1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Mali protokol uygulanıyor!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Mali protokol uygulanıyor!

A+A-

Tartışmalı ekonomik paket, kısa süreli sessizlikten sonra yeniden sıcak gündemi meşgul etmeye başladı.

Göreve başladıktan kısa süre sonra mali protokolün mutlaka uygulanması yönündeki görüşlerini tekrarlayan Büyükelçi Halil İbrahim Akça, doğal olarak, hazırlık aşamasında rol aldığı ve aslında Kuzey Kıbrıs ekonomisinin “terbiye” edilmesi gerektiğini düşünürken, bu paketi sahiplenecek ve muhalefet edenlere karşı da eleştirel olacak.

Akça, bir süre önce çok tartışılan Fortune dergisine yaptığı açıklamalara nazaran daha ılımlı cümlelerle eleştirse de Kuzey Kıbrıs ekonomisini, aslında temel düşüncelerinin değişmediği ve yapılan bunca muhalefeti de fazla dikkate almadığı ortada.

Akça, dün DAU’de bir konferansta konuştu.

Peki ne dedi?

Temel olarak, hantal kamu yapısının mutlaka değişmesi gerektiğini söyledi. %85 oranında bütçeden pay alan kamu emeklisi ve çalışanların bu payının olması gereken düzeye düşürüleceğini de söyledi.

Ne kadar bir kısıtlama olacağına ilişkin kesin rakam vermese de “bedeli Türkiye ödesin” şeklinde yerleşmiş anlayıştan şikayet etti.

Belki bir anlamda “besleme” zihniyetini kibar bir dile yeniden eleştirdi.

Çünkü belli ki, Türkiye üst düzeyi, Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs ekonomisi ile ilgili gerçekten de böyle düşünüyor. Kullanılan ifadeler ne olursa olsun, ister teamül içi ya da dışında olsun, aslında temel anlayış değişmiyor.

Türkiye artık bu yapıyı besleyecek ve sürdürecek parayı vermek istemiyor.

Ve vermeyecek!

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Halil İbrahim Akça’ya bir cevap niteliğinde, Kıbrıslı bir pakete ihtiyaç olduğunu bir kez daha yineledi.

Akça’nın siyasilerin pakete karşı çıkmak yerine, bunu sahiplenip, diyet ödemeyi göze almaları gerektiğine ilişkin sözlerini de cevaplayan Denktaş’ın en dikkat çekici sözleri, “vesayet altında siyaset olmaz” ifadeleriydi.

Ne yazık ki, Kuzey Kıbrıs’ın sürdürülemez ekonomik yapısına karşı dışarıdan bir dayatma yerine, kendi yapımıza uygun kapsamlı bir planın hazırlanması gerekliliği üzerinde duran sendikal hareket ve siyasi partilerin muhalefetlerini etkin şekilde yapmaya çalıştıkları birliktelikleri, artık yok denecek kadar cılız bir noktaya geldi.

Zaten en başından dikkate alınmayan muhalefet, bu ayrışmalardan sonra, şımarık siyasilerin karşı çıkışından öteye geçemiyor, belli ki birilerinin gözünde.

Peki Kuzey Kıbrıs ekonomisi bu haliyle devam edebilir mi?

Bu konuda ciddi bir fikir birlikteliği var.

Kuzey Kıbrıs ekonomisi bu haliyle sürdürülemez!

Ancak mevcut paketle, peşkeş niteliğindeki özelleştirmeler ve sadece kamuya odaklı tedbirler de bu ekonomiye çare olamaz.

Bugün özelleştirmenin ilkesel olarak da ana savunucuları konumunda olan iş insanları bile özelleştirmelerden endişe dile getiriyorlar.

Nedeni ise açık.

Kurumsallaşamamış ve yeterince gelişmemiş yerli sermaye, yabancı sermaye özellikle Türkiye’den gelecek olan sermaye karşısında eriyebilir.

O yüzden Ticaret Odası, Kıbrıslı bir özelleştirme modeli talep ediyor!

Yerli sermayenin gelişmediği ve korunmadığı ülkeler, kendi ekonomilerine de sahip olamazlar. Nitekim Kuzey Kıbrıs’ta aslında yaşanan, her şeye rağmen sivrilmeye çalışan sermaye yapısının da Türk sermayesi karşısında geri çekilmesi.

Örneğin turizm sektöründe bu yaşandı.

Verilen cazip teşvikler ve kasino izinleriyle birlikte adaya davet edilen Türk sermayesi karşısında haksız rekabete uğrayan yerli turizmciler teker teker iflas noktasına geldi.

Halil İbrahim Akça’nın büyük bir şans olarak tanımladığı yüksek öğretim konusunda da durum farklı değil. Türkiye’den gelen öğrenci sayısı giderek azalırken, Türkiye’nin devlet üniversiteleri davet ve teşviklerle adaya geliyor.

Dahası henüz rüştünü ispatlayamamış bir Tıp Fakültesi için dev yatırımlar yapılmışken, Türkiye’den gelecek bir başka Tıp Fakültesi’nden de bahsedilebiliyor.

Akça, limanların Çanakkale geçilmez” gibi pahalılığından bahsediyor da nedense Mersin kapısının çalışmamasından bahsetmiyor.

Türkiye’nin 2050 yılı ekonomik büyüme tahminlerinden bahsediyor ama Kuzey Kıbrıs ekonomisinin alınacak tasarruf tedbirleri ve kısıtlamalar dışında nasıl gelişeceğine ilişkin bir öngörü koymuyor.

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında imzalanan mali protokol kalem kalem uygulanmaya devam edecek gibi duruyor.

Muhalefet partileri ve sendikalar kendi aralarındaki anlamsız rekabeti ve çekişmeyi bırakıp, kapsamlı bir plan üzerinde çalışma yapmadıktan sonra da sanırım artık şikayet edecek çok da fazla enstrümanımız kalmayacak.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.