1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Lefkara'nın başına gelenler
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lefkara'nın başına gelenler

A+A-

Lefkara, Latin döneminde Mezato denilen bölgede, yani Lârnaka kazasında, eski Lefkoşa yoluna yakın bir konumdaki, büyük bir köydür. Trodos Dağları'nın güney yamaçlarına yayılan bu köy, Yukarı ve Aşağı Lefkara diye, ikiye ayrılır. Köyde bulunan, biri hristiyanlığın başlangıç dönemine öteki ise Bizans dönemine ait iki kilisenin varlığı, tarihinin çok eskilere dayandığını gösterir.

Lefkara İşi denilen ve bütün dünyada bilinen nakış, köyün kendisinden daha ünlüdür. 1481'de Kıbrıs'ı ziyaret eden Leonardo da Vinci, bu nakışa hayran kalarak, yanında İtalya'ya götürdüğü bir örneğini, Milano Katedrali'ne koymuştur.

Köyü, bütün dünyada ünlü kılan bir başka özelliği ise baharda Aşağı Lefkara çevresindeki tarlalarda, kümeler halinde göğeren, Fritillaria libonatica isimli, bitkidir. Eczacılıkta kullanılan bu ottan, ladanum adı verilen, uyarıcı bir ilaç elde edilmektedir.

Bilindiği gibi, Osmanlı ordusu, Kıbrıs adasına Limasol'dan çıkmış ve burası kolayca ele geçirildikten sonra, ordu Lefkoşa'ya doğru ilerlemeye başlamıştır. Lefkara dolaylarına gelindiğinde, buranın yerlileri, Osmanlı öncü güçlerine bir temsilci göndererek, kendilerinin Osmanlıya biat etmeye hazır olduklarını ve köy yakınındaki "Sirkatis " tepesi üzerinde bulunan Venedik kalesinin ele geçirilmesi için de yardımcı olabileceklerini bildirirler. Osmanlı güçleri Lefkara'lılar'ın yardımı ile Venedik kalesini, ele geçirirler.

Durumdan haberdar olan Lefkoşa'daki Venedik komutanlığı, Osmanlı birlikleri köyden ayrıldıktan sonra, bir gece önemli bir birlik gönderip, 6 -7 Temmuz 1570 gecesi, Lefkara köyü sakinleri ve Osmanlı muhafızları, genç - yaşlı, kadın - çocuk demeden, kılıçtan geçirir. O katliamda, 400 Lefkaralı'nın öldürüldüğü söylenir. Muhafızlardan ise sadece iki kişi kurtulur. Bunun üzerine, adanın diğer yörelerinde olan Lefkaralılar, Osmanlı ordusuna katılırlar ve Lefkoşa'nın fethi esnasında, yararlıklar göstererek, savaşırlar.

Osmanlı yönetimi, bu olayı unutmaz. Adanın fethinden sonra, Lefkara köyüne, otonomi verir. Devlete vergi vermez, kendi kendini yönetir ve kendi otonom adliyesi vardır.

Kıbrıs'ın İngiliz Yönetimi'ne geçmesinden kısa bir süre önce, Osmanlının " Cezair- i Bahr-i Sefid " valisi, değişir. Yeni vali, vilayetini denetlemeye çıkar ve Kıbrıs'a da uğrar. Adada, Lefkara köyünün otonomisini, öğrenir. Köye giderek, köyün yedi kişilik yönetim kurulunu toplar. Köy yönetimi, durumlarının tarihsel nedenini anlatıp, kilisede bir sandıkta durmakta olan, ll. Selim'in bir fermanı olduğunu söylerler. Vali, fermanı görmek ister. Lefkara yöneticileri, kiliseye gidip, fermanı saklı olduğu sandıktan çıkararak, valiye gösterirler. Vali, der ki:

" Bu çok eskimiş... Onu bana verin, İstanbul'a götürerek, size hat sanatıyla yazılmış, altın ve sim ile süslü, yeni bir ferman göndereyim."

Lefkaralı'lar, otonomi fermanlarını kendisine verirler. Bir daha da fermanı gören olmaz…

Köylüler, Osmanlı Vali'sine nasıl bu denli güvendiler dersiniz?

Osmanlı İmparatorluğu'nun Cezair-i Bahr-i Sefid Valisi'nin adı, Sava Paşa idi...

Dönme falan değil! Doğrudan, Ortodoks Rum... Yâni kendilerinden!!

Böyledir bizde bu işler… İster İsa’ya inansın, ister Musa’ya ya da Muhammet’e… Afrodit’e galebe çalabilen yok buralarda… Baltanın sapını veren ağaç gibiyiz!

Şimdi bu mesel nerden çıktı? Hiç… Gündem anlamsız geldi, o kadar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.