1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Meclis denilen...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Meclis denilen...

A+A-

Geçen dönem milletvekili idim… Dönemin son konuşması da bana aittir… “Bu hali ile bu mecliste bulunmaya can atmıyorum” demiştim… Tutanaklarda duruyor… Geçen gün, sanırım ne demek istediğim ortaya çıktı…

Meclis ve hele de kürsü, demokrasinin “Kâbesi”dir… Orada köy kahvesindeki tartışmadan daha alt düzeyde bir faaliyet sürdürürseniz, ondan sonra “halk bize saygı göstermiyor” diye ağlaşmaya, hakkınız yoktur!

Dünya parlamentolarında, kürsü, milletvekillerinin zekâlarını, bilgilerini, konuşma yeteneklerini sahneledikleri bir platformdur. 

Örneğin İngiliz Avam Kamarası’nda bir gün, bir milletvekili, “Bu meclisin yarısı namussuzdur!” dedi kürsüden… Kıyamet koptu… Başkan, “Sayın milletvekili, sözünüzü geri almazsanız, sizi dışarı çıkaracağım” dedi… Milletvekili, sözünü geri aldı! “ 
Sözümü geri alıyorum! Bu meclisin yarısı namusludur!” Alkış, heşaye arasında konuşmasını tamamladı! Ne dediğini, tutanakları okuyunca anladılar…

Ayni mecliste, bir gün bir kadın milletvekili, Winston Churchill’e lâf attı… “Allahtan eşim sizin gibi bir alkolik değil!” Churchill kürsüden cevap verdi, “Madam, Allahtan eşim değilsiniz, yoksa suratınızı görmemek için içmekten, ölürdüm!”

Çetin Altan’ın TBMM’de sözünü kesmeye çalışan başkan Bozbeyli’ye söyledikleri, tarihe geçmiştir: “Sayın başkan, sizinle benim farkım, bir marangoz hatasından ibarettir!” Mustafa Kemal’in, Erzurum mebusu H.A.Ulaş’a söyledikleri de: “Burası, köy kahvesi mi?”

El âlemin meclisinde, iktidar olsun, muhalefet olsun milletvekillerinin tartışması, bir zekâ oyunları gösterisidir, eski Yunan’dan beri… Platon’un Politika okulundaki ilk ders, Retorik idi… Konuşma sanatı! Roma meclisinde, Çiçeron’un konuşmaları, hâlâ güzel konuşma sanatının örneği olarak, okunur…

Biz, her konuda sap ile samanı karıştırdık ya?!

Bizim mecliste, “uzun konuşma” övülür… Ne söylendiği, nasıl konuşulduğu değil! Süresi… Bütçe konuşulurken, sen çık Lâz fıkrası anlat! Ne istersen söyle… Bir aydır bütçe tartışılıyor, bakın bakalım kaç tane hatip, üç tane rakam konuştu? Çık, diline geleni söyle… Televizyonda seni görsünler… Ertesi gün, gazeteler bir de uzun konuştun diye seni övsünler… Bunalıp dışarı çıkanı “eleştirsinler”!

Siyasette hitabet, çok önemli bir niteliktir ama yoksa da yoktur… İncir ipi ya da Aydın havası diye bazı şeyler de vardır…

Bu bakımdan, Çakıcı’yı eleştirdiğim sanılmasın! Meclis’te moda budur… Ben, konuşmaların yerinden yapılmasını ve sınırlı zaman aralığında olup, konu dışına çıktığı anda kesilmesini savunurum örneğin!

Ama bir milletvekilini, kürsüden ite kaka indirmek vulgerliği, Tayvan’da bile görülmez… Böyle bir rezaleti tahayyül edebilmek için, UBP’li olmak bile yeterli değil… Havsalam almadı… Bu arkadaşlar direnseler de örneğin o sarı saçlı hanımı göğsünden itselerdi, eteklerini kafasına giyince ne olacaktı? Linç mi edileceklerdi? Buna da gücünüz var mı? Adam bir de “çeke çeke indiririz” diyor! Peki sen şiddet uygulama özgürlüğünün sana mı ait olduğunu sanıyorsun? Bu yol olur da başkası da sana uygularsa, burası neye döner? Ve şiddetin sınırını belirleme hakkı kime aittir?

Bir an önce şu “Çarşaf” liste meselesi gündeme getirilmelidir. Yoksa gidelim, yasaları kahvelerde yapalım… Düzey emin olun daha yüksek olur…

Milletvekili misiniz? Holigan mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.