1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Ma neyi tartışırsınız?
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ma neyi tartışırsınız?

A+A-

Koca koca adamlar, üstelik ünvan sahipleri de, yönetiriz yönetemeyiz diye bir tartışmanın girdabında boğulup gidiyorlar. Kimisi suyun idaresi bizde olacak, kimisi özelleştirilsin diyorlar. Suyun idaresi bizde olacak diyenler de, geçmiş acı tecrübelerinden dolayı, özerk bir yapı kurulacak suyu o yönetecek diyor. Çoğu batak belediyeler de biz yönetiriz diyorlar. Aksi halde suyun yönetimi de elimizden alınırsa batarız diyorlar. Bir belediye başkanı su yönetimi de elimizden alınırsa belediyenin anahtarını İçişleri Bakanına veririm diyor. Diyorlar da diyorlar. Ama bizi yönetme iddiasında olanların suyun yönetimi hakkında ellerinde bir plân ve programları var mı? Yoktur. Bundan dolayıdır ki TC tarafı özelleştirilsin diyor. Çünkü TC’nin özelleştirmedeki en büyük argümanı KKTC tarafının hazırlıksız olduğu savıdır. Bu konuda haklıdırlar da. TC ile yapılan her işe ekonomik protokallar dahi,l hep hazırlıksız katılırız.  Gerçekten de bilenler de bilmeyenler de, iki devlet arasında imzalanan protokolu okuyanlar da okumayanlar da kafadan atma fikirlerle incir çekirdeğini doldurmayacak bir tartışma girdabına girmişlerdir ve kolay kolay da çıkamayacaklardır.

                                            ***

Suyun yönetilmesi hakkındaki düşüncelerimi geçtiğimiz günlerde bu sütunda okuyucularımla paylaştım. Ben artık o noktada değilim. İnanalım veya inanmayalım su artık gelmiştir. Artık gelen suyun ekonomik ve coğrafik etkileri neler olacaktırı tartışmamız lâzımdır. Örneğin milyonlarca ton suyun akacağı Geçitköy Barajı ve yakın çevresinde atmosferik faaliyetlerde değişiklik olacaktır. İstesek de istemesek de Alaköprü Barajı’ndan Geçitköy Barajı’na gelecek suyla mikro organizmalar da gelecektir. Bu mikro organizmalar çeşitli hastalıkları da beraberlerinde getireceklerdir. Örneğin Alaköprü baraj yöresinde bizim kan çıbanı dediğimiz ve kökünü on yıllarca önce kuruttuğumuz Şark Çıbanı hastalığı yaygındır. Bu ve diğer olası hastalıklar için önlem aldık mı? Arıtıldıktan sonra tarımda kullanılacak olan suyun kondaktivitesi (Suyun içerisindeki mineraller ve tuz oranları, birim sudaki birim mineral yoğunluğu) önemlidir. Suyun kondaktivitesine göre hangi ürünleri ve nerede yetiştireceğinize karar vereceksiniz. Bu çalışmalar yapılıyor mu? Yapıldığına dair ben bir şey duymadım. Türkiye’den gelecek su tarımda kullanılmaya başladıktan sonra, kuyular vasıtası ile akiferlerimizden sulama maksatlı su çekilmeyecektir. Bu olduğu zaman yıllar içerisinde akiferlerimizdeki kullanılabilir su oranı artacak ve tuzluluk kaybolacaktır. Akiferlerimizde birikecek tatlı suyun bir zaman sonra tıpkı Limnidi’de olduğu gibi akıp denize gitmemesi için yeniden akiferlerimizden su çekmek durumunda kalacağız. O zaman Türkiye’den gelecek fazla suyu ne yapacağız? Güney’e satabilecek miyiz? Gerçi şu anda proje dışında Güneye su verebilecek alt yapı oluşturulmuştur ve halen oluşturulmaktadır. Bizi yönetme iddiasında olan beyzadeler bundan da haberiniz var mı? Diyelim ki tüm bunlar düşünüldü ve gerekli önlemler de alındı. Toprak analizlerinin yapıldığı söyleniyor. Türkiye’den gelen suyun arıtıldıktan sonraki kondaktivitesi de tesbit edildi. Bu suya uygun ekim sahaları da tesbit edildi. Buralara ne ektireceksiniz a beyzadeler? Çıkan mahsulü nereye ve kimlere satacaksınız? Çıkan ürünü paketlemek ve depolamak için normal ve soğuk hava depoları inşa ettiniz mi? Bu yönde hazırlığınız var mı? Mayıs’ta özümden bahsediliyor. Olası çözümde suyun yönetimi kimde olacaktır? Yumurta kapıya geldiği halde, tüm bunları tartışmamız gerekirken, biz suyun yönetimini tartışıyoruz. Türkiye yarın “Suyu alın da başınıza çalın, ne yaparsanız yapın” derse ne yapacaksınız? 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.