1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Mağduriyet psikozu…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Mağduriyet psikozu…

A+A-

  
Nasıl bir toplumuz böyle?.. Mağduriyet psikozundan hiç kurtulamayacak mıyız?.. Tarihimiz boyunca hep kendimizi başka güçler tarafından kurban seçilmiş gibi hissettik ve bundan kaynaklanan bir mağduriyet psikozuyla tepkiler verdik…
  
1571’den itibaren Kıbrıs’taki toplumsal varlığımızın kökleşmeye başlaması bile bu mağduriyet psikozuyla ilgilidir…
  
Anadolu’daki atalarımız Osmanlı tarafından kurban seçilmiş aşiretler arasında görüyorlardı kendilerini. Mağduriyete başkaldırmaları sonucu Osmanlı Sarayı’nın gerçekten hedefi haline gelmişler ve “asi” muamelesi görmeye başlamışlardı.
  
Kıbrıs fethedilince, Osmanlı bu mağduriyet duygusu içindeki asileri iki seçenekle karşı karşıya bırakır: Ya darağacı, ya da Kıbrıs’a sürgün...
  
Mağdur atalarımız darağacı yerine Kıbrıs sürgünlüğünü yeğleyince Kıbrıs’taki Türk varlığı başlamış olur.
  
Ama Kıbrıs’a yerleşmelerine rağmen mağduriyet duygusundan kurtulabilmeleri ne mümkün!.. Bu kez kendilerini Osmanlı baskılarının ve ağır vergilerinin kurbanı olarak görürler… Orada burada bireysel ve kitlesel isyanlar hiç eksik olmaz. Anadolu’nun mağdur asilerinin Osmanlı tarafından kırımı Kıbrıs’ta da sürer… Tarih bunun tanığıdır…
  
1878’de İngiliz gelir… Mağduriyet psikozundan kurtulamayanların baskıcı yeni efendileri bu kez sömürgeci İngilizlerdir… İngiliz, Rum toplumunu himaye ederken, Müslüman Türk azınlığı dışlamakta, ötekileştirmekte ve ezmektedir…
  
Destek ve himaye istediği Ankara’ya derdini bir türlü anlatamayan ve Ankara’dan beklediklerini uzun yıllar bulamayan Kıbrıs Türk insanının Ankara kapılarındaki bu çaresizliği de mağduriyetten başka neydi ki!..
  
Rum toplumunun Enosis ütopyasıyla zehirlenmesinden ve saldırganlaşmasından sonra “Enosis’in doğal engeli” olarak görülen Türklere de saldırılar başlar… Türk toplumunun kaderi zaten mağduriyet olmuştur ve bu durum Rumlarla gerginleşen ilişkilerine de fena halde yansır… Mağduriyet hali, baş baş kanla yıkanmaya başlar 50’li yılların ortasından itibaren…
  
1959’da Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti’nin kurulması tabii ki mağduriyet psikozuna son verecek bir rejimi getirememiştir bu çileli adaya. Türkler Cumhuriyetteki ortaklık haklarının çiğnendiğinden şikayetçidirler ve bu kez ortağı oldukları Cumhuriyetin mağdurlarıdırlar… 1963 Noel’inde bu Cumhuriyet Enosisçi Akritas Planı’nın darbesiyle yıkıldığında 11 yıllık mağduriyet dönemi gettolarda yaşanır. Her gün defalarca Rum ajitasyoncuları tarafından gettolardaki Türklerin kulaklarına çeşitli kanallardan ulaştırılan “Bekledim de gelmedin” şarkısı, mağduriyetin trajikomik sesli sembolüdür.
  
Tarihe yumruk gibi giren 1974 Temmuz gelişmeleri, Cumhuriyetteki ortaklığa ihanet eden Rumların baskıcı ve aşağılayıcı siyasetine kesin bir tonla “dur” der.
     *     *     *
  
Bu adanın mağdurlar toplumunun serüvenini ileride tarihin penceresinden izleyenler, 1974 sonrasının ortamında da “mağduriyete mahkum kader”in değişmediğinin derin izlerini göreceklerdir. Savaş sonrasının ve ganimet furyasının nimetlerinden yararlanabilenlerin karşısında yine kendilerini mağdurlar sınıfının içinde gören karamsar kitleler oluşmuştur.
  
Ve günümüze gelecek olursak… Şu gittikçe yoğunlaşan mutsuz çalkantılara bakınız… Bu çalkantıların da temelinde yine hiç kurtulamadığımız o mağduriyet psikozu var. Mağduriyeti tarihi boyunca iliklerine dek duyan ve hep bir “kurban” gibi çırpınan bu toplum, şimdi de kendini güçlü Türkiye’nin mağduru gibi duyumsamakta ve ona göre yaygınlaşan tepkiler vermekte.
  
Hepimizi sarmalında tutan ve hasta eden bu mağduriyet psikozunu bertaraf edecek bir toplumsal tedavi yöntemi yok mu?.. İnsanlar kendilerini mağdur ve kurban olarak gördükçe nasıl mutlu olabilirler, başarıyı nasıl yakalayabilirler?.. Her şeyden önce bu psikozdan kurtulmamız gerek. 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.