1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Mağduriyet ve enklav sendromları…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Mağduriyet ve enklav sendromları…

A+A-

Geçenlerde, Kıbrıs Türk halkının tarihi boyunca mağduriyet psikozunun sarmalından hiç kurtulamadığını ve tarihinin her evresinde kendini “birilerinin kurbanı” olarak gördüğünü çeşitli örneklerin eşliğinde yazmıştım.
  
Akademisyen hukukçu ve sanatçı Tufan Erhürman’ı bir toplantıda dinlerken onun da toplumumuzdaki kronik “enklav sendromu”nu etkileyici örnekleriyle anlattığına tanık oldum. Görüşlerimiz arasındaki benzerliği yadırgamadım, çünkü her zaman aklın yolunun tek olduğunu düşünürüm.
  
Toplumumuzun hem mağduriyet ve hem de enklav psikozunun derin etkisinde olduğunu düşündüğümüzde, “ört ki ölem” hallerine nasıl düşmeyelim?.. Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersiniz?!.
  
Kesin olan şu ki, Doğu Akdeniz’in bu minik köşesinde sıkışıp kalan insanlarımızın benliğini kemiren zararlı psikozlardan arınabilmesi ve daha sağlıklı isler yapabilmesi için ciddi bir sosyal rehabilitasyona ihtiyaç var.
     *       *       *
  
Bir toplum düşünün: Kapandığı kendi yurt köşesinde varlığını sürekli olarak hep dış tehditlerin ve tehlikelerin hedefi olarak görmekte, kendisine dışarıdan yanaşan her kişiye ve unsura kuşku ve korkuyla bakmakta, uzun yıllar süren getto yaşamının içine kapanık nihilizmiyle kendine ve çevresindekilere olan güvenini de yitirmektedir.
  
Enklav psikozunda kendi içinden çıkan değerleri beğenmeyen, içine sindiremeyen ve “o da kim oluyor?” tepkisiyle burun kıvıran insanlar, öte yandan mağduriyet psikozunda da, dışarıdan gelen yaklaşımları tehlikeli ve yok edici görmektedirler.
  
“Dünyalı” olabilme iddiamız hep sözde ve gösteriştedir. Aslında bizim dünyalı olmaktan ödümüz patlıyor. Düşündürücü yaşanmışlıklar ve örneklerle yüklü mağduriyet ve enklav sendromlarımız da, bu gerçeğin en açık göstergesidir.
  
Ülkemize dışarıdan gelen yatırımlara gösterilmekte olan aşırı tepkileri de bu sosyolojik durumumuz açısından dürüstçe analiz etmeliyiz. Özellikle bu küresel kriz ortamında dış yatırımları hasretle bekleyen ve bu yatırımlara umut bağlayan ulusların ve toplumların yanında, bir de bizim dış yatırımcılara karşı göstermekte olduğumuz itici tepkilere bakınız!..
  
Ülkemize yapılacak yatırımların güvenilir olabilmesini sağlayacak yasaları, özgür irademizle meclise gönderdiklerimizden beklemeli ve kamuoyu denetimimizle onları yönlendirmeliyiz. Bunu ihmal ediyoruz, yapmıyoruz. Yaptığımız ne peki? Dış yatırımlara karşı toplumca tepkiler koymak, yatırımcılara saldırmak ve yöneticilerimizi de o yatırımcıların işbirlikçisi olarak suçlamak!..
     *      *      *
  
İşte bu bağlamda, genel toplumsal karakterimizin bir gereği olarak tarih her yatırım olayında tekerrür eder, bitip tükenmeyen bir “de javu olayı”nın içinde çalkalanıp dururuz.
  
Bizim toplum olarak yapamadıklarımızı, başaramadıklarımızı ve hatta inanılmaz beceriksizliklerle yüzümüze gözümüze bulaştırdıklarımızı dışarıdan birileri sermayesiyle ve donanımıyla birlikte gelip yapmak istediğinde, neden bu kadar tepkisel oluyoruz, eğer mağduriyet ve enklav  sendromlarından muzdarip değilsek?.. Yapılan her yatırım, yaratılan her ekonomik değer “yurdumuz” diye üzerine titrediğimiz bu ülkeye kalmıyor mu?..
  
Belleğimiz alabildiğine zayıf olsa da, dış yatırım korkularımızın ve tepkilerimizin yeni bir olay olmadığının altını çizmeliyim. 1974’ten sonra “Panama” diye tanıdığımız dev yatırım organizasyonu ülkemizde iş yapmaya kalkıştığında yer yerinden oynamış ve bu olay Osman Örek’in kısa sürede başbakanlıktan düşürülmesine vesile olmuştu. Yatırımlarda ülkemize çağ atlatan ve ilk kez devlet bütçemizin fazlalık vermesini sağlayan Asil Nadir’i ülkeyi “Nadirland”a çevirmekle suçlayanlar, eylemler ve grevlerle onun hızını kesmeye çalışanlar yine bizim insanlarımız değil miydi?.
  
Bu bağlamda örnekleri çoğaltmak mümkün. Asıl önemli olan korkularımızdan, kaygılarımızdan ve sendromlarımızdan arınarak, tam bir özgüvenle, dış yatırımların en verimli ve en esenlendirici olabilmesi yönünde çaba harcayabilmektir.


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.