Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lefke ve ceviz

A+A-

Bu hafta sonu, Lefke’de Ceviz Festivali var… Dün açıldı…

Ceviz’in Lefke’deki tarihini pek bilmem! Ama portakal, en azından Lüzinyanlar döneminde hem, Yafa Kontu olan ve hem de Lefke’de bir çiftliği bulunan ( Peristeronari) d’İbellin’den beridir, orada yetişiyor. Hem Filistin ve hem de Kıbrıs Valiliği yapmış bulunan Sir Ronald Storrs, Lefke için “Yafa’dan bile lezzetli portakallar yetiştirir” der, anılarında. Mutlaka, toprağın bileşimi, su, nem oranı v.s.’nin de etkisi vardır ama benim bildiğim, Lefke portakalının ince kabuğu ve rayihalı tadının nedeni, portakalın turunç değil de “datlı leymon” fidanına aşılanması idi… Şimdi “o da ne?” diyenler çıkabilir! Tabii “datlı leymonu” bilmezseniz, narenciye hakkında konuşmanız da biraz zorlaşır! Sanırım o zaman, “Asım Portakalı”nı da bilmez, “Washington” dersiniz, saçma ve ilgisiz bir isimlendirme ile…

1958 Haziranı’nda başlayan olaylar esnasında, Lefkeli’ler, kasabada bir azınlık olarak yaşayan Rum hemşerileri ile dalaştılar! Biliyorsunuz ünlü EOKA “kahramanı” Markos Dragos bile Lefkeli idi… Babası Kiriyagos Dragos’u, hala hatırlarım… Akritas Planı’nda adı Lefkoşa Bölge Komutanı olarak geçen Nikos İoannou da dükkan komşumuzdu… Evlerinde çok yemek yedim… Ne çare ki Rum komşularımız, Maratasa köylerinden birkaç otobüs adam toparlayıp, kasabayı basmaya kalktılar! Bunun karşılığında hem dövüldüler ve hem de evleri, dükkanları, kiliseleri dahil, mallarının çoğu yakıldı… Lefke’den sürüldüler…

Böylece, tarımı, madeni, limanı ile bölgenin en önemli merkezi olan Lefke, sadece Türkler’in yaşadığı bir kasaba haline geldi… Makarios yönetiminin, bunu cevapsız bırakacağını beklemek için, saf olmak gerekirdi. CMC’yi dişi kesemeyeceği için, Lefke’nin tarımına saldırdı… Hemen yanıbaşındaki Omorfo’da, Türkler’den oluşan bu merkezin soluk borusunu kısmak üzere, narenciye tarımı teşviği ile, binlerce dönüm portakal ektirildi. Yer altı suyu aramak için, bütün ruhsatlar oraya verildi! Birkaç yıl içinde, Lefke’nin narenciye geliri, 20 milyon sterlinden, 2 milyon sterline düştü. Narenciye ihracatı yapan iki şirket, battılar… Onların yerine Omorfo’da kurulan SODEM diye bir kooperatif geçti… Aranan ürün, mis kokulu, ince kabuklu, tatlı Lefke portakalı değildi. Ekşi, sıkmalık, tatsız tuzsuz Valencia isteniyordu. Turunca aşılı…

1967 miydi, 68 mi unuttum… Lefkeliler, içleri kan ağlayarak, ürünlerini SODEM’e vermeye başladılar. O zamanlar narenciye ton üzerinden değil, “bin” üzerinden satılırdı. Portakal yığınının başında, “Baralipti” dedikleri bir Rum oturur, ıskartayı o ayırır, biz de ürünü biner adet, sayardık! O zamanlar lise öğrencileri, zengin fakir bahçelerde çalışır, cep harçlığı kazanırdılar… Henüz bu kadar “modern” olamamıştık!

Derken, Lefkeli de “tatlı, kokulu, ince kabuklu” sofralık, portakal yetiştirmek üzere canını yemekten vaz geçti! Müşterisi de yoktu… Turunca aşılı, ekşi sıkmalık valencia isterdi SODEM! “Can için” birkaç ağaç ayırıp, “satı için” aranan neyse o üretilmeye başlandı! Bugün Lefke’de leymon ağacı bulan öpüp alnına koyuyor… Allah razı olsun, Tezal’da bir ağaç kaldı galiba, arada bana gönderiyor… Seval’da da Asım Portakalı kaldı! İstediğimde gidip toplarım…

Yediyüz yıldır narenciye tarımı yapılan Lefke, bugün Ceviz Festivali yapıyor…

Bu sabah Lefke çarşısında kitaplarımı imzalayacağım… Lefkeliler, Lefke Sevgilim’i özellikle istiyorlar… Akşama da saat 18.00’de meydanda bizim grubun konseri var… Lefke için çalacağız! Zaten grubun çoğunluğu Lefkeli… Sizi de bekliyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.