1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Lordos sadece yaşlı bir adam değil!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lordos sadece yaşlı bir adam değil!

A+A-

Kıbrıslı Rum işadamı Andreas Lordos bir gazeteci olarak merak ettiğim kişiliklerden biriydi.

Kapalı Maraş’ın bugünkü haline baktığımda, o dönemin hikayelerini dinlediğimde röportaj yapmayı da çok istemiştim. Bu isteğimi bu kez geri çevirmedi ve Güney Lefkoşa’daki otelinde buluştuk.

Son derece kibar, mütvazı ve ilerleyen yaşına rağmen oldukça dinamik, Lordos. Otelinin bütün hesaplarıyla bizzat kendisi ilgileniyor. İlk duyduğumda buna inanmakta zorluk çeksem de bizzat O2nu görünce enerrjisi ile ilgili söylenenlerin abartılmadığını anlıyorum.

Güney lefkoşa’daki apart otelde hemen resepsionda 74 öncesinden kalma bir Maraş fotoğrafı dikkat çekiyor. Lordos’un kendi gençlik yıllarından fotoğrafları ve ailesi ile çekilen birkaç fotoğraf da yine duvarları süsleyen birer tanık gibi.

Oğlu Dimitris Lordos Maraş’tan çok fazla fotoğraf getiremediklerini, kaçarken geride çok şey bıraktıklarını anlatıyor, buruk bir edayla.

Lordos’un Taşınmaz Mal Komisyonu önünde bugüne kadarki en yüksek tazminat talebini içeren davasını, genç Kıbrıslı Türk Avukat Tarık Kadri yürütüyor.

Lordos’un kendi isteğiyle röportajı Rumca yapıyoruz ve akıcı Rumcasıyla Kadri çeviri konusunda büyük bir destek sağlıyor, bize.

Lordos’un söyledikleri çarpıcı;

Öncelikle Türk yönetimi altında dahi Maraş’a dönmeye hazır olduğunun altını çiziyor. Daha da ileri giderek, “Türkiye bizden kalacak boş evlere kendi göçmenlerini de yerleştirebilir, bizim itirazımız olmaz” diyor.

Dahası bunu sadece kendi kişisel fikri olarak değil, sürekli irtibatta olduğu 300 kadar Maraş göçmeni adına da söyleyebileceğinin altını çiziyor.

Yeter ki siyasetçiler aradan çekilsin!

Taşınmaz Mal Komisyonu ile mülk sahipleri arasında sorun halledilebilir, Lordos’a göre.

Aslında bunu yeni söylemiyor, dava sürecinde de bunu defalarca ortaya koydu.

Sanırım Lordos’un söyledikleri kadar, bu söylediklerini ne kadar bilinçli söylediğinin de altını çizmek gerekiyor.

İlk bakışta hayatının son demlerini yaşayan bir adamın geçmişe özlemi ve duygusal bir reaksiyonu gibi gelse de bu sözler, aslında bir işadamı olarak son derece pragmatik çerçeveden siyaset üzerindeki ekonomi gücünü kullanmaya çalıştığını söyleyebiliriz, Lordos’un.

Örneğin Maraş’ın açılması halinde, Mağusa Limanı’nın da uluslararası bir liman olması için kişisel çaba koyacağını söylüyor. Kısa süre içinde şehri yeni baştan inşa etmeye hazır olduklarını anlatıyor.

“38 yıldır siyasetçiler hiçbirşey yapamadı ama bu kez, bize teklif sunulması halinde biz yapabiliriz” diyor.

Yani Türk yönetimi altında Maraş’ın açılmasına karşı çıkacak olan Rum tarafını dışarda tutuyor. Gelecek bütün olası tepkiliere rağmen Türkiye’yi cesaretlendirip, ekonomik ve siyasi mptivasyon veriyor.

Türkiye uluslararası hukuku çiğnese de ekonomi dünyasının da desteğiyle meşru bir zemin yaratarak Mağusa Limanı ve diğer konularda daha farklı yardımlar da alabilir, Lordos’a göre.

Dahası Türkiye’den gelecek sermaye ya da insan gücüne de bir anlamda yeşil ışık yakıyor.

Böylece ekonomik çıkar temelinde ciddi bir krizin çözülebileceği savını ortaya koyuyor.

Ama bunun ötesinde, Taşınmaz Mal Komisyonu ile Türk siyasetine de meydan okuyor.

“Hadi açın. Ne şekilde açarsanız biz geliriz” diyerek.

Maraş konusunda kritik eşik, Lordos’un da dediği gibi kendi kaderini belirleyecek olan kararı.

Askeri kontrol altında bir yerle ilgili karar verme yetkisi olmayan komisyon ne yapacak?

Vakıf mülkiyeti ya da çözüm sonrasına erteleme gibi bir karar üretmesi durumunda Lordos, iç hukuku tüketmiş olarak AIHM’e geri dönecek.

Komisyon AIHM karşısında makul ve adil bir karar üretmemekle itham edilme riskiyle karşılaşırken, mülkiyet krizi konusunda Türk siyaseti başladığı noktaya geri gelecek.

Bence Lordos, geçmişin özlemiyle kavrulan yaşlı bir ihtiyar değil.

Aksine, son derece stratejik değerlendirmeler yapan, gücünün fakında zeki, cesur ve akıllı bir işadamı.

Kendisinin de çok iyi bildiği gibi davası ve süreçteki tavrı kendi kaderinden fazla, Kıbrıs’ın tamamının kaderini ve siyasetini belirleme potansiyeli taşıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.