1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. LİMANLAR ARASINDA GELGİT…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

LİMANLAR ARASINDA GELGİT…

A+A-

 

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes çektim içime…

Koku o kokuydu.

Fica ile karışık, denizden esen rüzgârın, burnuma getirdiği temiz deniz kokusuydu.

Bu kokuyu nerede duysam tanırım...

Baf’ın kokusudur o.

Fica, temiz deniz, taze balık kokusu…

Babam Pelikan lokantasını işletirdi 1950’li yılların başında.

Sanırım deprem olan yılda da oradaydı…

Anlatmıştı bir seferinde.

“Sabah merdivenleri moplardım.

Baktım bir gürültü…

Sonra her taraf sallanmaya başladı..

Ve arkadan düşüp kırılan içki şişelerinin gürültüsü.

Attım mopu denize doğru koştum.

Koşarken Antalya’dan zorunlu göç etmiş, yanımda çalışan Rum aşçıyı gördüm; kolona sarılmıştı…

Titriyordu…

‘Koş’ dedim ona, ‘deprem oluyor’…

O da koştu.

Sonra topladık etrafı…”

O zamanı, 1974’e kadar olan zamanı bir de yakın zamandaki Baf’ı düşündüm…

Giderdik.

Hem de sık sık.

Keserler, yerler telkinleri pek işe yaramamıştı bir dönem.

Görürdük ama gidemezdik…

Özlerdik evimizi. Yani Aşağı Baf’ı.

Babutsa toplamaya giderdik.

Denize girmek için giderdik.

Genelde limanda girerdim denize.

Karşımda babamın bir zamanlar çalıştırdığı lokanta…

Baflı balıkçıların ağları tamir ettikleri, balıkları ayıkladıkları sandallar…

Ve içinde dibine kadar gördüğümüz temiz denizi…

Ayrıca boğulma tehlikesi de yoktu orada.

Yorulsan her tarafta tutunabileceğin tekneler vardı.

Sonra?

1974…

Sonra?

Denizi hep Baf limanı gibi bildiğim günlerde İstanbul Yenikapı’daki o kötü tecrübeyi yaşadım.

Hava güzeldi.

Yenikapı’da yürüyüş yapmıştım.

Kıyıdaki çay ocağına oturdum.

Çay söyledim.

Denize baktım.

Sandallarla açılmış sevgililer vardı…

Martılar onlara eşlik ediyordu.

Hani o dönemde beste yapma özelliğim olsaydı…

Tak diye denize düşen bir şeyin sesini duydum.

Uzandım, baktım.

B.ktu bu…

Bildiğiniz b.k…

Hem de insanınki…

Çayın parasını verdim, içmeden kalktım, bir daha oraya gitmedim.

O gün Marmara denizinin her tarafı pis düşündüm.

Sonra dünyadaki tüm denizler pis dedim.

Ta ki Girne’ye gelene kadar…

Görünce rahatladım.

Baf gibiydi Girne Limanı, temiz…

Bugün.

Baf limanı tıpkı babamın Pelikan Lokantası’nı çalıştırdığı günler kadar temiz…

Yakında gidip gördüm.

Girne limanı ise…

Kim iktidar…

Kimin sözü geçer…

Hiç önemli değil bu saatten sonra.

Ben, giden değerlerimize bakarım, bir de giden değerlerimizin nasıl gittiğini fark edemeyenlere…

Yazık derim…

Hem de çok yazık.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.