1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Kuzey Kıbrıs’ın Beverly Hills’i…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuzey Kıbrıs’ın Beverly Hills’i…

A+A-

İskele’nin ilçe olabilmesi adına verilen mücadeleyi çok iyi anımsayanlardanım. Cumhuriyet Meclisi’nde bürokratlığımı sürdürdüğüm o günlerde heyetler İskele ile Meclis arasında mekik dokumakta ve ilçeleşebilme adına siyasetçiler üzerinde baskı oluşturmaktaydılar. 17 yıllık kesintisiz hizmet süresiyle İskele’nin adeta kadrolanmış belediye başkanına dönüşen Halil İbrahim Orun’u da o günlerde tanımıştım zaten. Meclis Özel Kalem Müdürü olarak heyetlerin çoğu randevularını ben düzenliyordum. İskele’nin ilçeye dönüştürülmesinin en büyük kahramanının da Orun olduğunu yine o günlerden anımsıyorum.
  
Gelin görün ki, harita üzerinde ilçeye dönüşmekle iş bitmiyor. İlçe olabilmenin kurumsallaşmaları da zamanında geçekleştirilebilmelidir. Devletin yaşamsal önemi haiz kimi dairesi henüz burada oluşturulamadığından, bizatihi İskele’nin insanları dahil, tüm Karpaz’ın insanları devletle ilgili birçok sorunlarını çözümlemek üzere Gazimağusa’ya gitmek zorundadırlar. Bu durum, çilekeş Karpaz insanları için zaman ve enerji kaybına neden olan gereksiz bir külfettir. Aralarında bakan da bulunan 6 milletvekiline sahip İskele’nin gündemindeki bu acil sorunu çözümlemek için neden seferber olamadığını anlamakta zorlanıyorum.
  
İskele’de, harita üzerinde ilçeleşmek için verilen mücadelenin heyecanını ve ısrarını, ilçenin önemli kurumlarının oluşturulmasında göremiyoruz. Bu durumda şu soru gelir akla: Yoksa o mücadele Mağusa’dan ayrışmış bir seçim alanı yaratıp daha kolay milletvekili seçilebilmek adına mı verilmişti?.. Belediye Başkanı Halil Orun yeniden çizmelerini giyip seferberlik başlatmazsa, yangın durumlarında bile başka yerlerden itfaiye aracı çağırma gibi absürt durumların yaşanması hep berdevam olacaktır!..
  
Beldesiyle gurur duyan Başkan Orun’un eşliğinde İskele’yi adım adım gezerken bu yörenin havadan görünüşünü de tahayyül ettim. Bir helikopterle ya da hafif uçakla İskele’yi havadan turlamaya çıkanlar bir bakıma Beverly Hills’in üzerinde uçtuklarını sanırlar. Deniz manzaralı olmalarına karşın 4000 dolayındaki bahçeli lüks villanın her birinin çeşitli büyüklükte yüzme havuzu var. Bunlara bir de aqua parklı modern havuzlarıyla birer çekim merkezi olan konforlu otelleri ve siteleri ekleyiniz…
  
Buna karşın kış girişi ziyaret ettiğimiz İskele’nin dikkat çekici bir tenhalığı vardı. Çünkü burası tatilcilerin beldesi. Lüks özel yazlıklarında ve otellerde dinlenmek üzere yaz aylarında buraya akın eden on bin dolayında insan, kış esintileriyle birlikte uzun süreli tatillerini sonlandırıp çoğunlukla ada dışında olan yerlerine dönüyorlar. Özellikle de İngiltere’ye…
  
Annan Planı’nın rüzgarlarının estiği günlerde büyük bir inşaat patlamasına sahne olan İskele’ye İngiltere’den milyonlarca sterlin yağdı. Böylece 23 kilometrelik enfes sahil şeridi boyunca birbirinden güzel villalar ve siteler yaratılarak Kuzey Kıbrıs’ın Beverly Hills’i oluşturuldu. Yaz aylarındaki döviz yağışı kış aylarında da berdevam olsa bu bölge ihya olacak. Ne ki, yazın sıcakları çekildikten sonra bu turistik yöremiz derin yalnızlığına gömülüyor. Örneğin geçen perşembe akşamı ekibimizle Karpaz’ın derinliklerinden dönerken sahil şeridi boyunca pek çok turistik tesisin kapalı ve karanlıkta olduğunu hüzünle gözlemledim. Restoranlardan balık ve rakı kokusuyla birlikte taşan müzik ve neşeli insan seslerinden şimdi eser yoktu. Kuzey Kıbrıs’ın Beverly Hills’i bir kışı daha yalnızlığıyla baş başa geçirmeye hazırlanıyordu. Arkamızda bıraktığımız Karpaz’ın halini ise hiç sormayın. Oraların hüznü de, özel yazılarımıza konu olacak.
  
KKTC’nin üçüncü büyük yerel yönetimi olarak 18 köye yayılan İskele Belediyesi’nin sürekli nüfusu 8000… 120 kişilik kadrosuyla hizmet vermeye çalışan Halil Orun bu durumdan pek de mutlu değil. Sürekli nüfusun çok daha yüksekte olmasını düşleyen Orun, “kilometre kareye üç dört kişinin düştüğü bir ilçe görünümündeyiz. Keşke yaz aylarındaki nüfus sürekli olabilse” diyor. Bu durumda tabii ki belediyenin tahsilatı düşmekte. Orun, hâlâ köy koşulları içinde yaşayan, işçilik ve hayvancılık yapan, ama gelirlerinden memnun olmayan insanların büyük bölümünün su parasını ödemekte bile zorlandığını açıklarken içimden “bizim Beverly Hills’imiz de böyle olur” diye geçiriyorum!..
  
Orun, özel girişimciliğin şiddetli savunucusu. Yaşadığı nice deneyimden örnekler vererek “Özel girişimcilikteki dinamizm, üretim ve verimlilik devlette yok” diyor. Devlette aslan kesilen sendikaların özel sektör çalışanlarının hakkını savunamadıklarını, özel sektörün gelişememesinin önemli nedenlerinden birinin de bu olduğunu belirtiyor. Özel sektörde aradığı hiçbir güvenceyi bulamayanların devlet kapısına yığıldığının altını çizerek devletimizin işveren durumundan soyutlandığı günleri görebilmenin hayali içinde olduğunu duyumsatıyor bize İskele’nin muhasebecilikten gelme, belediyesi borçsuz ve “Ben hesap adamıyım” diyen o belediye başkanı. Ve bu hesap adamı ayrıca ülkesel halimizden de şöyle yakınıyor: “Dünyada 7 çalışan bir emekliye bakar. Bizde ise 2 çalışan bir emekliye bakar. Sosyal güvence kurumlarımız tabii ki çöker”     

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.