1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Lambusa krallığının mirası…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lambusa krallığının mirası…

A+A-

Şimdi “Alsancak” dediğimiz, eski adıyla Karava’nın, efsanevi Lambusa Krallığı’nın mekanı olması boşuna değildi. Buralar her yandan suların ve pınarların fışkırdığı bir Akdeniz cennetiydi. Verimli topraklarında her türlü üretimin yapıldığı cömert bir tarım cenneti. Bugün ise o ihtişamlı su zenginliğinden eser kalmadı. Alsancaklılar, son derece ekonomik ölçüde verilen suyla yetinmek zorunda. Tarımdan ve üretimden koptular. İşsizlik de kancasını atınca, gençlere göç yolları göründü. Belediye Başkanı Yücel Atakara, “Türkiye’den su getirtme projesi belki bir an önce gerçekleşir de bu bölge yine eski ihtişamlı üretim günlerine döner” temennisini bir dua gibi seslendiriyor.
  
Tabii ki, henüz var olan su kaynaklarına ulaşabilme adına elden gelen çaba harcanıyor. Atakara, bu bağlamdaki çabalarını göstermek için bizi çok zor ilerlenen uzun dağ yollarından geçirerek, bir 4x4 aracın içinde, ta Beşparmaklar’ın tepesine çıkardı. Kayalar havaya uçurularak oluşturulan bir platform üzerindeki sondaj çalışmaları sonucunu verdi. Zengin ve kaliteli bir su kaynağına ulaşıldı. Uygulamaya konulan pahalı proje sayesinde, dağın tepesinde oluşturulacak depodan aşağılara su verilmesi tasarlanıyor.
 
Ne ki, 500 milyar liralık bu proje de, Alsancak ve yöresinin su ihtiyacını karşılamaya yetmeyecek. Atakara “hepimizin tek kurtuluşu Türkiye’den getirtilecek su” diyor.
  
90 personeliyle çok yaygın bir bölgede 5150 kayıtlı nüfusa hizmet vermekte olan Alsancak Belediyesi’nin sınırları içine Yeşiltepe, Ilgaz, Malatya ve İncesu köyleri de alınınca hizmet kapsamı çok genişledi.
  
Kapıların açılmasından sonra eski Karava’nın Rum belediye başkanı Atakara’yı ziyarete gelmiş. Belediye hizmetlerini o da aynı binanın içinde yürütüyordu. Ama hizmet verdiği nüfus sayısı, arasında tek Türk bulunmayan,  sadece 400 kişiymiş. Ve Rum belediyesi esas gelirlerini nereden sağlıyordu biliyor musunuz? Binanın zemin katındaki belediye pazarıyla (bandabuliya) kışlık sinemadan ve de üst kattaki yazlık sinemadan.
  
Kıbrıslıların ortak özelliğidir zaten; Rumlar da Türkler gibi sinemaya tutkun. İnanamayacaksınız; terastaki yazlık sinema salonuna çıktığımda nefesim kesildi. Aşağılarda muhteşem bir manzara. Şirin evlerin arasından süzülerek çeşitli tonlarda bayırdan akan yeşillikler coşkulu bir sel gibi Akdeniz’le buluşuyor. Şimdi işlevini yitirmiş olan bu yazlık sinemadan o büyüleyici manzaraya bakarken nutkum tutuluyor. Dünyanın en güzel manzaralı sinema salonunu keşfim işte böyle oldu!.. Aşağıdaki kışlık salon, YDÜ Sahne Sanatlarında okuyan üç gencin başlattığı tiyatro hareketine ve çeşitli kültür etkinliğine tahsis edildi. Ama terastaki manzaralı açık hava sineması, Kıbrıs’taki muhteşem sinema günlerinin duygulandırıcı ve canlı anısı olarak, bembeyaz badanalı, öylece duruyor.
  
Dağın tepelerine kadar kondurulan yüzlerce havuzlu lüks villa, Annan planı döneminin anıları. Villaların büyük bölümü yabancılara ait. O günlerdeki inşaat patlamasından bu yöreler nasibini fazlasıyla almış. Siyasal çözüm umudunun yarattığı sinerji bile, bu turistik bölgenin çehresinin değişmesine yetti. Şu andaki durgunluk ise kırılan umutların hazin göstergesi. Belediye Başkanı Yücel Atakara, Annan planı rüzgarlarının estiği o dönemde belediyenin veznesine günde on milyonlarca lira düştüğünü anlatıyor. Şimdi ise günde en çok beş bin lira!.. İnşaat patlaması durmuş olsa da, arsa fiyatları hiç de ucuz değil. 50 bin, 40 bin sterlinden başlayan fiyatlar. Ama alıcılar nerede?.
  
Alsancak, en çok turistik tesisi barındıran bölgelerimizden biri. Burada, çeşitli büyüklükte, çalışır durumda 22 otel var. Bunların toplam yatak sayısı 2100… Ama bu otel bolluğunun belediyeye büyük gelir getirdiğini düşünmek yanıltıcıdır... Atakara, Turizm Bakanlığı’nın koruması altındaki otellerden çok az gelir sağlayabildiklerini anlatırken, bir de açıklama yapıyor: “En büyük otelin çöplerinin her gün kaldırılması için 3 kişilik bir ekip ve bir araç ayrıldı. O otelden aldığımız vergi, masrafımızı karşılamaz.”
  
Şimdi çok hüzün verici bir durumda olan ve yanık bağrına el atılacak günleri bekleyen Mare Monte’de nostaljik takılıyor ve bu tesisin eskilerde kalan parlak dönemlerini üzülerek anımsıyorum. Bir zamanların en gözde deniz otellerinden biriydi Mare Monte. Şimdi turizmimizin dışında kalması büyük kayıp. Merit Oteller Zinciri tarafından Vakıflar’dan kiralanan bu tesis, vaat edilen projeyle buluşturulamadı.. Bakımsız kalan Mare Monte yıkıldıkça yıkılıyor, eridikçe eriyor... Bu sıcak yaz günlerinde tek canlı köşesi plajı. Alsancak Belediyesi’nin “Halk Plajı” olarak çalıştırdığı kumsala yukarıdan baktığımızda, nostaljik koyun hala koruduğu o enfes doğal güzelliğiyle yüzleşiyoruz.        

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.