

Ve tarih zannedildiği gibi tozlu raflardaki kitap sayfalarında fosil halinde durmaz. Halkların geleneğinde, göreneğinde, ruhunun bir yerinde yaşamaya devam eder… İşte ondan dolayı biz son elli yılın acaipliklerinden sonra bile, Mısır’da bir yaprak dalından yere düşse, ilgileniriz…

Çünkü orada fırtına çıksa, kumu Lefkoşa’ya yağıyor… Bugün modernleşme adına ne konuşuyorsak, ilk defa Kahire’de dillendirildi hem de Türkçe olarak…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.