1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Lefkoşe’nin çöplüğüdür Lefkoşa
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lefkoşe’nin çöplüğüdür Lefkoşa

A+A-

‘İzne çıkmıyorum’ diyen Bulutoğulları arkandayım koca paşam, sapına kadar da haklısın, hiçbir yere de gitme, yiğidim benim. Senin çöplüğün değil ki bu, seni kaldırınca bu koku da dağılsın. Cemal Paşam hepimizi kokuttular bunun içinde, bu pis kokuyu mis koku diye satsınlar diye bu çöplükten bu kadar parti, bu kadar insan, bu kadar eyvallah çıkardılar. Ne yani bir sen mi kokuyorsun Cemal Paşam, olacak şey değil. Bu koca deryada mavinin kirliliğini saklamak için balıklarla uğraşalım istiyorlar. Benim derdim küçük balık büyük balık değil ki, sen bu deryada bir küçük balıksın, izne falan çıkma tabi Paşam, yıllarca kokuttunuz kimsenin burnu koklayamadı şimdi biraz daha somut bir yerden kirleniyor diye Lefkoşa bir kokutan ben miyim diye sor. Arkandayım, yiğidim!

Bulutoğulları’na neden kızayım? Bulutsuz kalınca Lefkoşa güneş mi çıkacak sanıyorsunuz? Hayır, onların oğulları bitmez ki, bir başka bulutsuz sabaha kadar durmadan çöplüğün rengiyle oynayıp dururlar, eğer burası çöplüğe dönmüşse, ki yeni bir şey değildir bu, çöpleri dökeceğimiz yer orası değildir!

Çöplerinizi toplarlar, maaşlarınızı öderler, Belediye Başkanınız kimse onu da izne falan çıkartılar o da gerekirse partimden istifa ederim der, yeni yapılacak seçimlerde yeni bir belediye başkanı seçilir, bulutlu olanı gider bulutsuz olanı gelir. Bir güneş uydururlar sana, bir yeşil uydurdukları gibi, bir renk cümbüşünde gözünü kamaştırırlar, bir kısırdöngü sen hep bir şeyler oluyor sanırsın, ki bir şeyler olmasın diyedir bir şeyler oluyor sanman. Sanarak yaşlanırsın. Sanrısı tarihten gelen Kıbrıs görüşmelerinde büyür çocukların, çöp ve koku hep oradadır, çöp ve koku hep orada ama. Burunsuz bir sol, tek takati Avrupa Birliği kapısında ya da işgalci TC defol yazılı afişlerde, ama çöp hep orada, çöp hep orada. Ve senin çöpün değil insansızlığın çöpü orada duran. İnsanlığın tarihiyle çözemezsen kurtulamazsın bu kokudan. Peki ne zaman burun deliklerini insanlığa açacaksın Sol?

Bu koku hep vardı sağım solum. Sen koklayamadıysan senin burunsuzluğun. Bizim Kıbrıs Soluna da bir burun gerekmektedir, çünkü durmadan gördüğünü tekrar etmektedir.

İşgalci TC defol dediğinde işgalci TC defolmayacaktır. Cümlenin defolu oluşu şundandır, bir zihniyet vardır burada, bu zihniyet buraya gövdesiyle beraber oturmuş, Ankara’nın iktidarlarına bağlı olarak rotası nereye dönükse Kıbrıs’a da o zihniyeti getirmektedir. Bu Ankara’nın gözüdür. Ankara’nın gözünün içine baktığımızda, defolunması gereken, ki Kıbrıs’ın tarihini yeniden yazmaya gerek yok, İngiliz-ABD emperyalizminin nasıl da balıkları birbirlerine yedirdiğine, pis deryalarının kokusunu kimse koklamasın diye nasıl deryayı kan gölüne çevirip sonunda kimsenin kazanmadığı yerde kendi kazandırdıklarının kazancını sömürdüklerini, nasıl oyunlar çevirdiklerini görürler, daha detaylı okumak isteyenler İbrahim Aziz Abi her gün Afrika’da yazıyor, okusunlar derim.

Bu bakımdan TC tarihi de pek farklı değildir, bir kontrgerilla tarihidir ki hep aynı kumaşın parçası emperyalizmin tetikçiliğidir. NATO’ya girdiği tarihten bu yana emperyalizm ve onun uzantısı kontrgerilla da ülkeye girmiştir. Saymakla bitiremeyiz ki, onca hadisede başrol oynamış, işbirlikçileriyle de kokuyu unutturmuştur. Hala da öyledir. Ve fakat o yıllarda ve hala diyebiliriz ki TC’nin Amerikan Emperyalizme çektiği defol dikkate alındığında şöyle bir manzara çıkar; Türkiye’de bizim Amerika’mız olma yolundadır! Evet, ama bu asıl şöyle bir yere vardırır, eğer işgalci TC defol denilecekse bunu önce Türkiye’nin soluyla, Türkiye’nin emekçileriyle, Türkiye’nin halklarıyla bir araya gelerek, yani temelde Amerika’yı kovmadan TC’nin de zihniyetinin kovulmayacağını bilmek gerekir.

İnanın, Kıbrıs Tarihini okuduğunuzda da size başka bir şey demeyecektir. Yunanistan ve Türkiye büyük balıklardır. Kıbrıslı Türkler ile Rumlar küçük balıklardır. Amerikan ve İngilizler deryadır, bu deryanın rengini verenlerdir. Solum, deryayı temizlemeden, leş gibi kokusunu temizlemeden, Türkiye defolsa ne olur, Yunanistan defolsa ne olur? Eğer bir TMT ve EOKA hikâyesi yazılacaksa büyük balıkların yardımıyla gene küçük balıkların eline birbirlerini öldürsünler diye silah verirler dururlar, nedir ki? TC’nin, ki hangisini sayayım, Terzi Fikrinin ömrünü okuyun mesela, anlayacaksınız, gövdesini durmadan okşadığı emperyalizm tertemiz çocuklarını öldürdü okşamayın dedikleri için; defolmadan önce, ki bu zihniyetler gövdelerini buraya sersinler demiyorum, gitsinler tabi ama nasıl gitsinler; Bulutoğulları Amca’ya reva görülen bir şey gibi hem saçma hem de yanlış geliyor bana, ve bekliyorum Sol, ne zaman Sol gibi davranacak, yani defolmadan önce TC, bizim gibi olan diğer “Küçük Kara Balıklarla” bir araya gelecek! Ve bilecek bu deryayı temizlemezsek eğer söz gözün yanılgısında kaybolacak. Ve defol dediğimiz TC’de yazık bir küçük kara balık hikâyesidir, halklarıyla, tüm halklarıyla…

Çok romantik gelebilir bazılarınıza ben vicdanlı ve delikanlı buluyorum, mesela Denizler 68’de Amerika Defol diyerek Dolmabahçe’de Amerikan askerlerini denize döktüler. Buna karşılık 71’in 4 Mart’ında dört Amerikan Askerini kaçırdıklarında neden vurmadılar dersiniz? Acaba kavgalarının onlarla bir ilgisi olmadığını bir an düşündükleri için mi yoksa salak bir romantik oluşlarından mı? Mahir mesela o kadar romantik değildi değil mi, Elrom’u tak diye vurmuştu da mesela Denizler asılacak diye, istese yurtdışına kaçabilirdi hem de çok rahat, Elrom’u tak diye vuran o mahir o sert Çayan Kızıldere’ye neden ölmeye gitmişti dersiniz? Bazen fikriyat, ideoloji ya da her ne haltsa ondan daha delikanlı ve adam olduğu için mi insan kalmak, acaba önce insan kalmakta direttiler?

Kıbrıs Türk Solu Rum yoldaşlarıyla verdiği ortak mücadeleyi Türkiye’deki yoldaşlarıyla da bir araya gelerek yürütmeden bu deryayı temizleyemeyeceklerdir. Benim hayal ettiğim Kıbrıs Türk Solu Roboski Katliamına kelam eden soldur. Benim hayal ettiğim Kıbrıs Türk Solu BDP ile ÖDP ile tüm yelpazede (gerçek sol partilerden söz ediyorum burada) sol partilerle ortak bir akılda yürüme ve direnme politikası geliştirecektir ve birlikte eylem koyacaktır. Sol partilerin dili bu değildir, bunu aşar, bilir ki her yoksulluk, her işsizlik, her zulüm, her baskı, her sömürü tüm Solun sorunudur, ve eğer sen Sol isen başka Sollarla beraber yürürsün. Gülten Kışanak herhangi bir sol partimizle ortak bir açıklama yapmayacak mı? Alper Taş’ın yanında mesela Ankara’da bir eylemde yan yana yürümeyecek mi bizim Sol? Kıbrıs Türk Solu Hrant için Agos’a yürümeyecek mi? Agos’a Hrant için yürümeden Kıbrıs Sorunu da çözülmeyecek biliyorsun değil mi? Lemi Özgen ile yan yana, aynı dertten muzdarip aynı acıdan kardeş aynı yoksulluktan eziliyoruz demeyecek mi Kıbrıs Türk Solu? Demelisin, demek zorundasın. Kıbrıs Türk Solu Cihan Kırmızıgül’ün poşu sorununu TC’deki yoldaşlarıyla beraber çözmeden Kıbrıs meselesini de çözemez biliyor değil mi? Kıbrıs Türk Solu DİSK Genel Başkanı’nın adını bilmek zorundadır, eğer sorununun da adını bilmek istiyorsa. Zira Sol, yalnız büyümez, çoğaldıkça büyür…

Bu çöplük Lefkoşe’nin çöplüğüdür. Lefkoşe’nin çöplüğünü şehirlerimize gelip evimizin önüne kadar döken emperyalizmin arabalarıdır. Bu gördüklerin de emperyalizmin belediyeleridir. Her yerde bunlardan vardır kardeşlerim. Kürtlerin sokağına dökerler, Arapların sokağına dökerler, Kıbrıslıların sokağına dökerler, yıllardır dökerler, Vietnam’a da bunlar dökmüştü, Şili’de o kanlı 11 Eylül gününde de bunlar dökmüştü, şimdi koklamıyoruz ki. Sen de koklamalısın ama Kıbrıs Türk Solu. Sen arabalara, belediyelere kızıyorsun, ben arabanın sahiplerine, belediyenin sahiplerine kızıyorum. O yüzden onlar en çok isterler ki yanlış yerlere kızalım, Türklere kızalım, sevmeyelim onları. Kürtleri hep aşağılayalım, onları ancak aşağıladıkça tatmin oluyoruz, anlamlı kılıyoruz kendimizi, Hataylısını Karadenizlisini sevmeyelim, yiyelim birbirimizi, insanlığımızın kanını çektikçe emperyalizm çekildiğimiz köşelerimizde büzüşerek azalalım istiyorlar. Meydan tatlı su solcularına, sandık solcularına, seçim solcularına, koltuk solcularına, yani belediyenin arabasına şoför aranan o seçimlere kalsın istiyorlar. Kıbrıs Türk Solu, dünyaya açılmaktan, entegre olmaktan, dünyalı olmaktan söylersin ya, bunun için yapman gereken yer burası işte, sadece Türkiye Solu ya da ilerici kesimleri ile değil daha da fazlasını hayal edebilirsin, hayal edebilmektir biraz da Solculuk, hayal etmeyi bıraktığın zaman sağcılaşırsın, iyi bak, eskiden hayal ettiği halde şimdi hayal edemediği için –konjonktür diyorlar efendim ben pek anlamıyorum ama- sağcılaşanlar var, hayal et, dünyanın her yerindeki bütün Solla, halkla, emekçilerle, işçilerle, yoksullarla, ezilenlerle birleşebilirsin. Che, bütün ideolojisinden ve fikriyatından önce, evet önce ve ilk hayal etmişti. Hayal etmek de bir devrimciliktir. 

Lefkoşe’yi Lefkoşa yapacaksak kardeş ellerimizde büyüyecek olan Türk kardeşlerimizle, Kürt kardeşlerimizle, Arap kardeşlerimizle yapacağız.  Diyarbakır’daki çocuktan esirgeyerek dayanışmanı yapamayız. Ankara’da üzerine biber gazı ve tazyikli su sıkılarak gözaltına alınan üniversitelileri esirgeyerek varamazsın. Bunun için söz söylemelisin. BES çalışanları, KTHY çalışanları daha da neler göreceğiz, fark etmiyor ki, nicesi, o gördüğün görüntülerden farkı yok. Tekel İşçilerini iyi anlasaydın şimdi BES çalışanları o kadar yalnız kalmazdı. Onları kurtaracak bir Kıbrıs görüşmeleri yok Kıbrıs Türk Solu biliyorsun değil mi? Yalnız ve bir başına dünyanda NATO ORDULARI KIBRISTAN DEFOL diyerek kovabileceğin bir şey değil bu.  El ele ve kardeşçe büyüyerek yenebilirsin ancak, başka ellerle…

Polis TC’de copunu her salladığında, ne fark eder, ki onlar için fark etmiyor, tekel işçileri, üniversite öğrencileri, kürtler, sendikacılar, kadınlar, gazeteciler eğer ses etseydin, benziyoruz diyebilseydin, bu derya bu balık bu koku eğer hepsini iyi koklasaydın şimdi kendilerine benzetsinler diye bir de polis irtibat ataşesi yollamalarına ‘başka bir söz’ bulup söyleyebilirdin. Başka bir söz için başka sözler gerekir. Ve belki büyürdü böylece omuzdaşlığın. O seni tanırdı. Sen onu. Hala Sol, TC’de Sol, sen kendini onlara ifade edemediğin onlar da pek dinlemek istemedikleri için Kıbrıs nedir bilmiyorlar. Allahtan bir Sırrı bir de Kürkçü abi, bir de BDP var da birkaç doğru cümle geçti. Ama yeter mi? Bu kadar mısın? Düşün bir?

Kıbrıs Türk Solu çok özür diliyorum ama buralara ne zaman sandık kursan benim atacak bir oyum yok. Çünkü taşra solculuğu sosyalizm demek değildir. Solun kaba tarifleri içinde yürümek ise bazen yolun bir yerinden sonra faşizme doğru gider ki, sen bile sezmezsin. BDP (o kadar çok kapatıldı ki o zamanlar adları neydi bilmiyorum çok merak edenler Türkiye’nin Ayıp Hukuk Tarihi’nden Parti Kapatmalar Sayfası’ndan bakabilirler) şöyle bir yerdeydi, haksız olduğunu söyleyemeyiz, o zaman da çok haklıydılar, yani siz de şimdi çok haklı olabilirsiniz ama sorun bu değil; BDP o zamanlar durmadan ‘Kürt’ demekten öteye gidemediğini, altını önemle çizmek isterim kesinlikle haklıydı ama teoride haklı olmak pratikte aynı yere çıkarmayabilir zira kitle siz istemeden sağcılaşır, sağcılaşmasın diye bir şey yapmak gerekiyordu, ‘kürt sorunu’ demekten fazlasına gitti, sola, yani gelmesi gereken yere, sosyalist bir parti kimliğinin yerine geldi oturdu. Şimdi ezilen, yoksul bırakılan, kim varsa, sıfatına bakılmaksızın, sol bir siyaset ürettiler. ‘kürt’ demiyorlar mı artık tabi ki diyecekler, diyorlar da ama ‘Türkiye halklarının kürt sorunu’ yani ‘hepimiz birlikte çözeceğiz’ dediler, sen de Kıbrıs Türk Solu, kendi probleminden ziyade bu problemin de içindesin. Demezsen, yalnız kalırsın. Demezsen, yürüyemezsin. Demezsen, çürürsün. Şimdi ben BDP’yi dinlediğimde insanlığın dilinde konuşan ve önce insana hürmet eden, insanca olan ne varsa onun yanında duran bir siyasi fikir görmekteyim. O yüzden Kürkçü Mağusa Milletvekilidir de, yani sanki oyunu ona vermişsin gibi gezersin Mağusa’da sokakta, Sırrı Abi o yüzden Lefkoşe değil ha sapına kadar Lefkoşa milletvekilidir.

Milyon kere de olsa söyleyeceğim. Ortada bir pislik varsa, onlar donla Girne Limanından denize girenler değildir, en büyük pislik bu zihniyetin şehirlerimize taşıdığı argümanlardır. Buralarda da, yolda yürürken karşıma kürt çocuklar çıkıyor, mendil satan çocuklar çıkıyor, abi 1 lira verir misin diyorlar, ne yapalım, hepsini yakalım mı, ya da sen 1 lira dilenmeyecek kadar şereflisin diye ya da donunla denize girmediğin için kendini engin insan mı sanıyorsun? Ama bu belediyenin çöp arabaları ve sahipleri her gün sabahtan akşama kadar kokutuyorlar dünyanı, sen görünce zeki ama kokuyu duymayınca aptal olmadığını mı sanıyorsun? Kusura bakma, denize donla giren adamdan tek farkın denize donla girmemendir. 1 lira istememen de tamamen tesadüftür. O yüzden kimseden, hiçbir insandan, o zalimin yanında dursa dahi, ve bunların farkında olmasa bile, beni onlardan nefret ettirmeyecektir. Çünkü onların istediği budur.

Bulutoğulları toz zerresi kadar bir çöp eder bu deryada. O yüzden o benim karşı duracağım bir şey olamaz. Sen de haklısın Cemal Bulutoğulları, bakma sen, buraların çocuğusun, halis muhlis, canın sıkıldı basarsın küfrü, çabuk sıkılırsın, pek sevmezsin yazıyı da okumayı da, öyle siyaset falan anlamazsın, ama bak iyi içersin içtiğin bira şişelerini de kesin masaya dizersin, çok da karı kız tavladın zamanında, yeme içmede üstüne yoktur, alemcisindir vesselam, bütün arabalardan anlarsın, en iyi jant senin arabanda vardır, en iyi modifiye araba da senindir, en hızlı sen sürersin, on iki buçuk dakikada falan Lefkoşa’dan Mağusa’ya gelirsin, bizim gibisin yani, bizim gibi koklarsın dünyayı öyle de kokarsın, sana kızılır mı Cemal abim, kızılmaz. Hepsi tamam da, hepsi oldu da be abi, hepsinde ne büyüksün de, şu Kıbrıs meselesinde bir türlü bira şişelerini dizdiğimiz gibi masaya dizemedik ya ben asıl ona yanarım.  Sen hiç böyle düşünüp yanmadın mı Cemal Abim?

Ve güzel Lefkoşa, yarım Lefkoşa, iki belediyeli Lefkoşa; bu çöp arabalarını sürenler iki belediyede de çöpü seneler evvel sokağına dökenlerdir, bu kokudan sizi barıştırmazlar, eğer ki siz halklarla barışmazsanız. Çünkü halkların kokusu tertemizdir, emperyalizmin yakalı gömleğine benzemez.

Λευκωσία, Lefkoşe, Nicosia, Lefkoşa, ne çok isim vermişler sana… Hangi yalanlarını saklamak için acaba?
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.