1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Laiklik ve siyaset!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Laiklik ve siyaset!

A+A-

Laiklik nedir?

Lisedeyken öğretiyorlardı; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması…

Avrupa Birliği’nin de temelleri arasındadır laiklik…

Din özgürlüğü esastır…

Din özgürlüğü, kişinin dilediği dini seçebiliyor olmasıdır…

İbadette sınırlama olmaması halidir…

Mesela en tutucu AB ülkelerinin başında Yunanistan gelir… Uzun süre Atina’da bir küçük mescit açılmasına karşı direnmiştir…

Türkiye de bu konuda sınıfta kalan ülkelerden biridir…

Dünyanın en değerli “Hristiyanlıkla ilgili” mekânlarının bulunduğu bu ülkede hâlâ Cemevi bulunmaması bence “ayıp ötesi” bir durumdur…

Aynı şey KKTC için de geçerli…

Din siyasete o kadar müdahildir ki, onlarca ibadete açık kilisenin bulunduğu KKTC sınırlarında, bir Cemevi yoktur…

Din, kişi ile inandığı arasındaki ilişkileri düzenlemelidir ancak bu ilişkilere “kişiler” veya “kurumlar” müdahil olmamalıdır…

Örneğin İslam dininde kişi ile Allah arasındaki ilişkiyi çok mükemmel bir şekilde düzenleyen “Kuran-ı Kerim” gibi muhteşem bir “Anayasa” vardır… İnananla inandığının arasına yobazların, siyasetçilerin girmesine hiç ihtiyaç yoktur.

Çünkü inananla inandığı arasına kullara ait “yorum” girdiği anda, herkes bu yorumu kendi çıkar ilişkisine çekebilecektir.

Bu çıkar ilişkisi, siyasi veya parasal olduğunda da din çirkinleştirilmiş olacaktır…

UBP’li bir siyasetçimizin “hacı olmak için” adım atması, bir diğerinin Cuma günleri namaza başlaması, bir ötekinin toplumun inanç yapısı ile ilgili demeç vermesi gayet doğal olabilirdi…

Ama olmadı…

Türkiye’de “müslüman demokrat” bir hükümetin var olduğu dönemde, üstelik de “Bakanken” hacı olmak, dini inanç değil, dini kullanarak siyasi çıkar elde etmekle alakalı olur…

Bakan olmadan önce içkili masalarda sabahlara kadar delege avlayıp, inançlı bir Türkiye Büyükelçisi gördüğü anda namaza durmak da inanç değil, çıkardır…

Cuma günleri Büyükelçilik karşısındaki benzin istsyonları yanına adam yerleştirip, Büyükelçi’yi takip ettirip, yanında namazda saf tutmak da “dindarlık” olamaz… Eminim, Ekselansları Büyükelçi de bunun farkındadır…

İslam’ın ve İman’ın tüm şartlarını yerine getiriyor olsa da; durduk yerde toplumun siyasi kimliğini Türkiye’deki “Müslüman demokrat” hükümete gammazlar duruma düşmek, “maaşın kaç senin?” rezaletinden de öte bir rezalettir; toplumu aşağılayan bir tavırdır ve özrü yoktur…

Gelelim İslam Dini ile ilgili son bir noktaya…

Yukarıda da bahsettik… İslam’da bir öğretene, bir yol gösterene ihtiyaç yoktur…

İslam, yol gösterici olarak Hz. Muhammed’i ve O’nun kitabı Kuran-ı Kerim’i belirlemiştir…

Vahşi kapitalizmin mahvettiği insan ilişkilerimize; aile yapımıza, toplumsal birlikteliğimize “ilaç” arıyorsak, bunu kutsal kitapta bulabilirsiniz… Eminim, başka kutsal kitaplarda da benzer şeyleri okuyabilirsiniz…

Ama bunun siyasetini yapmak, kutsal kitabın, dinin aracılığı ile kişisel çıkar sağlamaya çalışmak, cidden inanıyorum ki Allah’ın affetmeyeceği davranışlar arasındadır… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.