1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Malezya Kraliçesine Açık Mektup
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Malezya Kraliçesine Açık Mektup

A+A-

Sevgili Malaylarım; 

Türkçe yazıyorum eşrafınızdan okunaklı bir arkadaş el yazısıyla Malayca‘ya çevirsin kolayca okunsun. Kuala Lumpur’un en Atatürk Meydanı’nda yüksek sesle duyurulsun. Bumiputralar mümkünse dinlemesin kendilerine baştan gıcık olduğumu belirteyim, oh ne ala memleketin Malaycası olsalar gerek ve fakat öyle Bumin Kağan görünümlü doğan Şahinlerden bizde de mevcuttur. Şükran arz ederiz efendim Ayşe Kadın’a, bu Şükran, henüz bilimselliğe vardıramadım ama Ayşe Kadın’ın kızı olabilir, çünkü Ayşe Kadının ağzında en sevdiği laf Şükran bu bahiste. Ve bu bahiste ‘sizi kurtardık’ demeye ramak kalmadan Ayşe Kadın’ın kızının ismi söylenmezse ramak sonrası pek azar efendim. Elbette herkesin tuttuğu Bumiputrası kendine ve fakat Cemaat-ül memleketlerinde üniversiteye sınavsız girdikleri görüldüğü gibi Memleket-ül sömürgelerinde de pek vergi verdikleri görülmez. Herkes bir ülke yarattığında neden Bumiputrası’nı da hop cebinden çıkarıyor acaba? Mesela o cepte neden tüm paralar Bumiputra iken bozukluklar azınlıklar ediyor, sizin de ileri demokrasi psikozunuz mu var lan yoksa? Ayrıca bu Bumiputralar neden sadece Malaylardan çıkıyor? Malayca konuştuğunuz için olabilir mi? Orada da mı ‘tek dil tek Malay tek Bumiputra tek devlet’ ile Malaycanın bölünmez bütünlüğü sağlanmaya çalışıyor? Aranızdan bir Bumiputra ile konuşmak istiyorum. Çok ciddiyim. Mümkünse bir diğer ziyaretinizde ‘Malayca okunaklı-Bumiputra korunaklı’ olan bir Malezyalı vatandaşınızı da yanınızda getirmenizi istiyorum.    

Sevgili Pahang Bölgesi Sultanının Eşi Hanımlar; 

Öncelikle Malezya kraliçesi olmadığınız halde Malezya Kraliçesi gibi ülkemize gelmeniz bizi hiç şaşırtmadı. Eğer gırgır şamata peşindeyseniz olmamış. Zira biz Ayşe Kadın ve kızı Şükranlar (bilimselliğe erişmiş bulunmaktadır kaynama noktasından yazıyorum) Bumin Kağanlar ve Bumin Kağan görünümlü doğan Şahinler, bizi bu şakalara ve gırgır hadisesine öyle alıştırdılar ki, sahte çıkmanız umurumuzda bile olmadı! (Rica ediyorum bu kısmı Malayca avaz bir tonda bağırarak ahaliye okumanız, zira bizde ünlem başlı başına yüksek sestir.) Şakayı planladığınız ve yaptığınız arkadaşlarınıza Malayca kahkaha attığınız halde Kıbrıslı Türkler için okunduğunda hiç de komik gelmediğini vurgulayınız. Biz kırk senedir her sabah uyandığımızda ne kadar komik gelmeyen şey varsa hepsinin acıklı bir ifadeyle söylendiğini duyarak büyüdük. Mesela bir kere bize kurucu Reis-i Cumhurumuz “Kıbrıslı yoktur” dedi ve ekledi “Eğer bu adada Kıbrıslı varsa o da Karpaz eşekleridir.” Siz şimdi şaka mı yaptığınızı sanıyorsunuz? 

Sevgili Malay görünümlü Pahanglılar; 

Buralarda sahte olmayan bişey kalmadı. Bir gülüşümüzdü kızgınlığımızdı küfrümüzdü adam gibi onu da aldılar. Alırken birazcık da olsa canı yanmaz mı insanın? Canı yandığı için ses etmez mi? Sessizce sahte olduk biz. Biz şimdi sahte olmayan bir şey görsek insan işi değildir sanırız. Buralarda gazeteler, gazeteciler, çok önemli sayın gazeteci abilerim, bazen onlara, yani ‘ne kadar sahte olmayı satanlardan’ bile daha ‘gönüllü sahte’ oluyorlar ya, hani sizin özelleştirdiğiniz ve kılıfına dokunulmasını bile zora soktuğunuz Bumiputralar gibi; hangi Bumiputra’nın arabasına binerse onun türküsünü çığıranlar. Keşke bu boktan şakayı yapmadan evvel birazcık bu ülkenin gazetelerine göz gezdirseydiniz. Çünkü biz yalnızca sahte olmakta değil boktan olmakta da şakanızdan pek daha ilerdeydik. 

Ayrıca takdim edilen isminizin gerçek isminizin olmaması ve bir bölgenin ismi olması ve bizim isminizin sahte olmayacağına inanmamız da gayet normal. Çünkü bizde olsa o bölge hemen çitlerle çevrilirdi ‘Dikkat Askeri Bölge Girilmez’ yazılırdı, devasa tabela konarak ‘Phang’ın Yeri’ diye de adlandırıldı. Bitti. Bu kadar. Orası zaten artık Phang’ın Yeridir ve doğal olarak o yerin sahibi de sultanın gerçek ismi olurdu. Yani kendisine ‘Sultana Phang’ derdi ve böyle seslenilmesini isterdi. Seslenmeyenleri de –başta belirttiğim gibi- çok azarlardı. Malaylarım benim, siz bu ülkede köylerin ‘gerçek’ isimlerinin topyekûn değiştirilerek ‘sahte’ isimlerle adlandırıldığını da mı okumadınız? Niye okumadınız? Okumadan şaka yazılır mı, yazılmaz. E canlarım benim peki oldu mu şimdi bu şaka? Bu şaka bizde kırkını çıkaracak, ne kaldı ki, kırk yıldır duyduğumuz şakayı bize yapmak ayıp değil mi?

Kuala Lumpur’un Atatürk Meydanı’na toplanan Malaylarım; 

Çocuklar şizofren doğuyorlar burada, insan doğmak ve insanca büyümek ne demektir bilmeden daha.  Çünkü babasının doğduğu köyün adı artık başka bir dilde yazılıyor. Çünkü bir yerden sonra o zaman anılar da büyüyemiyor. İnsan kendi tarihine yabancılaşır mı? Anılar büyüyemeyince sahtelikler büyüyor. O kadar tanımlayamıyoruz ki sahteliği, bizatihi şizofren eyleyen ‘sendika cumhuriyeti gibi bir şey’ diyor. Biz Malaylarım hep ‘gibi bişey’ olduk. Bütün çocuklarımız hep gibi bişey var diye büyüdü, büyüyecek. Ama onlara bunların hayat olduğu, yaşamak olduğu, insanca bir şey olduğu inandırılmaya başlandığı andan itibaren işte, hepimizi ‘orada bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür’ demeye inandırdılar. Öyle bir köy yoktu Malaylarım. Hiç yoktu. Belki şizofren edenin dediği gibi ‘öyle bir köy uzakta var gibi’ ‘öyle bir köy sizin olabilir gibi’… 

Sevgili Malaylarım, o yüzden sizin oralarda Bumiputralar bizim buralarda da sahteliğe gerçeklik katıp inandırmaya çalışılanlar şaka yapmayı bırakmadıktan sonra daha çok acıklı hikâyelerimiz olacak.  Şu hani “her şey başlangıçta gaz bulutuydu” diye başlayan bu yerde sonunu “her şey güçlünün güçsüzü ezmesidir” diye bitirmeye çalışanlara ‘sahtelikle inanmaya’ devam edersek ve ‘insanın hakikatine’ yüzümüzü çevirmezsek sonunda ‘insan kaybedecektir’ canım Malaylarım. Ki bak, onun ülkesi olmayacak, olmuyor da.    

Sevgili Malayca konuşan Malaylarım; 

Çek Tiyatro yazarı ve siyasetçi Vaclav Havel insancıl bir dünyayı “bankacılar kadar şairlerin sesinin de güçlü çıktığı bir dünyadır” şeklinde tarif etmişti. Ve sanırım şu tümceleri de, Kuala Lumpur’un Atatürk Meydanı’nda da olsa, Malayca konuşsak da konuşmazsak da, Malay görünümlü Pahang olsak da olmasak da dünyanın her meydanında aynı tınısını verir ‘insan sesinin’ “Totaliterliğin yeni yüzü insan hayatının her alanına dokunuyor. Sistemin ikiyüzlülüğü ve yalanları hayatımızın her köşesine siniyor. Bireyin kıyasıya aşağılanması, özgürleştirilmesi kisvesiyle sunuluyor. İnsanları bilgiden yoksun kılmak, bilginin yaygınlaştırılması diye adlandırılıyor. Yönlendirilmek için kullanılan iktidar gücü, halkın gücü kullanması olarak nitelendiriliyor. İktidar gücünün keyfi kullanımı yasaların uygulanması oluyor. Baskı kültürü gelişme olarak paketleniyor. İfade özgürlüğünden yoksun bırakmak özgürlüğün en ileri noktası diye yansıtılıyor. Bu sistem kendi yalanlarının kölesi olduğu için her şeyi çarpıtmak zorunda. Geçmişi çarpıtıyor. Şimdiyi çarpıtıyor. Geleceği çarpıtıyor. İlkeleri olmayan ve hayatın her alanına sızan bir polis devleti olmadığını iddia ediyor. Bu sistem insan haklarına saygılıymış rolünü yapıyor. Kimseye en ufak bir baskı uygulamıyormuş rolünü oynuyor. İnsanlar bu yalanla yaşamak zorunda değil…” 

Bu şakalarla yaşamak zorunda değiliz Malaylarım. Ayrıca sevgili Malaylarım, bir daha böyle de şaka istemiyorum memleketimde. Yeterince yapıldı zira. Çok lazım gelirse yapılmışlarına bakar bakar güleriz biz. 

Sevgiyle kalın.           

Malay gözlerinizden öperim.  

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.