1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Kurultay sonrası yeni hükümet
Kurultay sonrası yeni hükümet

Kurultay sonrası yeni hükümet

CTP Genel Başkanlığı’na hazırlanan Mehmet Ali Talat, “polisin içişlerine bağlanmasını dahi sağlayacak” yeni bir hükümet modeli oluşturacağını söyledi.

A+A-

DİSİPLİN YENİDEN GELİŞTİRİLMELİ: Talat: Partililer birbirine girdi. Çeşitli tartışmalar oldu, basına bile yansıdı. Eskiden parti içinde yapılan tartışmalar basın önünde yapılmaya başlandı. Partide demokratik merkeziyetçi disiplin anlayışının yeniden geliştirilmesi lazım. Bana duyulan sevgi ve saygı ile bu sorunları aşacağımı düşünüyorum

POLİS SİVİLE: Devlet yapısını, neyin nasıl işlediğini, uluslararası ilişkileri artık iyi bildiğini söyleyen Talat, köklü değişikliklere işaret etti ve “devleti çok iyi gören ve bilen bir kişi olarak bazı düzenlemeleri yapmak kararlılığındayım. Buna polisin sivile bağlanması da dahildir” ifadesini kullandı

UBP NEDEN OLMASIN?: Talat “UBP ile hükümet kurar mısınız?” sorusuna şu yanıtı verdi: Bütün partiler benim için muhtemel ortaktır. Ben bir partiyi dışlayıp ötekine yönelme yanlısı değilim. Hangi partiyle en iyi hükümeti kurabilirsem, adım atacağım. Aslolan, iş yapan hükümet olması

Baykan GÜRSES ÖZDAĞ

CTP’nin 14 Haziran’da yapılacak olağanüstü kurultayında Genel Başkanlığa gelecek olan 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, parti içinde yeniden yapılanmayı tesis edeceğini söyledi.

CTP’lilerin, tarihinde olmadığı kadar birbirine karşıt duruş sergilediğini anlatan Talat, ilk önce sevgiyi tesis edeceğini, bunu yaparken de partide kendisine duyulan saygı ve güvene inandığını anlattı.

Havadis’in kurultaya yönelik sorularını yanıtlayan Talat, “Yeni dönemde CTP’de demokratik merkeziyetçi disiplin anlayışının yeniden geliştirilmesi için çalışacaklarını” söyledi.

Ekip kurma çalışması yapmadığını CTP’lilerin bütününe güvendiğini söyleyen Talat, “Parti içindeki kırgınlıkları toparlayıcı bir saygı ve sevgiye sahip olduğumu düşünüyorum” dedi.

Soru: 14 Haziran’da gerçekleşecek kurultay sonrası CTP’yi yeniden nasıl dizayn edeceksiniz? Parti küskünlerini nasıl toparlayacaksınız?

Talat: Amacım, partiyi toparlamaktır. Birliği, bütünlüğü sağlamak amacındayım. Birlikte hareket etmeyi yeniden canlandırmak istiyorum.

Partide benim tespit ettiğim, gördüğüm dağınıklıkları ortadan kaldırma hedefindeyim. Ayrıntıya girmek istemiyorum çünkü daha partinin organları oluşmadı. Partide organlar oluşmadan bunları konuşmak mümkün değildir. Adaylar var, adaylara karşı haksızlık etmek istemem.

“Partililer birbirine girdi”

Soru: Toparlayıcı olmaktan söz ediyorsunuz. Nedir kırılma noktası, ne yaşandı bugüne kadar?

Talat: Partililer birbirine girdi. Çeşitli tartışmalar oldu, basına bile yansıdı. Eskiden parti içinde yapılan tartışmalar basın önünde yapılmaya başlandı. Partide demokratik merkeziyetçi disiplin anlayışının yeniden geliştirilmesi lazım. Demokrasiye önem vermek lazım.

Konuşan insanların ne dediklerini anlamak ve onların düşüncelerini de parti faaliyetlerinde dikkate almak lazım.
“Alınmadı mı?” derseniz ona cevabım yoktur, bilmiyorum, partinin içinde değildim. Bir sürü insan bir sürü düşünce ortaya koyuyor. Eğer bunu parti içinde koyamaz ve kaale alındığını düşünmezse bunu sosyal medyada paylaşır. Bunun da kontrolü yoktur.

“Bana duyulan sevgi ve saygıya güveniyorum”

Soru: Bu dağınıklığı nasıl toparlayacaksınız? Bunu başarabilecek misiniz?

Talat: Düşünüyorum evet, inanıyorum. Hem arkadaşların bana olan saygı ve sevgisi hem de benim onlara karşı takınacağım tavır bunda olumlu sonuçlar verecektir.

Bende kin ve nefret yoktur. Kızabilirim, öfkelenebilirim birisine ama eski hale de gelebilirim. Zaten parti hayatında da bunun olması lazım. Parti yaşamı bunu gerektirir.

“Hükümete de yansıtmak lazım”

Soru: CTP parti içi kavgalar nedeniyle topluma sırtını döndü mü?

Talat: Bence sırtını topluma dönmedi ama bir süredir içine döndü. Bu içe dönüşü hükümete yansıtmamak lazım. En çok önem verdiğim konulardan biri de budur. Hükümet faaliyetlerini yürütecek, biz de parti içinde partinin restorasyonu için çalışacağız.

Soru: CTP-DP hükümeti bir reform hükümeti olarak kuruldu. Hükümet programına bağlı kalınabilindi mi? Topluma yeterince yararlı reformları hayata geçirebildi mi?

Talat: Hükümet faaliyetleriyle ilgili şimdi konuşmak istemem. CTP’nin hükümetini övmek ya da eleştirmek bu aşamada doğru bir yaklaşım olmaz.

Ama iyi bir hükümet kurulması lazım. Bütün bir hükümet kurulması lazım. Bakanlıkların hangi partiye aitse o kurtarılmış bölgesi gibi faaliyet yürütememesi lazım.

Hükümet bir bütün olmalı. Ulaşılabilir hedefleri önüne koymalıdır. Ulaşılamaz hedeflerle uğraşılmamalı. Takvimli bir program olmalı. Takvim, ortağımla uyumu sağlamak açısından önemli. Önceden ortağımla yapılacaklar için anlaşırsam şu kadar zaman içinde bu yapılacak, yapılacak. Yapılmazsa o otaklık birincide değil belki ama ikinci de gözden geçirilmek zorundadır.

Hata ortağımdaysa veya ortağım aynı uyumu sağlamazsa demek istiyorum. Bir de halka verdiğiniz sözler açısından önemlidir.

Hükümet programında gerçi bazı takvimler vardı, yok değildi, bir kısmı yapıldı, bir kısmı yapılamadı. Ama bunu dolgu maddeleri de koymamak lazım. Yani işte güzel laflar yığmak yerine yapılacak işleri yazmak lazım.

“Hükümet bir bütün olmalı”

Soru: Serdar Denktaş, geçmişte sizinle kurduğu hükümetlerde fikir ayrılıklarına rağmen büyük bir uyum içinde çalıştığını söyledi. DP ile hükümet kurmanız durumda önceliğiniz ne olacak?

Talat: Benim için hassas olan husus, hükümetin bir bütün olmasıdır. Hükümet, partilerin kurtarılmış bölgesi olmayacak. Böyle bir şeye tahammülüm olmayacak.

Hükümet bir bütün olacak, kabahati de yararı da birlikte göğüsleyecek. Biz de bunu Serdar Denktaş’la geçmişte kurduğumuz hükümetlerde tam anlamıyla başarabilmiş değildik. Sistemimiz de buna çok fazla izin vermiyordu.
Cumhurbaşkanı bir milletvekiline hükümet kurma görevi veriyor, 15 günde kurması lazım. Kurduktan sonra da 2 tam günde programını sunmak zorundadır. 2 tam günde program mı olur. 2 tam günde ancak da yazılır. O yüzden de güzel edebi metinler yazılıyor hep. Politik edebi metinler ortaya çıkıyor.

“Tüm partiler muhtemel ortak”

Soru: UBP’den sizinle kurultay sonrası hükümet kurulabileceğine dair açıklamalar geliyor. Olasılık dahilinde olur mu sizin için?

Talat: Parti anlamında benim oluşan bir cephem yok. Oluşmuş organlar yok. Benim partiyle bağım organik hale henüz dönüşmedi. O yüzden CTP camiası bu konuda ne der bilmiyorum.

Ama benim açımdan, kişisel olarak CTP dışındaki bütün partiler benim için muhtemel ortaktır. Ben bir partiyi dışlayıp ötekine yönelme yanlısı değilim. Hangi partiyle en iyi hükümeti kurabilirsem…

Sadece hükümet değil, bunun bir de yasama boyutu var. Yasamayı nasıl çalıştıracağız, yasamanın görevlerini gerçekten yapması lazım, bunu nasıl sağlayacağız, bu da hükümetin bir görevi olacak.

Bütün bu konularda en iyisini hangi ortakla başarırsak onu yapacağız. Benim her zaman düşüncem bu oldu, geçmişte de böyle düşündüm şimdi de…

Niye dışlayım ki, içlerinden birisi babamın oğlu değil ki… Normal siyasi yaşamda rakibimdir, zaman zaman mecburen ortaklık yaparım. Müştereklerde ancak iş yaparız.

“Kamu iş yapma kapasitesini yitirdi”

Soru: Kendimize ait yol haritasını çizmeyişimizin nedeni nedir?

Talat: Esas sebep kamu, iş yapma açısından yeterli kapasiteye ulaşmadı. Çok insanımız var etrafta dağınık halde, işi iyi bilen… Ama bunlar doğru yerde değiller. Takım olarak da çalışamıyorlar. Dünyanın birçok yerinde de bizimle çalışmak isteyen kapasitesi yüksek Kıbrıslı Türkler var. Sistemimizde onlar yok. Alamayız da… En çok da yapacağımız bir iki tane sözleşmeli… Hiçbir güvence veremeden o da… Mesela benim çok iyi iş yaptığını düşündüğüm bir Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi var. Buradaki insanlar sözleşmeli olarak çalışıyor.
Herhangi bir hükümet isterse hadi güle güle der bu iş biter. Avrupa Birliği’nin de burada bir merkez kurmasının sebebi budur, çünkü bizim bu projeleri uygulama konusunda kapasitemiz yoktur.

Soru: Bunu söylediğinizde yanlış anlaşılmaktan ya da eleştirilmekten korkmuyor musunuz?

Talat: Niye? Bu yüzleşmektir. Su Dairesi’nde mühendis kalmadı, az var. Şehir Planlama, İnşaat bittikten sonra ruhsat verir. Böyle bir şey olur mu. Ben istiyorum ki, inşaat başlamadan ruhsat alınsın. Bu da hedeflerimden biridir. Kesinlikle bir kazma bile vuramaz, doğrusu da budur. İş güvenliği bu ülkede tamamıyla sağlanmalı. Küçük bir ülkeyiz ama iş güvenliği konusunda yeterli müfettişimiz bulunmuyor. Kaçak işçilik önlensin, yeterli kontrol yok. Neden yok, çünkü personel yok.

Ama başka alanlarda da personel çok. Rasyonel bir devlet yapısı kuramadık. Aksi halde biz Türkiye’ye Yardım Heyeti’ni kapatalım dediğimizde havada kalırız.

“Türkiye ödedi, biz bankacılardan tahsis edemedik”

Soru: Bugüne kadar bazı siyasi çevreler bilerek ve isteyerek siyasi güç elde etmek için de yardım heyetini kullandı mı?

Talat: Mesele de budur. Düşünün mesela Merkez Bankası’nın başkanı neden Kıbrıslı bir Türk değildir. Çünkü Türkiye güvenmiyor, bu kadar basittir. Bankalara verdiği desteği, bankalar batarken, ödediği mevduat paralarını bizim yönetimimize bırakmak istemiyor. Bu çok acı bir şeydir. Biz de yapamadık.
Yüzümüze gözümüze bulaştırdık ve Türkiye’den paraları aldık, sonra da o batıran bankacılardan da parayı tahsil edemedik.

Türkiye o parayı verdi ve “bunlardan elde edeceğiniz parayı da kalkınmanıza kullanın” dedi. Biz o parayı tahsil edemedik. Sonra da “Merkez Bankası Başkanı Kıbrıslı olsun” deriz.

Olsun, olmasın demem, en çok da ben isterim. Bunun için canımı vermeye hazırım. Ama ödevimi de yapmak zorundayım. Ödevimi yapmazsam bu talebim havada kalır.

“Ver bana para, ben istediğim gibi harcayım” diyebilir misiniz.

“Özerk kurumlarımız olmalı”

Soru: Siyasete ya da siyasetçiye statüko ya da statükocu etiketi koyuyoruz. Toplumun da bu konuda bir özeleştiri yapması gerekmiyor mu?

Talat: Bütün mesele budur. Birkaç örnek vereceğim. Elektrik Kurumu, özerkleşmek mecburiyetindedir. BRTK, DAÜ, LAÜ, Vakıflar özerkleşmek mecburiyetindedir. Her gelen hükümetin oraya yönetim kurulu atamasını hazmedemiyorum. Kim atanacak, o bölgenin önde gelen partilileri, neden çünkü işçi alınacak filan. Ne çirkin şeyler… Böyle Vakıflar İdaresi olmaz.

Bunları şimdiki durumlar kötüdür diye söylemiyorum. Tam tersine şimdi gene iyidir. Ama UBP zihniyeti, bakın UBP demiyorum, UBP zihniyeti bu ülkeye çok pahalıya mal oldu.
Bu zihniyetin yeniden hortlamayacağı garanti değildir. UBP zihniyeti derken ‘ burası benimdir ben kendi borumu öttürürüm’ denilmesini kastediyorum.

Elektrik Kurumu, senelerce bilerek ve isteyerek zarar ettirildi. Her yıl dünya kadar zarar eden Elektrik Kurumu bu yıl kar eder hale geldi.

Ki daha Elektrik Kurumu Yönetim Kurulunun düşündüğü ürettiği konular hayata geçse, kurum birkaç yıl içinde hem borçlarını ödeyecek hem de kar eden bir kurum haline dönüşecek.

Girne’de on katlı binalara kim izin verdi, UBP hükümetleri verdi. Bugün duyuyorum UBP milletvekilleri Girne’nin betonlaştığından bahsediyor. Halktan özür borçları var.

2. Cumhurbaşkanı olarak CTP Genel Başkanı da olduğumda 2. Cumhurbaşkanlığım devam edecek. Devam ettiği için de ben hem sinirlerime hâkim olmak hem de sözlerime dikkat etmek zorundayım. Ama bazen tahammül edemiyorum. Bu zihniyet budur, yıkıyorsunuz. 3 gün önce siz bazı rantçılara taahhüt verdiniz, karşılığında da oy aldınız veya oy alabilmek için mali destek aldınız.

Sonra da hükümete kurar kurmaz onlara izin verdiniz. Bu kadar açıktır bu. Şimdi de şikâyet ediyorsunuz.

Soru: Siz rahatsızlığınızı dile getirdiğiniz bu sistemi göreve geldiğiniz 2000’li yıllardan itibaren neden değiştirmediğiniz?

Talat: Biz 2004’ün Nisan sonuna kadar Kıbrıs sorunuyla uğraştık. Ondan sonra da izolasyonların kaldırılması çabalarının içine girdik. Ben o günlerde neredeyse burada durmadım bile, hep yurt dışında oldum. Ve bu sürecin sonunda da Cumhurbaşkanı oldum.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra da artık hükümetle bağınız kesilir. Diğer konularla ilgilenemez, ben de ilgilenemedim.

Ben görüşmeleri başka birine havale edip Eroğlu’nun yaptığı gibi parti içine yönelik işler de yapmayı kendime yediremedim, yanlış bir şey olduğu için. Ben de ilgilenmediğim için bazı düzenlemeleri yapamadık, doğrudur.
Ama bundan sonra devleti çok iyi gören ve bilen bir kişi olarak bazı düzenlemeleri yapmak kararlılığındayım. Buna polisin sivile bağlanması da dahildir.

“Parayı veren denetleyebilir, düdüğü çalmamalı”

Soru: Serdar Denktaş, kabinedeki görevlerinden istifa ederken Türkiye Yardım Heyeti’yle ilgili eleştirilerini gündeme taşıdı. Bu sizin de yıllar önce rahatsızlığınızı dile getirdiğiniz bir konu oldu.

Talat: Bunun olabilmesi için biraz zamana ihtiyacımız var. Kendi projelerimizi ve planlarımızı üretmemiz gerekiyor.
Geçen yıl sonuna kadar yeterli proje üretilemediği için Türkiye’den bize verilmesi öngörülen bütün para kullanılamadı. Parayı veren elbette kontrol edecek. Ama bizde öyle değil, parayı veren düdüğü çalar. Sadece kontrol etmez, düdüğü de çalar. Ben işte o düdüğü çalma faslının minimize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konudaki düşüncem yeni değildir.

2004’de Başbakanlığım döneminde Türkiye Başbakanından, TC Yardım Heyeti’ni kapatmayı istedim. Çünkü gerçekten ayrı bir mali merkez oluşturuyor. Doğru değildir. Dış yardımları koordine eden, Maliye’ye bağlı bir merkez olur. Çünkü dış yardımlar her zaman şartlıdır. Avrupa Birliği size para verirse, belli bir şartla verir. Bu konuda tamamen haklıdırlar. Ama o maksatla verilmiş parayı yönetmek bizim makamlarımızın işidir.

Soru: Bu sadece maddi konular için mi geçerli oldu. Siyaseten müdahale şekline de dönüştü mü?

Talat: Yardım Heyeti şu anda Maliye Bakanlığı kadar hale geldi. Şu anda olan durum olabilecek bir durum değildir. Ama bunu yarın hadi kapatın diyerek kapattıramazsınız. Çünkü sizde de bir şey yok. Planlama yok.
Sanayi bölgesini örneğin her yıl su basar. Hala daha bu konuyu çözemedik. Eminim bu bir projeye dönüşse, finansman bulunur. Önemli olan bunun kabul edilir, anlaşılabilir bir projeye dönüşmesidir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum