1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Kuzey Kıbrıs’ı yönetmek!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuzey Kıbrıs’ı yönetmek!

A+A-

Ne demiştik dünkü yazımızda?

“Kıbrıs sorununu çözemezsek; çözmezsek: Elimizde yönetecek “Kuzey Kıbrıs” coğrafyası da kalmayacaktır...”

Bu konuya biraz bakalım dilerseniz...

Kıbrıs’ın Kuzey tarafı, fiili anlamda 1974 sonrası “kontrolümüze” geçti. Bu kontrolü, 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye isimlendirdik... Görünen o ki yakın bir gelecekte “Kıbrıs Türk Devleti” veya “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” diye de isimlendirebiliriz.

İsmi ne olursa olsun, coğrafyayı yani var olan “araziyi” yönetebilmek “yasal bir zemin” gerektirir...

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin yasal zemini, gözle görülür bir gerçektir ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yasal zemininden çok daha geçerli ve kabul edilebilirdi.

Kıbrıs Türk veya Kuzey Kıbrıs coğrafyası ambargo ve izolasyonları, 1983 sonrası ensesinde ağır bir şekilde hissetmiştir. Bunu inkâr etmek de hatadır. Yeri gelmişken ekleyelim. Yani ağladığımız sızladığımız ambargoların asıl sebebi, “KKTC” ilanıdır... İnkâr etmeyelim lütfen...

Tartışmamız gereken yasal zemin ne olabilir?

Yasal zeminin birinci şartı Kıbrıs sorununun çözümüdür.

Çözüm nasıl mümkündür?

“Kıbrıs Cumhuriyeti” adı verilen devletin “yasal rızası” ile mümkün olabileceğini artık hepimiz çok iyi biliyoruz... Yani Rumlar izin verirse Kuzey yasal olur!

Kıbrıs Cumhuriyeti veya Rumlar buna nasıl ikna edilebilir?

Rüşvetle, savaşla, baskıyla, anlaşmayla... Başka şans yok!

Yani ya döveceksiniz ve döverken de BM Güvenlik Konseyi onaylayacak; ya çok çok çok büyük paralarla bedelini ödeyeceksiniz ki bunun kabulünden de emin olamam; ya da seveceksiniz ve severken kabul ettireceksiniz...

Birincisi ve ikincisi mümkün mü?

Yani döverek ya da rüşvetle çözebilir misiniz?

Bunun mümkün olabilmesi için; Türkiye’nin önce Amerika’ya, sonra Çin’e, sonra Rusya’ya, sonra Fransa’ya, sonra İngiltere’ye yüklü miktarlarda düşük faizli uzun vadeli krediler vermesi gerekir!!!

Ne demek istediğimi anladığınızdan eminim... Mümkün değil demek istedim!

(Severek) Anlaşma mümkün mü?

Evet mümkündür...

Çok kolaydır... Rum Yönetimi’nin veya Rum tarafının talepleri dikkatle incelenir... Türkiye açısından “hamasi kazanımlar” halkın da ikna edilmesiyle bir kenara bırakılıp, “ticari ve AB merkezli” kazanımlar öne çıkarılır; karşılıklı denilebilecek tavizlerle bu iş bitirilir. Nasıl mı? Keisnlikle toprak taviziyle. Hem de yüklü sayılabilece miktarda...

Şu çok iyi bilinmelidir ki; Kıbrıs sorunu çözülmezse, “Kuzey Kıbrıs coğrafyasında” yapılacak tüm seçimler; hiç bir şeyi değiştirmez.

Savunması, eğitimi, para ve maliye poltikası, memurunun maaşları, tüm ihaleleri, olan dış ilişkisi Türkiye’ye bağlı olan; uluslar arası hukukta “Türkiye’nin alt yönetimi” şeklinde kabul gören bir “mekanizma”; yağlasanız da, ilaçlasanız da, her gün servis yapsanız da, tertemiz tutsanız da, çalışmaz... Bir gün “trak” der kopar... Kaldı ki şu anda kopmuş durumdadır zaten...

“Rum çözüm istemez”... Evet bu saptama doğrudur... Rum tarafında da ağır basan veya “egemen olan” güçlerin Karpaz, Maraş, Güzelyurt taviziyle dahi çözüm istemediği ortadadır. Ama biz; şimdiki gibi “laf” değil; çok etkili bir çözüm arzusuyla masaya yerleşirsek; Rum çaresiz kalır... Dünya bunu biliyor... Rumlar çok çok iyi biliyor... Bir görmeyen veya “görüp de umursamayan – halinden memnun olan” biziz!

Tamam; oldu; toprak tavizi ağrınıza gitti diyelim...

O zaman, çözüm önerilerinizi görelim!

Türkiye’ye bağlanmak mı?

Buraya yazıyorum; mevcut koşullarda yani günümüz siyasi konjektüründe Türkiye Kuzey Kıbrıs’ı
kendine bağlasın; ya da KKTC’yi bağımsız bir devlet olarak resmen tanıdığını Meclisi’nde onaylatsın; yemin ederim ki; ömrümün sonuna kadar Ankara’da “veya istenen her hangi bir Anadolu coğrafyasında, gönüllü olarak, iki lokma ekmek, bir bardak soğuk suya günde 10 saat yolları süpürürüm!

Kıbrıs sorunu çözülmezse; yönetecek coğrafya Kıbrıslı Türklerin ya da sizin deyişinizle Kıbrıs Türkü’nün elinde kalmayacak... Dünkü KIBRIS’ta okuduk sanırım; Mücahitler ve TMT Derneği bile benle aynı şeyi söyledikten sonra; varın gerisini siz düşünün!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.