1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Küreselleşmenin “Leylek Öyküsü”
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Küreselleşmenin “Leylek Öyküsü”

A+A-

Küreselleşmenin dünyada tek tip insan yaratmada epeyce bir yol aldığı ortada!

  • Aynı giyim - kuşam, aynı araba, aynı yiyecek, sözün kısası aynı tüketim alışkanlıkları,
  • Aynı davranış, değer, yargı, sözün kısası aynı bakış açısı ve düşünme biçimi,
  • Aynı müzik, eğlence,
  • Aynı cinsel yaklaşımlar,
  • Bilgisayar ve internetin dayanılmaz çekiciliği,
  • Aynı konuşma tarzı ve “dil benzeşmesi,”
  • Her şeyi maddiyatla değerlendirme, yani maddiyatçılık,
  • Tüket de tüket…
  • Tek pazar…
  • Ve saire, ve saire..

 

Bunlara bizim topluma ve Türkiye’ye özgü olduğunu sandığım işyeri ve yer isimlerindeki İngilizce adlar modasını da ekleyin.

 

Komşunun Neyi Kıskanılır?

 

Haşa! Tüm toplum öyledir demek istemiyorum, buna inanmıyorum da, ama yazmadan edemeyeceğim.

Bu konuların, maddiyatın konuşulduğu bir ortamda, bir bayan şöyle demişti:

“Eskiden komşudaki islim, giderek buzdolabı, televizyon, video falan kıskanılırdı.

“Sonra kıskanılan komşunun arabası, evi, yazlığı v.s. oldu.

“Artık komşunun ‘dostu olması’ kıskanılıyor.”

Yineleyeyim: Toplumun bütünüyle o aşamaya gelmiş olduğuna inanmıyorum.

Ne var ki konuşan bayan, bunu yaşlıca annesinden dinlediğini ve annesinin bu konunun mahalledeki bayanlar arasında konuşulmakta olduğunu söyledi.

“Ateş olmayan yerde duman çıkmaz” deyip geçelim.

Herhalde, doğu toplumlarına özgü, “mahalle baskısı”nın yerini alan ya da alma potansiyeli olan “küreselleşmenin mahalle kıskançlığı” gibi bir şey bu!

Ama toplumdaki tüketim alışkanlıklarını ne de güzel anlatıyor.

 

Asrın Fıkrası

 

            Sağ olsunlar! Dostlar “e mail”ime durmadan mesajlar, görüntüler, yazılar, bu arada da fıkralar yağdırırlar.

Bu kez de, “küreselleşmenin leylek öyküsü” denebilecek “Asrın Fıkrası” geldi.

Gelin bu fıkrayı paylaşalım:       

 

“Çocuk bilgisayar mühendisi olan babasına 'babacım yaa, ben nasıl oldum, çok merak ediyorum' diye ısrarlı bir şekilde sorar...

“Adam, 'nasıl olsa bunu bu oğlana bir gün anlatmak durumunda kalacam, iyisi mi simdi izah edeyim, hazır sormuşken kurtulayım gitsin bu işten' diye düşünür içinden...

“ ‘Bak evladım,’ der. ‘Çok iyi dinle, zira bir daha anlatmayacağım.’

“Ve anlatır:

“ ‘Ananlan baban, bundan yedi sene evvel, bi 'cyber cafe'de karşılaştı. Bir iki bakıştıktan sonra bu cyber cafe'nin uygun bir yerine geçtiler... Baban memory stick ile, USB den bir bağlantı kurdu... Anacığın bu fırsatı iyi değerlendirerek memory stick'den bir kaç download yaptı. Bu dangalak baban da, bir-iki upload yaptı anana..  Ammaaa heyecandan firewall kullanmayı unuttuğumuz aklımıza geldiğinde iş işten geçmişti... Ondan sonra da ne format atabildik, ne delete edebildik, ne de cancel...  Backspace için ise çok geç kalmıştık. Sonuç olarak da, dokuz ay sonra ortaya felaket bir Virus çıktı....’  

 

Son Olarak

         “Küreselleşmenin leylek öyküsü” denebilecek “asrın fıkrası” bu!

            Hiç kuşkum yok!

Ortanın yaşın üstündekiler fıkradan bir şey anlamadılar, ama çocuk yaştakiler bile bunu çok iyi anlar.

            Bu, bazılarının sandığı gibi uygarlaşma mı?

Yoksa küreselleşme öyle bir şey mi acaba?

            “Dil benzeşmesi”nin ötesinde, tek dile doğu gitme falan…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.