1. YAZARLAR

  2. Sefa Karahasan

  3. Lefkoşalının keyfi yerinde
Sefa Karahasan

Sefa Karahasan

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Lefkoşalının keyfi yerinde

A+A-

Fark etmişsinizdir, uzun zamandır yazımı yenilemedim.
Ne zaman bir yazı yazmak gelse içimden bunu anı anına sosyal medyadan yani twitter hesabımdan duyurmayı daha uygun buldum.
140 kelimede kendimi anlatmak daha kolay oldu.
Kurulacak uzun cümlelerde, asıl anlatmak istediğimi anlatamam kaygısı oluştu.
Bu nedenle twitter hesabımda yazdıklarımı genel hatları ile yazıya dökmek istedim.
Başlarsak, mesela Lefkoşa'da çöp sorunu.
"Uyuyan Lefkoşa" ile bir şeyler yazmak.
Gerçekten en kolay konu.
Lefkoşa uyuyor, ama bazıları "uyan Lefkoşa" diyor.
Uyan Lefkoşa diyenleri eleştirmiyorum.
Eleştirdiğim, sizi mi gerdi "uyuyan Lefkoşa"nın durumu!
Çıkın sokağa Lefkoşalı keyifli.
Sorunu yok.
Bakın, Lefkoşa ile ilgili eylemler başladığı andan itibaren bütün eğlence yerlerini gezdim.
Bütün eğlence yerleri tıklım tıklım.
Restoranlarda yer yok.
Çöp manzaralı, sinek 'soslu' yemekler rahat rahat yeniliyor.
Ama bizler 'uyan Lefkoşa" diyoruz.
Uyanmaz arkadaş!
Muhalefet, medya ise ayakta.
Lefkoşalıyı eyleme çağırıyor.
Katılanlar ya 'bir kaç çalışan' ya 'medya çalışanları' ya da 'parti yetkilileri...'
Bir tek çöp içinde yaşayan Lefkoşalı yok!
Nerede mi 'vur patlasın, çal oynasın da...' 
Bu yöndeki tweetime önemli tepkiler aldım.
Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni üstadımız Başaran Düzgün, yılın yorumunu yaptı 140 kelimede.
Titanik ve kurbağa örneklerini verdi.
Birinci örneği Titanik'ten, "Titanic'in son sahnesine benziyor, gemi batıyor ama orkestra güvertede müthiş müzikler çalıyor ve eğleniyorlar..."
Eğlenen Lefkoşalı.
Altta bir yok olma, batış kavgası var.
Üste eğlence dur durak bilmiyor.
Sonra bir yorum daha ekledi Başaran Bey, "Maalesef gerçek budur. Kurbağa sendromu! Yavaş yavaş ısınan suda kaynar gider, vrak vrak şarkı söyleyerek..."
Kaynayan Lefkoşalı.
Hem de vrak vrak ederek.
Hala farkında değil, 'altında ateş yanıyor... 
Titanik batmak üzere 'fark'ında değil.
Ardından Kıymet Karabiber net cevaplar yazdı.
"Bananecilik, bencillik, neme lazımcılık diz boyu" diye isyan ediyor.
Mustafa Abitoğlu da bu "umursamazlığı" aidiyet sorununa bağlıyor.
Osman Canlı ise, "Ferrari var ama yol yok, hala keyif yerinde" eleştirisi getiriyor.
Tekin Söylemez ise "Kısacası bencil bir gençlik yetiştirdik hepimiz suçluyuz" diye özeleştiri yapıyor.
Bu cevaplar uzayıp giderken, gece geç saatleri buluyor, Lefkoşalı ‘yemeden-içmeden’ daha yeni dönüyordu evine!
NOT: Yazımı tamamladıktan sonra Ali Bizden'le buluştum. Tweetlerimdeki tepkilere "doğru ama halk artık kendisini sürükleyecek birisi görmediği zaman sokağa çıkmıyor" değerlendirmesi yaptı. Halkın yeni "alternatifler peşinde" olmak istediğini, ancak mevcut siyasi yapıların halka verecekleri bir şeylerin kalmadığına işaret etti. Belki de sokaklarda yeterince tepki oluşmamasının nedenlerinden biri de bu! Ki bunlar; mevcut siyasilerden ümit kesip de, 'çöp' sorunu için bile sokağa çıkmayan Lefkoşalıları eleştirmekten beni alı koymaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum