1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Maraş ve Limanlar
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Maraş ve Limanlar

A+A-

Kıbrıs sorunu olağanlaştırılmış bir çözümsüzlük sürecinde gündem olmaya devam ediyor. 2008’den beri devam eden görüşmeler, yazık ki, beklenen ivmeyi kazanamamakta, dahası her seçim süreci de donma aşamasına girmekte.

Şimdi bu aşamalardan biri daha yaşanıyor.

Ancak BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un, Haziran’ın ikinci yarısında liderlerle üçlü bir görüşme için bir araya gelmeye hazırlandığı haberleri, yeniden gözleri BM inisiyatifine çevirdi.

Haziran ortası, Türkiye ve Güney’deki seçimler sonrasına denk geliyor.

Dolayısı ile seçim zemininden çıkıldıktan sonra, uzun süredir tıkanan süreç için yeni bir inisiyatif alınabilir.

Tam da bu aşamada, bir süre önce Kıbrıs’ta kısa vadede çözüm öngörmediğini ortaya koyarak, Maraş konusunda bir açılım yapılması gerekliliğine işaret eden Mağusa İnisiyatifi, bir bildiri yayımladı.

Bildiriyi, biraz da milletvekillerinin Avrupa Parlamentosu ziyaretlerinde Maraş’ın ancak bütünlüklü bir çözümün parçası olabileceğine ilişkin açıklamaları motive etmiş olabilir.

Bu da doğal!

Çünkü siyaset şu anda Maraş konusunda yeni bir açılım yaratma noktasından uzak görülüyor. Bunun bir sebebi de yıllarca resmi ve ortak politikada verilecek olan bölge olarak işaret edilip, bütünlüklü çözümün parçası olması gerekliliği görüşü yerleşince ve Rum tarafı da buna bir karşılık verme noktasından uzaklaşınca, siyaset açısından radikal sayılabilecek adımlar atmak kolay olmadı.

Maraş’ı tartışmak daha da önemlisi, Maraş konusunda bir açılım yaratmak kolay değil.

Ancak bu süreçte mutlaka müzakerelere bir yön vermek adına, önemli bir yapı taşı olma özelliğine sahip aslında, Maraş.

Kıbrıs konusuyla ilgili yakından ilgilenen, saygın uluslararası düşünce kuruluşlarından, Uluslararası Kriz Grubu, son raporunda, Kıbrıs sorununun çıkmaza girdiği tespitini yaparak, belli öneriler oraya koyuyor.

Bu öneriler arasında Maraş da var.

Buna göre, Türkiye 2005’de imzaladığı Gümrük Birliği Protokolü’nün gereklerini yerine getirerek, hava ve deniz limanlarını Rum tarafına açacak.

Türkiye bu konuda bir karşılıklılık siyaseti yaratarak, bunun ancak Ercan’ın ya da Mağusa Limanı’nın uluslararası uçuşlara açılması kaydıyla yapılabileceğine işaret ediyor.

İşte Uluslararası Kriz Grubu da tam bunu söylüyor ve Mağusa Limanı ile Ercan’ın AB denetimi altında, uluslararası trafiğe açılması gerekliliğine işaret ediyor.

Türkiye Gümrük Birliği konusunda, eninde sonunda bir adım atmak zorunda. Seçimler sonrasında, Türkiye’nin AB ilişkilerinde atacağı ilk adımlardan birinin, limanlarla ilgili olması bekleniyor.

Çünkü Türkiye her ne kadar kendi kurallarıyla AB oyununu oynamak için ısrarcı olsa da ki, bunu hatırı sayılır ölçüde başarmış durumdadır, bu hedeften vazgeçmediği ölçüde, yükümlülüklerini de yerine getirmek zorundadır. Ve limanlar konusu, 6 yıllık bir raf sürecinde hala beklemekte olan kronik sorunlardan biridir.

Şu anda fiili olarak aslında ilerlemeyen AB-Türkiye ilişkilerini de çözecek yegane adımdır.

Kriz Grubu, bunlara ek olarak, Maraş’ın da geçici BM gözetiminde sahiplerine devredilmesini öneriyor.

Buraya kadar bakıldığında, aslında bütün bu önerilerin çeşitli şekillerde gündeme daha önce de geldiğini görüyoruz.

Güver Artırıcı Önlemler paketinde de benzer öneriler gündemdeydi. Talat-Hristofias görüşmelerinde de gayrı resmi olarak, Türkiye limanlarına karşılık, Ercan, Mağusa ve Maraş üçgeni gündeme gelmişti.

Ne var ki, tarihte bu konuda ortaya konulan öneriler, her iki tarafın da çeşitli zamanlarda muhalefeti nedeniyle ileriye götürülemedi.

Kıbrıs sorununun çıkmaza girdiği su götürmez bir gerçek! Dahası bu çıkmaz olağanlaştırılarak devam eden görüşmeler de sanki, ayrı bir statüko yaratmış gibi duruyor.

Bu durumun mutlaka değiştirilmesi gerekliliği açıktır!

O yüzden belki arık bundan sonra siyasetin daha radikal adımlar atılabilmesi için zemin yaratmaya da çalışması gerekiyor.

Umut, seçimler sonrası, Türkiye Limalar konusunda yaratacağı açılımla, çözüm sonucunu da zorlayacak şekilde, adımlar atabilsin.

Maraş, uluslararası arenada da Türk tarafının yeninden süreci sürükleyen proaktif siyasetinin bir unsuru olabilir.

Ama daha da önemlisi, nihai çözüme engel olmak yerine, formüle edildiği takdirde nihai çözüme anahtar olabilir!

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.