1. YAZARLAR

  2. Ali Tekman

  3. Lağım suyu tehdidi altındaki Mağusa'nın feryadını anlayabilmek
Ali Tekman

Ali Tekman

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lağım suyu tehdidi altındaki Mağusa'nın feryadını anlayabilmek

A+A-

Demek LTB krizi ve gerginliği rejimin sahipleri ve iktidardaki bekçilerini yeterince “tatmin etmemiş” olacak ki;

 

Bu kez muhalefetten Başkanların görev yaptığı belediyelere yüklenerek, ciddi bir gerginlik tırmandırıyor merkezi iktidar...

Örneğin Haspolat arıtma tesislerinden doğaya bırakılan başta lağım suları olmak üzere, türlü kirli atığın Mağusa’ya yönlendirilmesi sonucunda;

Mağusa Belediyesi de kendi imkanlarıyla bu tehditi savuşturmaya çalışıyordu.

Ancak işin en dramatik yanı;

Kirli suların Mağusa’ya ulaşmasını engellemek için Mağusa Belediyesi ekiplerinin set çekme faaliyetleri nedeniyle, bir dozer ve operatörünün polis tarafından tutuklanması ve bizzat Başkan Oktay Kayalp’ın ifadesiyle, kendisine de dava okunacağı yönündeki arzu edilmeyen hadiselerin meydana gelmesiydi.

Gerilimin daha da tırmanması halinde, başka tutuklamaların olmasından da endişe edilmekteydi.

Bakın Mağusa Belediye Başkanı Kayalp dün yaptığı açıklamada neler söylüyordu:

“Çözüm için beklemeye artık sabrımız kalmamıştır. Tüm Gazimağusa Belediyesi yönetici ve çalışanları tutuklansa bile, bu felaketin kentimizi teslim almasına izin verilmeyecektir.

Sorumluluk sahibi olması gerekenler Haspolat’tan bırakılan suyu kontrol altına alana ve Köprü Göleti’nin denetimini sağlayana kadar, Gazimağusa’yı bu felaketin etkilerinden mümkün olduğu kadar korumak için gözümüzü budaktan sakınmadan tüm çabamızı kararlılıkla ortaya koyacağımızdan kimsenin kuşku duymaması gerekmektedir.

Bilinmelidir ki, birileri gözden çıkarmış olsa dahi, Gazimağusa ve Gazimağusalılar sahipsiz değildir.”

Olacak şey değil... Bir Belediye Başkanının böylesine feryat etmesine sebep oluyor bu ülkenin merkezi iktidarı...

Üstelik başarılı çalışmalarıyla kentini çiçek gibi yapan;

Mağusa’nın tarihi, turistik, doğal ve kültürel değerlerinin üzerine titreyerek, halkına götürdüğü ayrıcalıksız hizmetlerle her parti ve siyasi görüşten Mağusalı vatandaşlarımızın takdirini kazanan ve bu yüzden girdiği her seçimi farklı kazanan Başkan Oktay Kayalp’tan söz ediyoruz.

Kentini ve insanını korumak için önlem almasından doğal ne olabilirdi ki?

Yok ama... Rejim ve partisi bu işte...

Muhalefet belediyeleri ama özellikle CTP’li belediyelerin;

UBP iktidarının viraneye çevirdiği, Kıbrıslı Türk toplumunu tarihinde az rastlanır bir şekilde büyük bir sosyo-ekonomik yıkıma götürdüğü şu olağanüstü şartlarda bile başarılı olmasını hazmedememektedirler...

Türlü tezgah ve kumpaslarla muhalefet belediyelerinin başına çeşitli sorunlar açıp;

“Gördünüz mü, muhalefete ait belediyeler de başarısız oluyorlar, bakın işte Mağusa’da lağım kokuları ve pis suları ortadan kaldıramıyorlar, vatandaşı perişan ediyorlar” şeklinde kendi tezgahlarının ürünü propaganda yapmayı amaçlamaktadırlar.

Oysa Haspolat arıtma tesisindeki lağım sularını Mağusa’ya yönlenmesine neden olan, bu akışı durdurmayan kim?

UBP’nin teslim alıp “parti-devlet” haline dönüştürdüğü yapı değil mi?

Oktay Kayalp açık ve net konuşuyor:

“Uzun bir süredir devam eden lağım suları konusunu çözmek yerine, Gazimağusa’yı daha büyük bir felakete sürüklemek için akıl almaz işler yapılmaktadır.

Devlet, felaketin boyutlarını tırmandıracak şekilde, dere yataklarını temizlemek için ihaleye çıkarak lağım suyunun akışını hızlandırmaya çalışmaktadır.

Amaç, bu atıkları adamızın en değerli kıyılarına ve göllerine ulaştırmaktır. Devlet birimlerinin bu duyarsızlığına karşı, Gazimağusa Belediyesi olarak kentimizi kirlilikten korumak amacıyla hiç arzu etmediğimiz halde, dere yatağının önünü keserek kritik bir müdahale yapmak zorunda kaldık.

Tek amacımız Gazimağusa’yı korumaktır. Bunu defalarca açıklayarak “sorunu kaynağında çözün” çağrısı yaptık.Ancak anlaşılan odur ki, bazı özel ve ayrıcalıklı kişilerin çıkarları, halkımızın genel çıkarlarından daha önemli sayılmaktadır.”

Evet, aynen öyledir Sayın Başkan...

Çünkü defalarca işaret ettiğim gibi;

Bu devlet bir partinin kontrolündedir...

“Bu devleti kuran partiyiz” derken;

Aslında “bu devletin de sahibiyiz” demek istemektedirler.

Çok açıktan söylemeseler bile;

Devlet demek UBP, UBP demek devlet demektir” şeklinde bir zihniyetin sahibidirler.

“Parti-devlet” budur işte... Devleti UBP olarak algıladıkları için de;

Demokrasiyi ve bir başka partinin yönetsel başarılarını hazmedememekte;

Devlet mekanizmasını da kullanarak, her türlü tezgahı kurabilmektedirler.

Haspolat arıtma tesisinden çıkan lağım suyu ve diğer kirli atıkların göz göre göre Mağusa’yı boğmasının önünü açmak da aslında;

Yakın geçmişte Irak’ta hüküm süren ve Irak devletinin ta kendisi haline dönüşen Baas rejiminin zihniyetinden çok da farklı değildir.

Farklıdır diyen varsa istediği yerde istediği zemin ve koşullarda tartışmaya hazırım...

***

Uzunca bir süredir yazıyorum...

UBP ilk genel seçimde iktidarı kaybedeceğinin farkındadır.

Elinde tuttuğu yerel yönetimlerde de – bir veya ikisi hariç – halk nezdinde hezimete uğramıştır.

Bir merkezi iktidarın, halkla doğrudan temasın en önde gelen mekanizmalarından olan yerel yönetimlerdeki başarısızlığı ise;

Bir genel seçimde de sandıkta kalması anlamına gelmektedir.

Bu yüzden UBP iktidarı şu aralar;

Muhalefete karşı sadece LTB’de değil;

Tüm yerel yönetim sisteminde birtakım tuzaklar hazırlama peşindedir.

Mağusa’yı Haspolat lağım suyuna boğma hadisesi de;

Bu tuzakların, CTP’li belediyeler arasında en başarılılarından birisi olan Mağusa Belediyesine yönelik sadece bir parçasıdır.

Bunu anlamamak mümkün değildir.

***

Hiç kimsenin;

Mağusa’nın yerel yönetimiyle, bu kentin kültürel, tarihi ve turistik dokusunu lağım suyuna boğma hakkı yoktur.

Orada yaşayan insanların sağlığını tehdit altına alma hakkı hiç yoktur.

Bugün Mağusa... Yarın Girne... Öbür gün Değirmenlik ve diğerleri...

Bütün bu yerel yönetimler, mevcut insan odaklı olmayan rejimin kurucu partisi UBP’nin en büyük hedefidir.

Kendi yönetimindekileri batırdığı yetmezmiş gibi, doğru düzgün çalışan Belediyeleri de zora sokarak, kamuoyu önünde başarısız göstermeye çalışmaktadır.

Hesap bellidir açıkçası...

***

Kıbrıslı Türk halkı, UBP’nin geçmiş iktidar dönemlerindeki siyasi sabıkalarını görmezden gelip, bu partiyi, hem de tek başına iktidara getirip;

Kendi elleriyle kendi sonunu hazırlamıştır bir yerde...

Ya bir an önce UBP ve kurduğu rejimle hesaplaşacaktır;

Ya da UBP ve yarattığı oligarşik rejim;

Kıbrıslı Türk toplumunun hesabını görüp, defterini dürecektir.

İkisi ortası yoktur. Bundan sonraki çelişkiler de uzlaşmaz çelişkidir artık...

UBP ve kurduğu oligarşik rejime hayat varsa, halka yoktur...

Eğer Kıbrıslı Türk halkı bu coğrafyada onurlu ve başı dik bir şekilde yaşamını sürdürecekse;

Orada da UBP’ye ve rejimine yer yoktur...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.